Pandemi süresince birçok insanımızı kaybetmemizin yanında, ciddi hastalık geçiren ve kalıcı hasarlar alan birçok insan gördük. Halen yoğun bakımda olan entübe hastaların yanında oksijen desteği ile nefes alan vatandaşlarımız da var. Tabi hastalığı hafif seyreden belirtileri dahi göstermeden geçirenler de var. En kısa zamanda bu hastalığın yok olmasını temenni ediyorum.
Ancak duyduğum kadarı ile bu devre çok iyi halimiz yok. Bütün hastalarımıza Allah'tan şifa, kaybettiklerimize rahmet diliyorum. Bu süreci hepimiz çok garip geçiriyoruz. Mesela sokağa çıkma yasakları, mesafeler, seyahat yasakları, mekânların kapalı oluşu derken birçok arkadaşımızla aramızda ciddi mesafeler oluştu. Görüşemez olduk.
Başka? Evde ne yapacağımızı bilemez olduk. Ee ne yapalım dedik tabii ki de dizi, film seyredelim. Ee onu da yaptık ama hala kapalıyız. Canımız sıkıldı. Bir nefes alalım dedik. Olmaz tam kapanmadayız sokağa çıkmak yasak, dediler. Derken yatış o yatış baya da bir kilo aldık. Birkaç patlama dönemi geçirmiştir herhalde her arkadaşımız. Ama bir de ne görelim ülkenin iktisadı dayanmıyor dediler, bizim hiçbir yorumumuz yok. Bir anda açıldı her yer. Yani aklı başında olan herkesin anlayacağı bir durum, dünyada mutasyonlar dönüyor, virüsün türlü türlü hali ortada dolaşıyor. Bir açılma süreci yaşadık. Ama ne açılma…
Virüs yok artık bütün bu felaketler son bulmuşçasına, birikmiş özlemin açığa çıkması derken lebalep kongrelere, sahile, kafelere, restoranlara doluştuk. Sonra ne mi oldu? E tabi vaka sayıları 60 bini buldu. Şimdi de ramazan ayının ortasında kapandık. Mesele sadece can meselesi mi? Yoksa birilerinin mal meselesi mi bilmiyorum. Ancak şu çok bariz bir gerçek; ülkemizin iktisadı vatandaşını muhafaza edecek seviyenin yakınından geçemiyor.
Yöntemler konuşulsa da "hangi ekonomi ile?" sorusu beliriyor karşımızda. Biz bu yazımızda tarzı biraz değiştirdik belki ama bir hatırlatmayı yapmadan geçemeyeceğim yine. Bir düşünün Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in "milli para" formülü ile Milli Ekonomi Modeli'nin Sosyal Devlet uygulamaları hayata geçirilseydi. Bugün her vatandaşımız 1.000 TL vatandaşlık maaşı alsaydı. Asgari maaşları 5.000 TL olsaydı. Evin hanımı vatandaşlık maaşı ve ev hanımı maaşı olarak toplamda 2.500 TL alsaydı. Çocuklara 250 TL aylık para verseydik… Vatandaşımızı tam kapama süresince evinde tutabilir miydik tutamaz mıydık?
İnsanların keyfinden sokakta gezdiğini düşünen yöneticiler var hala. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı AB'ye yetişmemiz lazım diyor, kapanmanın sebebini bu olarak ifade ediyor. Yanlış kardeşim yanlış! Sisteminizi vatandaşın cebinde eli olan bir sistem olarak devam ettirdiğiniz müddetçe o vatandaşı evinde tutamazsınız.
Böyle yaparak gelişmiş ülke de olamazsınız. Ne haklar özgürlükler, ne de yaşayacak bir vatan bırakmaz bu sistem. Sürekli birisinin güdümünde olursun. Bağımsızlık, güç, hürriyet, refah, hak ve özgürlüklerin zirvede olduğu bir ülke mi istiyoruz. Bunun için çözüm belli, uygulayan kurtulur, uygulamayan güdümlü bir ülke olmaktan kendini koruyamaz!
Her zaman bizlere çözümü anlatan, sıkıntılarımızın tamamına bir çözümü elinde tutan Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e sahip çıkmalı O'nun çözüm yöntemlerini kullanarak ülkemizi ve milletimizi bu kötü dönemden acilen çıkarmalıyız.
"Zifiri karanlık geliyor" dedi, dinlemedik. "Zifiri karanlık geldi" dedi, dinlemedik. "Zifiri karanlıktan sizi ancak ben kurtarırım" dedi. Artık dinleyecek miyiz? Umarım dinleriz. Kendisini saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.
- Kadir gecesi / 30.04.2022
- Haydar Hoca büyük nimet / 19.04.2022
- Ramazan ayı / 13.04.2022
- Tarım / 28.03.2022
- Yarının Türkiye’si, Türkiye’nin yarınları / 27.03.2022
- At bi format / 26.03.2022
- Türkiye’nin sağlam bir ekonomik temele ihtiyacı var / 28.02.2022
- Barış ne büyük nimet / 27.02.2022
- Milli Devlet nedir? / 26.02.2022