Biz millet olarak genel itibari ile kaderciyiz. Hayatımızdaki birçok olayı kadere bağlarız. Gerçekleşen ve gerçekleşmeyen hayallerimiz, yaptıklarımız veya yapamadıklarımız gibi birçok olayı kaderle özdeşleştiririz. Yine yoksulluğa da kaderimizdir deyip, yıllardır yokluğun altında eziliyoruz. Oysaki yoksulluk değiştiremeyeceğimiz bir olgu değil, yaptığımız yanlışların ve tercihlerimizin bir sonucudur.Kader, yüce Allah'ın iradesine bağlı oluşan ve bir kulun asla değiştiremeyeceği hadiselerdir. Yüce Allah insana akıl ve irade kabiliyeti vermiştir. Yani kendi aklî iradenle, iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edebilme kabiliyetin var. Buna bağlı olarak, insanın kendi iradesiyle değiştirebileceği hadiseler de var. Sonuç olarak insan kendi tercihlerinin sonuçlarını yaşamaktadır.Özellikle yoksulluk bizim cennet vatanımızda kader değildir. Çünkü yüce Yaratan bizim vatanımıza öyle zenginlikler vermiş ki bunlara ne kadar şükretsek az. Vatanımızın üç tarafı denizlerle çevrili, bol güneş alıyor ve dört mevsim yaşanabiliyor. Sonra ne eksen bitiren verimli topraklarımız var. Topraklarımızın üstü kadar altı da zenginliklerle dolu. Toprağın altında ne mi var? Türkiyemizi kıyamet sabahına kadar bakacak karnını doyuracak madenlerimiz. Altınımız, gümüşümüz, bakırımız ve bor gibi daha burada saymadığım çeşit çeşit değerli madeni yer altında bulmamız mümkündür. Güneydoğu bölgemiz petrol denizi adeta ve daha sayamadığımız birçok zenginlikler mevcut cennet yurdumuzda.Peki, hal böyleyken yurdum insanının yüzde doksanı niçin yoksulluk içinde ve hatta açlık sınırı altında yaşam mücadelesi vermek zorunda kalıyor? El cevap; halk olarak yaptığımız kötü tercihlerin sonucu, işin ehli insanları başımıza yönetici yapamadığımız için. Dedik ya insan kendi tercihlerinin sonucunu yaşar. Ancak çaresiz değiliz. Bu makûs kader denilen yoksulluğu değiştirmek bizim elimizdedir.Bugün bizlere, Oğuz Kağan gibi "Yurdumda fakirlik suç sayılsın" diyen bir çözüm insanı var. İlim adamı Prof. Dr. Haydar Baş, yazdığı ekonomi modeli ile değil Türkiye'nin, dünyanın yoksulluğuna çare bulmuş ve insanlığın hizmetine sunmuştur. Bugün Rusya Haydar Baş Bey'in Milli Ekonomi Modeli'ni ülkesinde uygulayarak düştüğü yerden kalkıp Amerika'ya kafa tutar duruma gelmiştir. Aynı zamanda bu model dünyanın birçok ülkesinde de uygulanmaya başlamış ve uygulandığı ülkelerde refah seviyesi yükselmiştir.Bizim ülkemizin sorunu ise, kaynak sorunu değil; aksine var olan kaynaklarımız hiç harekete geçirilmemiş ve Türk Milleti hazine üstünde oturan dilenci haline getirilmiş, ne yazık ki? İşte, Prof. Dr. Haydar Baş Bey Milli Ekonomi Modeli ile yer altı ve yer üstü kaynaklarının nasıl harekete geçirileceğini milletin yararına nasıl kullanılacağını ortaya koymuştur.Ey Türk Milleti eğer "Milli Ekonomi Modeli'ni" iktidar edersen, artık yoksulluk senin kaderin olmayacak. Kapının arkasına 'elveda fakirlik hoş geldin zenginlik' yazacaksın.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Nesrin Açıkgöz / diğer yazıları
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 09.03.2022
- Bağımsız Türkiye Partiliyim, çünkü ben bir esnafım! / 17.02.2021
- Türk Lirasının esareti / 30.05.2015
- Niçin zengin olmayalım? / 21.04.2015
- Seçim derdi mi, geçim derdi mi? / 14.04.2015
- Musalar ve firavunlar / 14.02.2015
- Bağımsız Türkiye Partiliyim, çünkü ben bir esnafım! / 17.02.2021
- Türk Lirasının esareti / 30.05.2015
- Niçin zengin olmayalım? / 21.04.2015
- Seçim derdi mi, geçim derdi mi? / 14.04.2015
- Musalar ve firavunlar / 14.02.2015