Yılbaşı gecesi, Ortaköy'deki kanlı saldırı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Farklı terör örgütlerinin ülkemizi hedef aldıkları bu saldırıların, bölgemizde yaşanan hadiselerden bağımsız olmadığının farkındayız" açıklamasını yaptı.
Konuşmasının devamında "Ülke ve millet olarak, terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin sadece silahlı saldırılarına değil, onların ekonomik, siyasi, sosyal saldırılarına karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz mesajını verdi.
Gerçekten de ülkemizde cereyan eden terör dalgası dinmek bilmiyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra hem sıklığını arttırdı hem de eylem şeklini. 15 Temmuz'dan sonra siyasi cinayet, canlı bomba ve araçlı bomba saldırı uyarıları değişik kesimler tarafından yapılmıştı. Hatta boğaz çevresinde olabilecek kanlı bir terör saldırısı uyarısı polisimizin o bölgede detaylı önlemler almasına sebep olmuştu. Fakat cani eylemci nasıl olduysa amacına fazlasıyla ulaştı.
Teröristi yönlendirenler elbette yapılacak katliamdan daha fazlasını hedeflediler. Toplum huzurunun bozulması adına zamanlamaları manidardı. Yeni yıl ile ilgili güzel temenniler daha dudaklardan yeni dökülmüştü ki kanlı saldırı, içimizi ve dışımızı zifiri karanlığa çevirdi. 1 Ocak 2017'de hiç kimsenin yeni yıl temennisi ve beklentisi kalmamıştı adeta.
Terörün asıl amacını Sayın Cumhurbaşkanımız açıklarken aslında faili de işaret etmiş oluyordu. Bölgemizde ne gibi gelişmeler oluyor da bundan rahatsız olanlar ülkemizi bu kararından caydırmaya yönelik mesajları kanlı eylemlerle vermeye çalışıyorlar? Son dönemde Rusya ile ilişkilerimiz düzeldi. İran'la savaş baltalarını gömdük Suriye ile barış çubuğu tüttürmeye başladık. Kısacası komşularımızla aramızı düzeltmeye, ilişkilerimizi olması gerektiği gibi normalleştirme yoluna gittik.
Bizden on binlerce kilometre uzakta olan okyanus ötesi bu durumdan nedense hazzetmedi. Vekalet savaşları projesi çuvallayınca bunun Türkiye'ye yansıması acı oldu. Aslında komşularımızla aramızın düzelmesi ve Davutoğlu zamanında izlenen yanlış dış politikanın terkinin başımıza bu çorabı örenleri rahatsız etmesi, doğru yolda ilerlediğimizin ispatıdır. Fakat kansız ve kayıpsız bir şekilde makas değiştirebilmek için bir modele ihtiyacımız var.
Diyeceksiniz ki Rusya da makas değiştirdi. Değiştirdi değişmesine ama bu hiç de kolay olmadı. Batılılar Rusya'ya Allah senden razı olsun ne güzel de makas değiştirdin demediler. Aksine bu dönüşüm esnasında Rusya'yı caydırabilmek adına yaptırımlar uyguladılar. Ukrayna ve Güney Osetya sorunları, ambargolarla beraber petrol fiyatlarının aşırı bir şekilde düşürülmesi Rusya'yı diz çöktürmek için yapılan operasyonlardı. Rusya, Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayarak ve Milli parasını devreye sokarak bu saldırıları başarıyla püskürttü.
Prof. Dr. Haydar Baş, 6 Temmuz 2015 tarihinde Bakırköy'de bir iftar programında önlem alınmaması halinde Türkiye'nin 'zifiri karanlığa' gömüleceği uyarısını en yüksek perdeden yapmıştı. Bölgemizde asıl hedef Türkiye ikazını ise 26 yıl evvel yapmıştı. 30 Aralık 2016 tarihinde bu meyanda Yeni Şafak gazetesinde İbrahim Karagül imzalı bir makale yayınlandı. Makalenin başlığı, "Ateşkes: İş Suriye Olmaktan Çıktı, Türkiye Saldırı Altında" idi. Makaleyi okuyunca hem sevindim hem üzüldüm. Sevindim çünkü 26 yıl gecikmeli de olsa gerçeği gördüler. Üzüldüm çünkü 26 yıldır binlerce insanın kanı boş yere heder edilmiş oldu.
