1-Mutlaka yalan söyleyin inanan çıkacaktır. Yalan söylemeye devam edin. Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar, ona o kadar fazla inanırlar.
Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa, o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır. Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.
2- Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.
3- Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin ve asla kabahat ve suç üstlenmeyin.
4- Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin ve asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın. Kötü giden her şeyin suçunu rakiplerinizin üzerine yıkın.
5- Yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır.
6- Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun.
7- Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım.
8- Prestij ve karizma sahibi lider, propaganda işini çok kolaylaştırır. İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır. Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak çok kolaydır."
Bu siyaset mantığının sahibi kimdi? Paul Joseph Goebbels. Goebbels kim? İnancı, kültürü, dili, dini, vicdanı bizden olmayan, bize ters olan batılı bir siyasetçi.
Diğer taraftan bu bahsedilenlerin İslam inancımızda yeri olmadığı gibi bir Müslümanın sıfatı da olamaz. Olursa (ayet meali ile) 'ateş çarpar'.
Ama sahaya bakınca bu 8 maddenin tamamını görüyorum. Örnek mi?
'Artık emir alan o eski Türkiye yok'. (Afganistan havalimanını koruyacağız)
'Ekonomik büyümeden dünya birincisiyiz' (Borç para bulamıyoruz)
'Paranın itibarı, ülkenin itibarıdır' (En çok değer kaybeden para birimlerinden biriyiz)
'Faiz bütün kötülüklerin anasıdır'. (yüksek faizde dünyada ilk beşin içindeyiz)
'Tarım ve hayvancılıkta Avrupa birincisiyiz' (İskoçya'dan tereyağı, Rusya'dan buğday, Bulgaristan'dan saman alıyoruz)
'Terörle mücadele de destan yazıyoruz' (Sınırlarımız delik deşik. Giren-çıkan belli değil, Cumhuriyet tarihinin en kanlı terör eylemleri bu dönemde gerçekleşti, PKK en çok bu dönemde güçlendi, sıfır dost, çok düşman sahibi olduk)
'Dicle kenarındaki koyunun hesabı bizden sorulur' (Sürü telef oldu, gören yok)
'Bu ülkede açlığı sıfırladık' (Midesine kuru ekmek giriyorsa aç değildir)
'Adalette çağ atladık' (hiç bir şey olmamışsa bile illaki bir şey olmuştur)
'Türkiye'yi hiç olmadığı kadar özgürleştirdik' (İlk cumhurbaşkanına hakaret edenler el üstünde tutuluyor, son cumhurbaşkanına imada bulundun, diyerek insanlar gözaltına alınıyor),
Dış güçler, iç güçler, beşinci kol, FETÖ, HDP, CHP, eski Türkiye, tüp kuyruğu vs. gibi söylemler ise iktidar partisinin antibiyotikleri. Her sıkıştıklarında bu antibiyotiklerle baş ağrılarını dindiriyorlar.
'Ey ABD, Ey NATO, Ey AB, Ey İsrail' hitapları ise adeta enerji takviyesi için kullanılan haplar gibi.
Sonuç itibarıyla ekonomisi borçla rehin alınmış, sıfır komşusu olan, bölgede istenmeyen devlet haline getirilmiş, 'dost' dedikleri ülkelerden tarafından organize bir şekilde kuşatılan bir Türkiye fotoğrafı var.
Bu fotoğrafı yani Dedeağaç'taki 4 bin ABD tankını, Kuzey Suriye'ye gönderilen 50 bin tır ABD silahını, Kuzey Irak'tan ülkemize yöneltilen namluları iktidar partisi ısrarla görmek istemiyor. Ama milletimiz görmek zorundadır.
Bakın! Kaç gündür yanıyoruz. İtibar, diyerek en teknolojik, son model, en pahalı uçakları, araçları alanlar, saraylar yaptıranlar bir tane yangın söndürme uçağı almamış. Üstüne üslük bir de yangına müdahalede dünyaya örnek olduk, diyorlar. Eksiklerimizden ders çıkaracağız, diyorlar.
Can teline dokunayım! Türkiye'nin hava savunma sistemi var mı? Var ama yok.
94'teki gibi (sözüm ona) yanlışlıkla ülkemize Akdeniz'den, ABD kontrolündeki Suriye ve Irak bölgelerinden birkaç füze atılsa (Allah korusun) insanlarımız can verse, iktidar partisi ne diyecek?
'S-400'leri aldık ama ABD izin vermediği için kuramadık mı' diyecek?
Görünen o ki, yangın söndürme uçaklarını çürütenler, S-400'leri de çürümeye terk etmişler.
BTP lideri Hüseyin Baş'ın şu sözünü iyi düşünelim; "Eskiden gençler hata yaparsa yaşlılar üstünü örter, bedelini öderlerdi. Şimdi yaşlıların hatalarının bedelini biz ödüyoruz. Gençler ödüyor. Dönüşümün zamanı geldi kenara çekilin."
Konu anlaşılmadıysa son bir örnek
Dün "Envanterimizde yangın söndürme uçağımız ve helikopterimiz yok, bu ezelden beri böyle" diyen Orman aynı zamanda tarım bakanı Pakdemirli bugün "Yunanistan'ın bizden uçak talebi var. Uçak göndermeyi değerlendirmeye çalışıyoruz" dedi.
Sizce ne demeye, yapmaya, neyi ispatlamaya çalışıyor?
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Bu ülkede zor olan Türk olmakmış! / 23.03.2025