Önceki gün ekonomiden (pardon hükümetten) sorumlu bakan Kemal Derviş, Hükümet ortaklarından habersiz IMF'ye sunduğu Niyet Mektubunu açıkladı.
Arkasından IMF İcra Direktörleri Niyet Mektubunu onayladığını ve Türkiye'ye 15.7 milyar dolarlık kredi açtığını duyurdu.
Bizimkilerin sevinçten hemen ağzı kulaklarına vardı. Oysa IMF, 15 günde 15 yasayı çıkarttıktan, Türkiye'ye istediği şartı dayattıktan sonra sadece 3.9 milyar dolarlık dilimi hemen gönderiyor, 11.8 milyar doları ise her ay yeni şartlar dayatarak gıdım gıdım göndereceğini ifade ediyordu.
Hortumları kesilen mütareke medyası bu olup bitenleri "Müjde! Yeni bir Türkiye doğuyor" naralarını atarak selamlıyordu.
Hortumcu Mütareke Medyasına göre Derviş sayesinde "anlayış değişiyor, kurallar değişiyor, sistem değişiyor..." Ekonomik krizin küllerinden güçlü bir Türkiye çıkıyordu.
Gerçekten anlayış değişiyordu ama bu anlayıştan güçlü bir Türkiye mi yoksa diz üstüne çökertilmiş Türkiye mi çıkıyor, o konuda rivayet muhtelifti.
Derviş sayesinde gerçekten anlayış değişiyordu.
Eskiden siyasetçiler üretim, yatırım vaadinde bulunur, işsizlik ve gelir dağılımının düzeltileceğinden dem vururlardı. Hiç olmazsa söylemleri doğruydu.
Şimdi ise, "borçla yönetim anlayışı" daha bir perçinleniyordu.
Kurallar da değişiyor, doğru.
Eskiden yasaları, ya milletvekilleri sunar ya da hükümet teklif eder Meclis onaylardı.
Şimdilerde ise, IMF teklif ediyor, ABD Başkanı geceyarısı Meclis'e indiriyor, milliyetçi iktidarın vekilleri şıkır şıkır onaylıyordu.
Sistem de değişiyor artık. Eskiden egemenlik milletindi. Şimdi ise hükümet dahi "egemenliğin Avrupa Birliğine" devredebileceğini, bunun için gerekli anayasal değişikliklerin yapılacağını söylüyor.
Şeker, tütün topyekün tarım, elektrik, doğalgaz topyekün enerji, cep telefonu, Telekom topyekün iletişim, havayolu, boru hattı topyekün ulaşım ve petrol sektörleri yabancılara satılmış bir Türkiye... Ve bu yabancı firmaların sponsorluğunda Doğu Anadolu'da Ermenistan, Güneydoğu'da Arz-ı Mev'ud, Karadeniz'de Pontus, İstanbul'da Fener-Bizans, Ege adalarında Yunan, Kıbrıs'ta Rum egemenliğini kurmak için seferber olmuş sivil toplum kuruluşları ve Düvel-i Muazzama'nın gözetiminde bir Türkiye...
Bu Türkiye'nin neresi güçlü? Neyse ki 19 Mayıs'a az kaldı. 19 Mayıs'tan sonra 20 Mayıs geliyor. 20 Mayıs'ta Ulusal Bağımsızlık için Türkiye Mitinginde Türk bayrağının dalgalandıralım.
20 Mayıs'ta İstanbul'da Çağlayan meydanına çağıldayarak yürüyelim ki üzerimize çöreklenmiş mandacı bulutları dağıtalım.
Haydi koşun, ne duruyorsunuz.
Arkasından IMF İcra Direktörleri Niyet Mektubunu onayladığını ve Türkiye'ye 15.7 milyar dolarlık kredi açtığını duyurdu.
Bizimkilerin sevinçten hemen ağzı kulaklarına vardı. Oysa IMF, 15 günde 15 yasayı çıkarttıktan, Türkiye'ye istediği şartı dayattıktan sonra sadece 3.9 milyar dolarlık dilimi hemen gönderiyor, 11.8 milyar doları ise her ay yeni şartlar dayatarak gıdım gıdım göndereceğini ifade ediyordu.
Hortumları kesilen mütareke medyası bu olup bitenleri "Müjde! Yeni bir Türkiye doğuyor" naralarını atarak selamlıyordu.
Hortumcu Mütareke Medyasına göre Derviş sayesinde "anlayış değişiyor, kurallar değişiyor, sistem değişiyor..." Ekonomik krizin küllerinden güçlü bir Türkiye çıkıyordu.
Gerçekten anlayış değişiyordu ama bu anlayıştan güçlü bir Türkiye mi yoksa diz üstüne çökertilmiş Türkiye mi çıkıyor, o konuda rivayet muhtelifti.
Derviş sayesinde gerçekten anlayış değişiyordu.
Eskiden siyasetçiler üretim, yatırım vaadinde bulunur, işsizlik ve gelir dağılımının düzeltileceğinden dem vururlardı. Hiç olmazsa söylemleri doğruydu.
Şimdi ise, "borçla yönetim anlayışı" daha bir perçinleniyordu.
Kurallar da değişiyor, doğru.
Eskiden yasaları, ya milletvekilleri sunar ya da hükümet teklif eder Meclis onaylardı.
Şimdilerde ise, IMF teklif ediyor, ABD Başkanı geceyarısı Meclis'e indiriyor, milliyetçi iktidarın vekilleri şıkır şıkır onaylıyordu.
Sistem de değişiyor artık. Eskiden egemenlik milletindi. Şimdi ise hükümet dahi "egemenliğin Avrupa Birliğine" devredebileceğini, bunun için gerekli anayasal değişikliklerin yapılacağını söylüyor.
Şeker, tütün topyekün tarım, elektrik, doğalgaz topyekün enerji, cep telefonu, Telekom topyekün iletişim, havayolu, boru hattı topyekün ulaşım ve petrol sektörleri yabancılara satılmış bir Türkiye... Ve bu yabancı firmaların sponsorluğunda Doğu Anadolu'da Ermenistan, Güneydoğu'da Arz-ı Mev'ud, Karadeniz'de Pontus, İstanbul'da Fener-Bizans, Ege adalarında Yunan, Kıbrıs'ta Rum egemenliğini kurmak için seferber olmuş sivil toplum kuruluşları ve Düvel-i Muazzama'nın gözetiminde bir Türkiye...
Bu Türkiye'nin neresi güçlü? Neyse ki 19 Mayıs'a az kaldı. 19 Mayıs'tan sonra 20 Mayıs geliyor. 20 Mayıs'ta Ulusal Bağımsızlık için Türkiye Mitinginde Türk bayrağının dalgalandıralım.
20 Mayıs'ta İstanbul'da Çağlayan meydanına çağıldayarak yürüyelim ki üzerimize çöreklenmiş mandacı bulutları dağıtalım.
Haydi koşun, ne duruyorsunuz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014