AKP iktidarında Türkiye hem et ithalatı hem de domuz eti ithalatıyla tanıştı. Türkiye'de çiftçiliğin olduğu gibi hayvancılığın da bittiği dönem AKP devrine rastlar.
Müslüman olanlar için hayvanın kesimi ve niteliği büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla hükümet, vatandaşına helal ve temiz et üretmekle yükümlüdür. Bunu yaparken de kendi üreticisiyle kendi vatandaşını doyuracak politikalar geliştirmeli. Vatandaşın aklında şüphe olmamalı. Vatandaş önüne gelen yemekten veya dışarıda yediği etten tereddüt etmemeli.
Oysa özellikle AKP iktidarında İslami hassasiyetler ayaklar altına alınmıştır. Vatandaşa sunulan et güven vermemekte, yerli üreticiler de üvey evlat muamelesi görmektedir. Yabancı üreticiler Türkiye'nin sırtından para kazanmaktadır.
Aslına bakarsanız Türkiye'de bir kesim var ki, AKP'ye gözükapalı inanmakta ve asla böyle bir tereddüt yaşamamaktadır. Öyle de bir kesim var ki "Helal haram ver Allah bu kulun yer Allah" inancına sahip olduğundan bu kesim de herhangi bir tereddüt yaşamamaktadır.
Peki, o zaman kim tereddüt yaşıyor, kimler sofrasına gelen etten şüphe duyuyor, İslami hassasiyet gözetiyor derseniz; yukarıda da belirttiğim gibi, Müslümanlar... Yani bu yazı Müslümanım diyenleri ilgilendiren bir yazı.
AKP iktidarında, 7 Temmuz 2006 tarihli, 26221 sayılı Resmi Gazete'de; domuz, yaban domuzu, at ve tavşan kasaplık et sınıfına sokuldu.
Yine AKP iktidarında, 3 Ağustos 2007 tarihli, 26602 sayılı Resmi Gazete'de; domuz, yaban domuzu, at ve tavşan eti kırmızı et başlığı altında kasaplık hayvan karkasları olarak tanımlandı.
Moldova'dan 500 ton domuz eti ithalatına 7 Aralık 2016 tarihli 29911 sayılı resmi gazetede yayınlanmasıyla izin verildi. Erdoğan'ın da imzasının olduğu kararda dönemin Tarım Bakanı Faruk Çelik'ti.
2018/11512 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de Bosna-Hersek'ten % 0 gümrük vergisiyle 2 bin ton; domuz, at, eşek ve katırların yenilen sakatatı için ithalat izni verildi. Bu karar 30388 sayılı Resmi Gazete'de de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu kararın altında da Erdoğan'ın ve Tarım Bakanı Eşref Fakıbaba'nın imsazı var.
Bu domuz etleri turistlere yedirilecek diye savunma yapma gereği duyanlar olabilir. Oysaki, domuz eti kasaplık kırmızı et kapsamına alındıktan ve Türkiye sınırlarına sokulduktan sonra bunun Türkiye'nin neresine gideceği hangi et işleme fabrikalarına gireceği ve hangi sofralarda yerini alacağı bilinmez.
Bir de yerli üretimi geliştirmek yerine ithalat yoluyla beslediğimiz bazı yabancı firmalara bir göz atalım:
Belçika'dan Flandre,
Fransa'dan Groupe Biggard, Socopa, Socopa Viandes, Elvia, Societe, Societe Vitreenne, Forozienne, Socite Viol,
Polonya'dan Biernacki, Mokobody, Zakrzewscy, İnterbeef, Pini, Mc Keen-Beef, Zaklady, Sokolow, Osi Poland,
Romanya'dan Sc Agro, Sc Maria, Sc Brutus, Sc Prodimcom, Sc Alsim,
Macaristan'dan Bos taurus
Letonya'dan Sia Cesu, Sia Biomeat
İspanya'dan Martinez Loriente
Bu firmaların önemli bir bölümünün uluslararası alanda sığır, manda, domuz ve beyaz et alıcısı olduğunu belirtmekte fayda var. Yani Türkiye'ye sattıkları sığır etleri illa faaliyet gösterdikleri ülkeden alınıyor diye bir garanti yok. Tabii bu da kamuoyundaki 'ithal et helal mi?' sorusunun cevabı açısından belirsizlik yaratıyor.
Neticede Türkiye'de hayvancılık bittiği gibi kursaklardan geçen etin de ne olduğu belli değil. Toplumun ciddi bir kesiminin helal lokma arayışının kaybolduğu bu günlerde bu yazımızın bir önemi var mı bilemem ama dediğim gibi bu yazı Müslümanım diyenleri ilgilendiren bir yazıydı?
