Ekranlarda Diyarbakır'ın ilçelerinden kareleri gördükçe burası Türkiye mi diye soruyor insan?
Bolluğun, bereketin, huzurun sembollerinden biri olarak kabul edilen Anadolu toprakları bugün havan mermileri, hendekler, kurşunlar, mermiler, yabancılar ile dolu?
Bu noktaya siyasetin izlediği yanlışlarla geldik burası doğru ama milletin de rolü büyük.
Yıllarca devletinden umduğunu bulamayan taraflar bölünme istiyor, bazılarının oyununa gelerek.
Geçmişte Ortadoğu'da Hicaz bölgesinde uygulanan senaryo, bugün Türkiye'deki halklara rol biçmiş.
Kazananın olmayacağı belli bu oyunda, kaybeden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde asırlardır bir ve beraber yaşayan halkalar olacak.
Bazıları devletleşmeye uğraşırken, diğerleri onları eleştiriyor. O diğerleri de ABD'nin veya AB'nin taleplerini yerine getirmenin derdinde?
Kazanan kim?
Anadolu'da yaşayan kimse değil. Okyanus ötesindekiler ve yanıbaşımızda Arzı Mev'ud kavgasında olanlar.
Kimse, "Arap Baharı Türkiye'ye eser mi" demesin. Bu rüzgâr kasırga şeklinde bizleri vurmaya başladı bile?
Ancak şu hakikati unutmayalım; Batı'nın oyunlarına alet olan kimsenin kazandığını tarih kaydetmemiştir. Bölünme, federasyon, başkanlık sistemi gibi küçülmeye giden roller var olanı yok eder.
İkinci bir kurtuluş savaşı yapacak kudretimiz var mı sizce? Ya da gidecek ikinci bir vatanımız?
Öyleyse, "birlik, yine birlik" demeliyiz.
Yüzyıllardır bir ve beraber yaşayan, kız alıp veren, düğünde, cenazede omuz omuza yer alan bu milletin ayrılmasını bekleyenlere inat, bir olalım. Devamımız, varlığımızın muhafazası bu anahtar kelimede?
"Adım adım parçalanmaya" yazısı ile Prof. Dr. Haydar Baş Bey uzun bir aradan sonra okuyucuları ile buluştu bu gazete sütunlarında?
Twitter hesabında yazısından bahsetti ve yaklaşık bir saat içinde en çok tıklanan isim oldu.
Bu şu manaya geliyor; milletimiz bu liderin ne dediğine çok önem veriyor, sözünü önemsiyor ve "şu konu hakkında Sayın Baş ne düşünüyor" diye O'ndan bir haber bekliyor.
Sayın Baş'ın birlikberaberlik, sivilasker dayanışması, devletmillet birliği dediğini bilmiyor mu? Elbette biliyor. Bunlar O'nun hayatı boyunca savunduğu tezleri çünkü.
Çözümün ve bölünmeye giden süreçten dönmenin yolunun O'nda olduğunu da görüyor.
Peki, neden desteklemiyor?
Eğer Sayın Baş bugün iktidar olsaydı ya da Meclis'e girseydi bile Diyarbakır bu halde olur muydu? Sur'da hendekler kazılır mıydı?
"Bir kolumdan Türk kanı, diğerinden Kürt kanı akar" derken Sayın Baş samimiydi.
Bunu etrafındaki herkes biliyor.
Bir olmaya mecburuz.
Gelinen nokta milletin eseri, milletin eliyle yazdığı kaderi kimse ses çıkarmasın?.
Bolluğun, bereketin, huzurun sembollerinden biri olarak kabul edilen Anadolu toprakları bugün havan mermileri, hendekler, kurşunlar, mermiler, yabancılar ile dolu?
Bu noktaya siyasetin izlediği yanlışlarla geldik burası doğru ama milletin de rolü büyük.
Yıllarca devletinden umduğunu bulamayan taraflar bölünme istiyor, bazılarının oyununa gelerek.
Geçmişte Ortadoğu'da Hicaz bölgesinde uygulanan senaryo, bugün Türkiye'deki halklara rol biçmiş.
Kazananın olmayacağı belli bu oyunda, kaybeden, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde asırlardır bir ve beraber yaşayan halkalar olacak.
Bazıları devletleşmeye uğraşırken, diğerleri onları eleştiriyor. O diğerleri de ABD'nin veya AB'nin taleplerini yerine getirmenin derdinde?
Kazanan kim?
Anadolu'da yaşayan kimse değil. Okyanus ötesindekiler ve yanıbaşımızda Arzı Mev'ud kavgasında olanlar.
Kimse, "Arap Baharı Türkiye'ye eser mi" demesin. Bu rüzgâr kasırga şeklinde bizleri vurmaya başladı bile?
Ancak şu hakikati unutmayalım; Batı'nın oyunlarına alet olan kimsenin kazandığını tarih kaydetmemiştir. Bölünme, federasyon, başkanlık sistemi gibi küçülmeye giden roller var olanı yok eder.
İkinci bir kurtuluş savaşı yapacak kudretimiz var mı sizce? Ya da gidecek ikinci bir vatanımız?
Öyleyse, "birlik, yine birlik" demeliyiz.
Yüzyıllardır bir ve beraber yaşayan, kız alıp veren, düğünde, cenazede omuz omuza yer alan bu milletin ayrılmasını bekleyenlere inat, bir olalım. Devamımız, varlığımızın muhafazası bu anahtar kelimede?
"Adım adım parçalanmaya" yazısı ile Prof. Dr. Haydar Baş Bey uzun bir aradan sonra okuyucuları ile buluştu bu gazete sütunlarında?
Twitter hesabında yazısından bahsetti ve yaklaşık bir saat içinde en çok tıklanan isim oldu.
Bu şu manaya geliyor; milletimiz bu liderin ne dediğine çok önem veriyor, sözünü önemsiyor ve "şu konu hakkında Sayın Baş ne düşünüyor" diye O'ndan bir haber bekliyor.
Sayın Baş'ın birlikberaberlik, sivilasker dayanışması, devletmillet birliği dediğini bilmiyor mu? Elbette biliyor. Bunlar O'nun hayatı boyunca savunduğu tezleri çünkü.
Çözümün ve bölünmeye giden süreçten dönmenin yolunun O'nda olduğunu da görüyor.
Peki, neden desteklemiyor?
Eğer Sayın Baş bugün iktidar olsaydı ya da Meclis'e girseydi bile Diyarbakır bu halde olur muydu? Sur'da hendekler kazılır mıydı?
"Bir kolumdan Türk kanı, diğerinden Kürt kanı akar" derken Sayın Baş samimiydi.
Bunu etrafındaki herkes biliyor.
Bir olmaya mecburuz.
Gelinen nokta milletin eseri, milletin eliyle yazdığı kaderi kimse ses çıkarmasın?.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018