Alman hukukçu Kirehmann der ki: "Kanundaki üç beş değişiklik kütüphanelerdeki hukuk kitaplarını kâğıt paçavrası haline getirebilir". Bu tespitten hareket ederek, şu soruyu sorabiliriz: Temeli yanlış olan bir bilim üzerine yazılan kitapları ne yapmak gerekir? Açıkçası, ekonomi biliminden, daha doğrusu teorisinden söz ediyoruz. Bugüne kadar okutulan ekonomi teorisi, iki genel kabule dayanıyordu: Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız. Aslında, bu kabuller çaresizlik, çözümsüzlük demektir. Öyle ya, sınırlı kaynaklarla, sınırsız ihtiyaçlar karşılanabilir mi? Elbette karşılanmaz. O zaman sınırlı kaynakları, çok az insanlar paylaşmalı ki, refah ve mutluluk artsın. İşte Batılıların dünya görüşü budur. Bundan dolayıdır ki, sömürü, işgal, istila, yağma, talan, Batılıların hayat tarzı olmuştur. Peki, bütün bu zulümleri işledikleri halde, aradıkları ekonomik hayata kavuşabildiler mi? Hayır, tam aksine, ekonomik buhran ve bunalımlardan bir türlü kurtulamadılar. Halbuki doğru ve sağlam bir ekonomi modelinde, ekonomik sorunlar, imkanlar nispetinde çözülür. İmkanlar alabildiğince geniş olmasına rağmen, ekonomik sorunlar çözülemiyorsa, demek ki, bir yerde büyük bir yanlışlık vardır. Maalesef, en küçüğünden en büyüğüne, en gelişmemişinden en gelişmişine kadar bütün ülkeler, ekonomik sorunlarla boğuşuyor.Batılı bilim adamları bile, artık bu çözümsüzlüğü, bu çaresizliği itiraf ediyor ve şöyle diyorlar: "İnsanlar açlıktan ölürken, ekonomik sorunlar içerisinde kıvranırken, pratikte hiçbir işe yaramayan ekonomi teorilerini okutmaktan hicap duyuyoruz". Ekonomik sorunlar karşısında, böylesine çaresiz kalan ekonomistleri Alvin Toffler, son savaşlarını veren generallere benzetiyor. Aciz kaldıklarını gizlemeyenlerden biri de Peter F. Drucker'dir. O da şöyle diyor: "Ekonomi bir türlü yürümedi. Neyi denediysek boş çıktı. Modern ekonominin teorilerinin temel varsayımları akıldışı ve geçersizdir" (Gelecek İçin Yönetim, s.33). Batılı ekonomistler, bilim adamları, bir çıkmaz sokakta koştuklarını görüyor, fakat çare bulamıyorlardı. Kısacası, dünya bir çözüm bekliyordu. Beklenen çözüm, karanlığı aydınlatan ışık, yine Doğu'dan, Müslüman Türk milleti içerisinden çıktı. Evet, Prof. Dr. Haydar Baş, "Milli Ekonomi Modeli" ile imdada yetişti. Onun bu tezini duyan, eserini eline geçiren Batılı-Doğulu bilim adamları 26-27 Kasım 2005 tarihleri arasında İstanbul'da yapılan "Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi"ne koştu. Kimisi bildiri, kimisi bildiri dışında görüşlerini, tebrik ve takdirlerini sundu. Gerçekten, bildiriler ve bildiri dışında söylenenler, Milli Ekonomi Modeli kadar ilgi çekiciydi. Özellikle Müslüman bilim adamları çok sevindi ve gururlandı. Bazıları şöyle dedi: " Batılılar, kaynaklar sınırlıdır diyordu, biz de bunu düşünmeden tekrar ediyorduk. Kaynaklara sınır çizmek, Cenab-ı Hakk'ın kuvvet ve kudretine sınır çizmekle, 'Rezzak' sıfatını inkâr etmekle eşanlamlı olduğunu düşünemiyorduk. Dahası, bitmeyen, yenilenen kaynakları dahi göremiyorduk. Allah, Prof. Dr. Haydar Baş'tan razı olsun. Gözümüzün açılmasına vesile oldu".Ama, ne yazık ki, bu tarihi olay, müzakere basınında hiç yer almadı. Almaması normaldi. Çünkü aynı şeyi işgal yıllarında mütareke basını yapıyordu. Anlaşılan o ki, mütareke basını ile müzakere basını arasında hiçbir fark yok. Mütareke basını, Kuva-yı milliyecileri haydut, eşkıya olarak tanımlıyor, yaptıkları mücadeleyi de küçümsüyordu. Onlara göre, Milli Mücadele, milleti felakete sürükleyen bir macera idi. Günümüzde, mütareke basınının görevini, müzakere basını yürütüyor. Mütareke basını tek çıkar yol mandacılığı gösteriyordu, müzakere basını ise AB ve IMF'yi gösteriyor. Bir başka deyişle, mütareke basını milletin askeri işgali kabullenmesi istiyordu, müzakere basını ise ekonomik ve siyasi işgale milletin onay vermesini istiyor. Onun içindir ki, sadece Türkiye'yi değil, dünyayı kurtaracak olan "Milli Ekonomi Modeli"ni görmezden geliyorlar. Ne yaparsa yapsınlar, güneş balçıkla sıvanmaz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018