Tüm dünya ülkelerinde "16 Ekim Dünya Gıda Günü" olarak kutlanmakta. İnsanların yeterli beslenmesi ve gıdaya ulaşması en temel hakkıdır. Ancak Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Örgütü (FAO) dünyada 800 milyona yakın insanın yeterli gıdaya ulaşamadığını, yani yeterli ve dengeli beslenemediğini belirtiyor.
Olaya ülkemiz açısından bakarsak; bugün gıda egemenliğimiz var mıdır ve ülke insanımız sağlıklı/yeterli beslenebilmekte midir? Bugün ülkemizde 20 milyona yakın insan yeterli ve dengeli beslenememekte ve 10 milyon insanımız açlık sınırında yaşamaktadır.
Bir zamanlar temel ürünlerde kendi kendine yeten ve yetmesinin yanında ihracatla ülkesine gelir sağlayan güzel ülkemiz üretimsiz bırakılarak, tarımsal üretimde dışa bağımlı bir hale gelmiştir. Bugün savaş halindeki Rusya ve Ukrayna'dan buğday, ayçiçeği ve türevlerini alamazsak soframıza ekmek ve yağ koyamaz hale gelmiş durumdayız.
Bugün dünyada en iddialı olduğumuz tarımımız yerlerde sürünmekte, çiftçi toprağa küsmüş durumdadır. İşinde asıl korkutucu yanı burasıdır. Çiftçimiz, toprağımız, coğrafi koşullarımız yeterli olduğu halde, halkımızın ihtiyacını karşılayacak üretimi gerçekleştirememek dünyanın en aptal işidir.
Pandemi süreci ve Rusya-Ukrayna savaşı bize şunu göstermiştir ki; ülkemiz kendi toprağında, kendi çiftçisi ile kendi insanının yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayacak üretimi mutlaka gerçekleştirmek zorundadır.
Hüseyin Baş: Kriz yok, çiftçiye gereken desteği vermemek var
Bu ülkede gıda krizini, yeterli beslenememeyi ve açlık sınırını konuşmak aslında en son iş olmalıdır. Yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından dünyanın en zengini olan cennet vatan ülkemiz bu üretimsizliği inanın hak etmiyor. Sadece ve sadece iş bilmez insanların elindeyiz. Olay bu kadar açık ve nettir.
BTP lideri Hüseyin Baş her yerde dile getiriyor, "Bu ülkede gıda krizi diye bir şey yoktur. Çiftçiye gereken desteği, parayı vermemek vardır" diye… Ve ekliyor; "Müteahhide değil çiftçiye alım garantisi ver. Tarım stratejik bir sektördür. Tarımın ne kadar önemli ve hayati olduğunu bugünlerde yaşıyoruz. Biz şu anda Ukrayna'dan çıkacak olan gemileri beklerken, esasında dünya bizden gemi bekliyor olacaktı. Çünkü inanılmaz verimli topraklarımız var, ama Avrupa Birliği yasaları, uyum yasalarıyla, tahditlerle çiftçimiz bitirildi. Eğer çiftçinize bu şekilde yüklenirseniz, gıda krizi denen şeyi yaşarsınız. Gıda krizi diye bir şey esasında yoktur. Çünkü toprak vermeyi hiçbir zaman bırakmaz, ekersiniz ve karşılığını alırsınız. Ne vardır, çiftçiyi desteklememek, zorda bırakmak gibi politikalar vardır. Bu politikaların sonucu olarak kriz yaşarsınız. Türkiye'de yaşanan da budur. Türkiye yılda 2,5 milyar dolarlık hububat ithalatı yapıyor. Ne diye ithal ediyoruz, buğday mı yetişmiyor bizde? Sonra cari açığın peşine düşüyorlar ve 'biz ihracata dayalı ekonomi yapacağız' diyorlar ama ithalat rekor kırıyor. Esasında hiçbir şekilde kabul edilemeyecek saçma sapan işler dönüyor."
Hüseyin Baş'ı ve düşüncesini iktidar ettiğimiz gün, yüzlerin güleceği gün olacaktır.
- Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum / 23.03.2025
- Kadir gecesi / 21.03.2025
- “Bana sorun” / 18.03.2025
- İmam Ali’nin dilinden Hz. Peygamber / 15.03.2025
- Gayretullah’a dokunmak… / 13.03.2025
- Ben vermekle emrolundum / 06.03.2025
- Her hususta zirve şahsiyet İmam Ali / 28.02.2025
- Allah’ın selam yolladığı Hz. Hatice / 26.02.2025
- Ümmü Eymen anamız / 24.02.2025