Konuşmasının devamında "Ülke ve millet olarak, terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin sadece silahlı saldırılarına değil, onların ekonomik, siyasi, sosyal saldırılarına karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz mesajını verdi.
Gerçekten de ülkemizde cereyan eden terör dalgası dinmek bilmiyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra hem sıklığını arttırdı hem de eylem şeklini. 15 Temmuz'dan sonra siyasi cinayet, canlı bomba ve araçlı bomba saldırı uyarıları değişik kesimler tarafından yapılmıştı. Hatta boğaz çevresinde olabilecek kanlı bir terör saldırısı uyarısı polisimizin o bölgede detaylı önlemler almasına sebep olmuştu. Fakat cani eylemci nasıl olduysa amacına fazlasıyla ulaştı.
Teröristi yönlendirenler elbette yapılacak katliamdan daha fazlasını hedeflediler. Toplum huzurunun bozulması adına zamanlamaları manidardı. Yeni yıl ile ilgili güzel temenniler daha dudaklardan yeni dökülmüştü ki kanlı saldırı, içimizi ve dışımızı zifiri karanlığa çevirdi. 1 Ocak 2017'de hiç kimsenin yeni yıl temennisi ve beklentisi kalmamıştı adeta.
Terörün asıl amacını Sayın Cumhurbaşkanımız açıklarken aslında faili de işaret etmiş oluyordu. Bölgemizde ne gibi gelişmeler oluyor da bundan rahatsız olanlar ülkemizi bu kararından caydırmaya yönelik mesajları kanlı eylemlerle vermeye çalışıyorlar? Son dönemde Rusya ile ilişkilerimiz düzeldi. İran'la savaş baltalarını gömdük Suriye ile barış çubuğu tüttürmeye başladık. Kısacası komşularımızla aramızı düzeltmeye, ilişkilerimizi olması gerektiği gibi normalleştirme yoluna gittik.
Bizden on binlerce kilometre uzakta olan okyanus ötesi bu durumdan nedense hazzetmedi. Vekalet savaşları projesi çuvallayınca bunun Türkiye'ye yansıması acı oldu. Aslında komşularımızla aramızın düzelmesi ve Davutoğlu zamanında izlenen yanlış dış politikanın terkinin başımıza bu çorabı örenleri rahatsız etmesi, doğru yolda ilerlediğimizin ispatıdır. Fakat kansız ve kayıpsız bir şekilde makas değiştirebilmek için bir modele ihtiyacımız var.
Diyeceksiniz ki Rusya da makas değiştirdi. Değiştirdi değişmesine ama bu hiç de kolay olmadı. Batılılar Rusya'ya Allah senden razı olsun ne güzel de makas değiştirdin demediler. Aksine bu dönüşüm esnasında Rusya'yı caydırabilmek adına yaptırımlar uyguladılar. Ukrayna ve Güney Osetya sorunları, ambargolarla beraber petrol fiyatlarının aşırı bir şekilde düşürülmesi Rusya'yı diz çöktürmek için yapılan operasyonlardı. Rusya, Milli Ekonomi Modeli'ni uygulayarak ve Milli parasını devreye sokarak bu saldırıları başarıyla püskürttü.
Prof. Dr. Haydar Baş, 6 Temmuz 2015 tarihinde Bakırköy'de bir iftar programında önlem alınmaması halinde Türkiye'nin 'zifiri karanlığa' gömüleceği uyarısını en yüksek perdeden yapmıştı. Bölgemizde asıl hedef Türkiye ikazını ise 26 yıl evvel yapmıştı. 30 Aralık 2016 tarihinde bu meyanda Yeni Şafak gazetesinde İbrahim Karagül imzalı bir makale yayınlandı. Makalenin başlığı, "Ateşkes: İş Suriye Olmaktan Çıktı, Türkiye Saldırı Altında" idi. Makaleyi okuyunca hem sevindim hem üzüldüm. Sevindim çünkü 26 yıl gecikmeli de olsa gerçeği gördüler. Üzüldüm çünkü 26 yıldır binlerce insanın kanı boş yere heder edilmiş oldu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cihat Tekin / diğer yazıları
- İkinci Trump dönemi nelere gebe? / 11.11.2024
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024