Zalim Esad, Zalim Kaddafi, Zalim Bin Ali, Zalim Mübarek... şarkıları eşliğinde uyutulduk, uyandırıldık. Hatta birileri, imanlarını bunlara endeksledi, bunlara karşı olmakla eş değer yaptı. Esad'a, Kaddafi'ye karşıysa Müslüman, değilse zulme ortak mantığı aşılandı. Maalesef Türk halkı yedi bu naneyi…
Hâlbuki ülkemizde bir savaş var. Hem de 30 yıllık geçmişi olan bir savaş. Kimler görmedi ki bu savaşı! Özal'ı, Yılmaz'ı, Demirel'i, Çiller'i, Ecevit'i, Erbakan'ı… Hepsi bu PKK terörü ile sözüm ona mücadele ettiler. Bir, iki, üç önemli değil. Şehit sayısı beşten fazla olunca hemen hepsi aynı açıklamayı yaptı; "Bıçak kemiğe dayandı."
Ama hiçbiri Erdoğan kadar olamadı. Erdoğan kadar ileri gidemedi. Erdoğan kadar dağda PKK ile görüşüp, şehirde şehit annesi ile ağlayamadı…
Evet, 3 dönemlik ve 10 yıllık Erdoğan hükümetleri döneminde Bay Erdoğan'la bir kez aynı görüşte buluştuk. Bay Erdoğan hükümetinin 2010 yılında PKK ile masaya oturduğu iddiaları yer aldı.
Miting meydanlarında bu iddialara Bay Erdoğan şöyle cevap veriyordu; "Bizim dört kez bunlarla (terör örgütü) bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir…"
Televizyonlarda ise biraz daha yumuşak bir dil kullanıp şöyle diyordu; "…Hukukta bir kaide var, iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer bu iddianızı ispatlamazsanız müfterisiniz, daha ileri bir ifade kullanmıyorum, çünkü terbiyem buna müsaade etmez."
Evet, bu yazıyı yazdığım sıralar 6 asker 2 korucu daha şehit verdik. Son 3 ayda altmışı geçti şehit sayımız. İşte bu tabloya bakarak Bay Erdoğan'la aynı sözleri duygularımı da katarak paylaşıyorum; PKK ile görüşenler şerefsizdir, alçaktır. (demokrasi müsaade etse daha çok şey söyleyeceğim ama müsaade etmiyor)
Bay Tayyip! Esad'ı geç. Öcalan, kandil, Oslo'da yapılan onca görüşmelerden bir netice alınamadığı gibi PKK artık kendini resmi olarak kabul ettirmiş bir güç oldu mu? Oldu. PKK sözcüleri Meclis'in içinde bile milletin ve devletin varlığına kastettiler mi? Ettiler. Öcalan yapılan görüşmeler sonrası, "ben aradan çekiliyorum" dedi mi? Dedi. Bu mesajı okuması gereken kimdi? Sen, senin istihbaratın, askerin, polisin. Okuyabildiniz mi? Hayır…
Neden okuyamadınız? Şehirde, köyde, dağda yüksek sesle bu mesajı okuyanlara gerekli karşılığı neden veremediniz?
Suriye'nin, Türk sınırını PKK vari güçlerin eline geçmesinden endişe duyuyordunuz. Geç kaldınız. Kuzey Irak'ın Barzani kontrolüne geçmesinden endişe duymanız, izin vermemeniz gerekirken şimdi Barzani'den medet umuyorsunuz. Bay Erdoğan! Artık endişe duyma, kork. Sanırım Esad'ın ahı seni tuttu. Ama bedeli biz ödüyoruz.
Ey Hakan fidan! Sen nasıl bir sır küpüsün. 10 yıldır ağlayan anaların gözyaşı o küpü hala çatlatmadı mı?
Ey Genelkurmay Başkanı! Senden önceki başkan istifa etti. Neden ve niçinler bile konuşulmadı. Merak ediyorum! Gerçekten Türk ordusu kendi harekat planlarını hazırlayacak ve uygulayacak özgürlükte mi? Sonra "kangrenli koldan" bahseden paşaya sesleniyorum; Tutuklu silah arkadaşlarınızı bu tabirle özdeşleştiriyorsunuz. 35 yıllık PKK için ne diyorsunuz? Omzunuz da ki yıldızlar gözünüzü kamaştırmasın. Önünüze bakın!
Ya TOKİ! Dere yataklarına binlerce ev kurdunuz. Ama tepelerdeki sınır karakolları gecekondunun gecekondusu! Rakım farkı diye mi el uzatamadınız? Yoksa getirisi yok diye mi?
