Ülkemiz hem dış siyasette, hem de iç siyasette derin sınavlardan geçiyor. Dış politikada 70 yıldır dost, müttefik dediği ABD ve AB ülkeleri tarafından yalnız bırakılan, hedef haline getirilen bir Türkiye var karşımızda.
İç politikada bir taraftan Cumhur, diğer taraftan Millet ittifakı diye iki yapı oluşturulmuş ve insanımız bu iki çember içerisine alınmak isteniyor.
Çemberleri kuranlar, birbirlerine ve oluşturdukları yapılara öfke, nefret, hakaret dolu söylemlerle ötelemeye hatta hain ilan etmeye kalkıyorlar.
Bu derin bir kopuştur, büyük bir çatlaktır. Böyle bir ayrışma ekonomik tetikçilerin eliyle çatışmaya dönüştürülebilir. Vazgeçin bu yoldan.
Bir diğer çatışma alanı ise her zaman olduğu gibi din, tarih ve Atatürk üzerinden yapılıyor. Oysa bu başlıklar ortak değerdir. Tarihten ders alınır, din yaşanır, liderler ise aynadır.
Tarihe iftira atmak, dini kullanmak, liderleri itibarsızlaştırmak ancak ahmak kişilerin, geri kalmış toplumların ve bu toplumlara hükmetmek isteyen çözümsüz iradelerin işidir.
Bu noktada Atatürk'e özel bir başlık açmak istiyorum.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın, 10 Kasım 2018 tarihli Yeni Mesaj gazetesinde yayınlanan şu tespitleri kulağımıza küpe olmalıdır:
"İnanınız, hiçbir millet, ona bağımsızlık ve bir devlet armağan eden kurucusunu bizim kadar eleştirmez.
Türk Milleti ile kurtarıcısı ve devletinin kurucusu arasında önemli bir set vardı.
Araştırmalarımıza göre; Osmanlı'nın bizzat ortaya koyduğu, Cumhuriyet döneminde de İngiliz ve Yunan ajanlarının sahip çıktığı, henüz Ata hayatta iken başlayan ve esasen millet için tezgâhlanan 'dinsizdir' yalanı idi bu set.
Cumhuriyet döneminde Ermeni, Yahudi, Rum azınlıkların bu fitneyi devamlı halka pompaladığı görüldü.
Bu yalanı Atatürk, Filistin hakkındaki konuşmasında kendi de şöyle dile getirir: 'Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet'e lakayt olmakla itham edildik. Fakat bu ithamlara rağmen Filistin konusunda Peygamberin son arzusunu, yani mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız.'
Böylesi büyük insana iftira atmak zulümdür. Biz bu zulme ortak olmadık, olmayacağız ve zalimlerle mücadele etmeye devam edeceğiz.
Ruhun şad olsun büyük insan. Seni rahmet ve özlemle anıyoruz."
Ben şu soruyu sormak istiyorum; milletimize, Atatürk'ü farklı tanıtmak isteyenler, Atatürk karşıtları mı yoksa Atatürkçü geçinenler mi?
Farklı bir cevap yöntemiyle sonuca gidelim;
Örneğin kendini, Atatürkçü olarak tanımlayan siyasetçilerin, sanatçıların Atatürk'ün her hafta farklı camilerde kıldığı Cuma namazlarına kendilerinin de, o camilere gidip, Atatürk için dua ettiklerini gördünüz mü, duydunuz mu?
Atatürkçüyüm, diyenlerin ağzından, yazılarından, kitaplarından Atatürk'ün soyunun Ehl-i Beyt'e dayandığını, anne ve baba tarafından 10'a yakın şeyh olduğunu duydunuz, okudunuz mu?
Veya Atatürk'ün bir Bektaşi Dedesi, Kutbu'l Aktab olduğu ve bu gerçeği Nutuk'ta yazdığını, Atatürkçüler neden hiç anlatmaz?
Bu kesim Atatürk'ün bizzat kendisinin, onlarca hutbe hazırladığını ve bizzat okuduğunu da yazmaz, anlatmazlar. Neden?
Atatürk'ün savaşlara, Peygamberimizin (s.a.v) ve İmam Ali'nin (a.s) dualarıyla gittiğini, askerlerine bu duaları öğrettiğini, Peygamberimize olan hayranlığını yine ismi öne çıkmış hiçbir Atatürkçüden duymaz, okumaz, görmeyiz. Neden?
Bu soruların cevaplarıyla bir gerçek ortaya çıkıyor; namaz kılan, Kur'an okuyan, Hz. Muhammed'e hayran, soyu Ehl-i Beyt'e dayanan, İslam hakikatini bazı kişi ve anlayışların tekelinden kurtararak, o saf haliyle milletimize sunma gayretinde olan Atatürk'ten hem Atatürkçüyüm diyen çoğu kimseler ve kurumlar ve de dinci anlayışlar rahatsız oldu.
Ama bizler gerçek Atatürk'ü tanıdık ve tanıtıyoruz. O, bu milletin birlik harcıdır. Bu harcı sulandırmanıza müsaade etmeyeceğiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025