Müslüman olanlar için hayvanın kesimi ve niteliği büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla hükümet, vatandaşına helal ve temiz et üretmekle yükümlüdür. Bunu yaparken de kendi üreticisiyle kendi vatandaşını doyuracak politikalar geliştirmeli. Vatandaşın aklında şüphe olmamalı. Vatandaş önüne gelen yemekten veya dışarıda yediği etten tereddüt etmemeli.
Oysa özellikle AKP iktidarında İslami hassasiyetler ayaklar altına alınmıştır. Vatandaşa sunulan et güven vermemekte, yerli üreticiler de üvey evlat muamelesi görmektedir. Yabancı üreticiler Türkiye'nin sırtından para kazanmaktadır.
Aslına bakarsanız Türkiye'de bir kesim var ki, AKP'ye gözükapalı inanmakta ve asla böyle bir tereddüt yaşamamaktadır. Öyle de bir kesim var ki "Helal haram ver Allah bu kulun yer Allah" inancına sahip olduğundan bu kesim de herhangi bir tereddüt yaşamamaktadır.
Peki, o zaman kim tereddüt yaşıyor, kimler sofrasına gelen etten şüphe duyuyor, İslami hassasiyet gözetiyor derseniz; yukarıda da belirttiğim gibi, Müslümanlar... Yani bu yazı Müslümanım diyenleri ilgilendiren bir yazı.
AKP iktidarında, 7 Temmuz 2006 tarihli, 26221 sayılı Resmi Gazete'de; domuz, yaban domuzu, at ve tavşan kasaplık et sınıfına sokuldu.
Yine AKP iktidarında, 3 Ağustos 2007 tarihli, 26602 sayılı Resmi Gazete'de; domuz, yaban domuzu, at ve tavşan eti kırmızı et başlığı altında kasaplık hayvan karkasları olarak tanımlandı.
Moldova'dan 500 ton domuz eti ithalatına 7 Aralık 2016 tarihli 29911 sayılı resmi gazetede yayınlanmasıyla izin verildi. Erdoğan'ın da imzasının olduğu kararda dönemin Tarım Bakanı Faruk Çelik'ti.
2018/11512 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile de Bosna-Hersek'ten % 0 gümrük vergisiyle 2 bin ton; domuz, at, eşek ve katırların yenilen sakatatı için ithalat izni verildi. Bu karar 30388 sayılı Resmi Gazete'de de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bu kararın altında da Erdoğan'ın ve Tarım Bakanı Eşref Fakıbaba'nın imsazı var.
Bu domuz etleri turistlere yedirilecek diye savunma yapma gereği duyanlar olabilir. Oysaki, domuz eti kasaplık kırmızı et kapsamına alındıktan ve Türkiye sınırlarına sokulduktan sonra bunun Türkiye'nin neresine gideceği hangi et işleme fabrikalarına gireceği ve hangi sofralarda yerini alacağı bilinmez.
Bir de yerli üretimi geliştirmek yerine ithalat yoluyla beslediğimiz bazı yabancı firmalara bir göz atalım:
Belçika'dan Flandre,
Fransa'dan Groupe Biggard, Socopa, Socopa Viandes, Elvia, Societe, Societe Vitreenne, Forozienne, Socite Viol,
Polonya'dan Biernacki, Mokobody, Zakrzewscy, İnterbeef, Pini, Mc Keen-Beef, Zaklady, Sokolow, Osi Poland,
Romanya'dan Sc Agro, Sc Maria, Sc Brutus, Sc Prodimcom, Sc Alsim,
Macaristan'dan Bos taurus
Letonya'dan Sia Cesu, Sia Biomeat
İspanya'dan Martinez Loriente
Bu firmaların önemli bir bölümünün uluslararası alanda sığır, manda, domuz ve beyaz et alıcısı olduğunu belirtmekte fayda var. Yani Türkiye'ye sattıkları sığır etleri illa faaliyet gösterdikleri ülkeden alınıyor diye bir garanti yok. Tabii bu da kamuoyundaki 'ithal et helal mi?' sorusunun cevabı açısından belirsizlik yaratıyor.
Neticede Türkiye'de hayvancılık bittiği gibi kursaklardan geçen etin de ne olduğu belli değil. Toplumun ciddi bir kesiminin helal lokma arayışının kaybolduğu bu günlerde bu yazımızın bir önemi var mı bilemem ama dediğim gibi bu yazı Müslümanım diyenleri ilgilendiren bir yazıydı?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Eyüp Kabil / diğer yazıları
- Kötü kopya / 06.07.2023
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022