Ömer Çelik ise bu saldırının Esad'a yaradığını iddia ediyor. Sayın Çelik! Amacınız ne ya!
Ya benim hacım, hocam, bacım, milletim! Hala 2023'ü mü bekliyorsunuz…
Hâlbuki ülkemizde bir savaş var. Hem de 30 yıllık geçmişi olan bir savaş. Kimler görmedi ki bu savaşı! Özal'ı, Yılmaz'ı, Demirel'i, Çiller'i, Ecevit'i, Erbakan'ı… Hepsi bu PKK terörü ile sözüm ona mücadele ettiler. Bir, iki, üç önemli değil. Şehit sayısı beşten fazla olunca hemen hepsi aynı açıklamayı yaptı; "Bıçak kemiğe dayandı."
Ama hiçbiri Erdoğan kadar olamadı. Erdoğan kadar ileri gidemedi. Erdoğan kadar dağda PKK ile görüşüp, şehirde şehit annesi ile ağlayamadı…
Evet, 3 dönemlik ve 10 yıllık Erdoğan hükümetleri döneminde Bay Erdoğan'la bir kez aynı görüşte buluştuk. Bay Erdoğan hükümetinin 2010 yılında PKK ile masaya oturduğu iddiaları yer aldı.
Miting meydanlarında bu iddialara Bay Erdoğan şöyle cevap veriyordu; "Bizim dört kez bunlarla (terör örgütü) bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar, bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir…"
Televizyonlarda ise biraz daha yumuşak bir dil kullanıp şöyle diyordu; "…Hukukta bir kaide var, iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer bu iddianızı ispatlamazsanız müfterisiniz, daha ileri bir ifade kullanmıyorum, çünkü terbiyem buna müsaade etmez."
Evet, bu yazıyı yazdığım sıralar 6 asker 2 korucu daha şehit verdik. Son 3 ayda altmışı geçti şehit sayımız. İşte bu tabloya bakarak Bay Erdoğan'la aynı sözleri duygularımı da katarak paylaşıyorum; PKK ile görüşenler şerefsizdir, alçaktır. (demokrasi müsaade etse daha çok şey söyleyeceğim ama müsaade etmiyor)
Bay Tayyip! Esad'ı geç. Öcalan, kandil, Oslo'da yapılan onca görüşmelerden bir netice alınamadığı gibi PKK artık kendini resmi olarak kabul ettirmiş bir güç oldu mu? Oldu. PKK sözcüleri Meclis'in içinde bile milletin ve devletin varlığına kastettiler mi? Ettiler. Öcalan yapılan görüşmeler sonrası, "ben aradan çekiliyorum" dedi mi? Dedi. Bu mesajı okuması gereken kimdi? Sen, senin istihbaratın, askerin, polisin. Okuyabildiniz mi? Hayır…
Neden okuyamadınız? Şehirde, köyde, dağda yüksek sesle bu mesajı okuyanlara gerekli karşılığı neden veremediniz?
Suriye'nin, Türk sınırını PKK vari güçlerin eline geçmesinden endişe duyuyordunuz. Geç kaldınız. Kuzey Irak'ın Barzani kontrolüne geçmesinden endişe duymanız, izin vermemeniz gerekirken şimdi Barzani'den medet umuyorsunuz. Bay Erdoğan! Artık endişe duyma, kork. Sanırım Esad'ın ahı seni tuttu. Ama bedeli biz ödüyoruz.
Ey Hakan fidan! Sen nasıl bir sır küpüsün. 10 yıldır ağlayan anaların gözyaşı o küpü hala çatlatmadı mı?
Ey Genelkurmay Başkanı! Senden önceki başkan istifa etti. Neden ve niçinler bile konuşulmadı. Merak ediyorum! Gerçekten Türk ordusu kendi harekat planlarını hazırlayacak ve uygulayacak özgürlükte mi? Sonra "kangrenli koldan" bahseden paşaya sesleniyorum; Tutuklu silah arkadaşlarınızı bu tabirle özdeşleştiriyorsunuz. 35 yıllık PKK için ne diyorsunuz? Omzunuz da ki yıldızlar gözünüzü kamaştırmasın. Önünüze bakın!
Ya TOKİ! Dere yataklarına binlerce ev kurdunuz. Ama tepelerdeki sınır karakolları gecekondunun gecekondusu! Rakım farkı diye mi el uzatamadınız? Yoksa getirisi yok diye mi?
Ömer Çelik ise bu saldırının Esad'a yaradığını iddia ediyor. Sayın Çelik! Amacınız ne ya!
Ya benim hacım, hocam, bacım, milletim! Hala 2023'ü mü bekliyorsunuz…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025