Merkez Bankası Başkanlığı'na 7 Kasım 2020 de atanan Naci Ağbal'ın geçen 100 gününde attığı politika adımları ve yaptığı değişiklikler geçen haftaya damgasını vurdu. Sayın Ağbal, Türkiye'de daha önce devlet kademesinde ekonomi ile ilgili birçok görevde bulunmuş, mali disiplini öne alan bir maliye bakanı olarak görev yapmış önemli bir kişidir. Başkan değişikliği ile birlikte, Merkez'in izlediği (para) politikasında makas değişimi olup olmayacağı merak ediliyordu.
Piyasanın, önceki (siyasi) görevlerinden dolayı ne kadar bağımsız olabileceği ve kariyerinde Merkez deneyimi olmaması gibi kendisi ile tereddütleri bulunan Ağbal hakkında, şahin mi güvercin mi? tartışmaları yapılıyor. Çoğumuz biliyoruz ancak yine de tekrarda yarar var. 'Şahin' kavramı sıkı (sert) para politikası izleyen ve buna bağlı olarak faizleri yüksek tutan başkanlar için kullanılırken, 'güvercin' terimi parasal genişleme politikası uygulayan ve faizleri düşük tutmak isteyen başkanlar için kullanılıyor. Bizim başkanın hangi kategoride olduğuna veya ne kadar şahin ne kadar güvercin olduğuna bakmadan önce Sayın Başkan'ın uygulamalarına biraz göz atalım. Önce genel çerçeveyi çizelim. Başkan'ın özellikle vurguladığı başlıklar şunlar:
Parasal sıkılaşma, para politikasında sadeleşme, fiyat istikrarı (%5 enflasyon hedefi), şeffaflık ve öngörülebilirlik ve Merkez'in rezervlerin güçlendirilmesi. Bunların hemen hepsi piyasanın (oyuncularının) istediği başlıklar. Şunu da sorgulamadan edemiyorum: Acaba piyasa oyuncularının istediği (işine gelen) bu başlıkların, doğrudan veya dolaylı ekonomiye veya genel anlamda topluma bir maliyeti-külfeti var mı? Veya herkesin istediği (işine geldiği) şeyler mi? Bu başka bir yazı konusu.
Göreve gelir gelmez ve akabinde piyasa oyuncuları ile toplantılar yapması, fiyat istikrarını sağlamak için tüm araçların kararlılıkla kullanılacağını "bastırarak" ifade etmesi, TL'nin atandığı Kasım ayı başından bu yana olan performansı (değer kazanması) hesaba katılırsa, "şahin" değerlendirmesi yapmak mümkündür. Her ne kadar, Bloomberg'ten okuduğum araştırmaya göre, 12 yerli ve yabancı uzmanın medyan (ortalama) görüşüne göre, 5 üzerinden 3 ile şahin olduğu yönünde ise de bence bu oran daha yüksek. Neden mi? En önemli gerekçem, yeni yönetimin, faizleri piyasaların beklediği (hatta beklenenin üstünde) oranlarda, ilk toplantıda %15'e, daha sonra da %17'ye çıkarması. Buna ek olarak son toplantıda ifade edilen faiz indiriminin konuşulmasının "çok erken" olduğunun açıklanması.
Hakkını verelim. Ağbal'la birlikte yeni yönetim, herkesin arzuladığı şekilde, hükümet, TESK, TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD gibi meslek örgütleri, yatırımcılar, bankalar ve ilgili taraflarla irtibatta kalarak, fikir alış verişlerini de ihmal etmiyor. Bu Ağbal ve ekibi adına çok önemli ve beklenilen bir tarz. Devamını bekliyoruz.
Ancak merak ettiğim ve sorguladığım konu, yeni yönetimin, yüksek faizle enflasyonla mücadele veya ekonomik büyüme hedefleri için faizleri indirme arasında yapacağı seçim sırasında nasıl bir yol izleyeceği. Bence, yazımızın başlığı asıl o zaman gerçek cevabını bulacaktır. İzleyip, göreceğiz.
- Bari burada yapmayın!! / 09.08.2021
- Keşke dokunmasaydım! / 24.07.2021
- Rusya yaptı da ya biz? / 02.07.2021
- Birisi işsizlik mi dedi? / 15.06.2021
- Korkmalı mıyız? / 17.05.2021
- Pandemi turnusolu / 05.05.2021
- Sanal vurgun / 27.04.2021
- Olması gerekendi / 20.04.2021
- Yeni başkanın ilk sınavı / 12.04.2021