Günümüzün Müslümanı ısrarla ölçüden ve tartıdan kaçıyor.
Ölçü hatırlatıldığında ve ölçüye çağrıldığında öcü görmüş gibi köşe-bucak kaçıyor, hele kantara çıkmak zirvelere tırmanmaktan daha zor ve daha terletici geliyor ona.
Kilosu hakkında kuşku duymayan, giydiği elbiseler ve ceplerine doldurduğu metalar konusunda şüphesi olmayan, sırtındaki heybeye doldurduklarının katkısız ve katıksız olduğundan emin olan tartıdan, kantara çıkmaktan niye korksun ki?
"Bizim kantarda değil sizin kantarda tartılalım" der ve tereddütsüz çıkar tartılır.
Adam, kendilerine hile-hurda yapmış, haklarını gasp etmiş olduğu arkadaş gurubu ile baklava-börek yemekten, yan yana gelmekten ısrarla kaçıyor başkaları ile bir kuru çay içmeyi tercih ediyor.
Hesaptan kaçış nereye kadar?
Ölçtüğünden-biçtiğinden şüphesi olmayan, alırken de satarken de aynı metreyi kullanan, kul hakkına riayet hususunda kılı kırk yaran bir insan "ölçü" lafını duyunca neden öcü görmüş gibi kaçsın ki?
Ölçüde-tartıda hilesi-hurdası olmayan, hesabından-kitabından emin olan bir Müslüman "hesaba" çağrıldığında kan-ter içinde zirvelere tırmanmayı hesaba gelmeye niye tercih etsin ki?
Kantarı gördüğünde rengi atıyorsa, tartıya çıkmaktansa fırtınalı bir günde Palandökenlerin zirvelerine çıkmayı tercih ediyorsa, ölçüden söz açılınca öcü görmüş gibi rengi atıyorsa bir yerlerde bazı arızalar var demektir.
Ölçüsünden-tartısından, hesabından-kitabından emin olmayanlar ve sürekli çevresindeki çeşitli şekillerde rencide etmeyi adet haline getirmiş olanlar beş vakit namaz kılsalar dahi Mutaffifin suresinin anlatılmasından ve anlaşılamasından asla hoşlanmazlar:
"İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Hayır! Şüphesiz, yoldan çıkanların defterleri kesinlikle Siccîn'dedir. Siccîn'in ne olduğunu sen nerden bileceksin? O, kodlanmış bir kitaptır."
Günümüzün Müslümanı mesela bir Cuma sohbetinde Hz. Yusuf, Hz. Musa kıssasını dinlediği rahatlıkta Hz. Şuayb kıssasını dinleyemiyor, etrafınıza dikkat edin Şuayb Peygamberden söz açılınca sürekli oturma biçimlerini değiştiren ve renkten renge giren insanlar göreceksiniz.
Şuayb Peygamberin kavmine karşı ilk ikazları ölçü ve tartı ile ilgilidir çünkü:
"Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır." (A'raf: 85).
"Ve Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı peygamber olarak gönderdik. O da onlara, 'Ey kavmim! Yalnızca Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka gerçek ilahınız yok, ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın. Gerçi sizi şimdi zenginlik ve konfor içinde görüyorum, ama doğrusu sizi dehşetiyle kuşatacak bir günün azabından korkuyorum' dedi.
Bunun içindir ki, ey kavmim! Ölçü ve tartı işlerinizde dürüst ve duyarlı olun, insanlara mal ve eşyalarını eksik vermeyin ve kötülüğü yayarak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın." (Hud: 84-85).
Şuayb Peygamberin mesajları günümüz Müslümanının tam da bam teline dokunuyor; her fırsatta "ölçü-tartı" hatırlatması yaptığı için anlayanları halden hale sokuyor, anlamayan için ise zaten söylenecek bir şey yok.
Ölçü hatırlatıldığında ve ölçüye çağrıldığında öcü görmüş gibi köşe-bucak kaçıyor, hele kantara çıkmak zirvelere tırmanmaktan daha zor ve daha terletici geliyor ona.
Kilosu hakkında kuşku duymayan, giydiği elbiseler ve ceplerine doldurduğu metalar konusunda şüphesi olmayan, sırtındaki heybeye doldurduklarının katkısız ve katıksız olduğundan emin olan tartıdan, kantara çıkmaktan niye korksun ki?
"Bizim kantarda değil sizin kantarda tartılalım" der ve tereddütsüz çıkar tartılır.
Adam, kendilerine hile-hurda yapmış, haklarını gasp etmiş olduğu arkadaş gurubu ile baklava-börek yemekten, yan yana gelmekten ısrarla kaçıyor başkaları ile bir kuru çay içmeyi tercih ediyor.
Hesaptan kaçış nereye kadar?
Ölçtüğünden-biçtiğinden şüphesi olmayan, alırken de satarken de aynı metreyi kullanan, kul hakkına riayet hususunda kılı kırk yaran bir insan "ölçü" lafını duyunca neden öcü görmüş gibi kaçsın ki?
Ölçüde-tartıda hilesi-hurdası olmayan, hesabından-kitabından emin olan bir Müslüman "hesaba" çağrıldığında kan-ter içinde zirvelere tırmanmayı hesaba gelmeye niye tercih etsin ki?
Kantarı gördüğünde rengi atıyorsa, tartıya çıkmaktansa fırtınalı bir günde Palandökenlerin zirvelerine çıkmayı tercih ediyorsa, ölçüden söz açılınca öcü görmüş gibi rengi atıyorsa bir yerlerde bazı arızalar var demektir.
Ölçüsünden-tartısından, hesabından-kitabından emin olmayanlar ve sürekli çevresindeki çeşitli şekillerde rencide etmeyi adet haline getirmiş olanlar beş vakit namaz kılsalar dahi Mutaffifin suresinin anlatılmasından ve anlaşılamasından asla hoşlanmazlar:
"İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Hayır! Şüphesiz, yoldan çıkanların defterleri kesinlikle Siccîn'dedir. Siccîn'in ne olduğunu sen nerden bileceksin? O, kodlanmış bir kitaptır."
Günümüzün Müslümanı mesela bir Cuma sohbetinde Hz. Yusuf, Hz. Musa kıssasını dinlediği rahatlıkta Hz. Şuayb kıssasını dinleyemiyor, etrafınıza dikkat edin Şuayb Peygamberden söz açılınca sürekli oturma biçimlerini değiştiren ve renkten renge giren insanlar göreceksiniz.
Şuayb Peygamberin kavmine karşı ilk ikazları ölçü ve tartı ile ilgilidir çünkü:
"Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır." (A'raf: 85).
"Ve Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı peygamber olarak gönderdik. O da onlara, 'Ey kavmim! Yalnızca Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka gerçek ilahınız yok, ölçüyü, tartıyı eksik tutmayın. Gerçi sizi şimdi zenginlik ve konfor içinde görüyorum, ama doğrusu sizi dehşetiyle kuşatacak bir günün azabından korkuyorum' dedi.
Bunun içindir ki, ey kavmim! Ölçü ve tartı işlerinizde dürüst ve duyarlı olun, insanlara mal ve eşyalarını eksik vermeyin ve kötülüğü yayarak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın." (Hud: 84-85).
Şuayb Peygamberin mesajları günümüz Müslümanının tam da bam teline dokunuyor; her fırsatta "ölçü-tartı" hatırlatması yaptığı için anlayanları halden hale sokuyor, anlamayan için ise zaten söylenecek bir şey yok.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025