Her gelen gün, bir önceki günden daha kötü oldukça iktidarın söylemleri sertleşiyor, vurguları sıradanlaşıyor, milli ve manevi öğeler daha çok cümle içlerinde geçmeye başlıyor.
BTP Lideri Hüseyin Baş'ın; 'Bugün iktidar halkın % 10'nun refahını, halkın % 90'nına pazarlıyor' tespiti tarihi bir tespittir ve halkın gerçeğidir.
Medyada hala ıpone telefon kuyrukları paylaşılarak, 'hani millet çatı' vurgusu yapılıyor. Sokaklardaki arabalar, lüks semtlerdeki evler paylaşılarak halkın refahına örnek gösteriliyor. Yaz ve bayram tatillerindeki 4 milyonu geçmeyen seyahat hareketliliğini 'milletin parası çok, herkes tatil yapıyor' diyerek pazarlıyorlar.
Oysa büyükşehirlerde açılan ikinci el kıyafet mağazalarını, halkın rağbetini, ayakkabı tamircilerinde yaşanan iş yoğunluğunu, kara lastiğe artan talebi, ucuz ürün alabilmek için birbirini ısıran insan manzaralarını ise haber değeri olmadığı için paylaşmıyorlar.
Ama iş dine, bayrağa, vatana, vatan için can vermeye gelince sözü de kimseye bırakmıyorlar.
Evet, bu vatan bizim, bu bayrak bizim. Ezanımızı kimse susturamaz. Gönül üstüne. Eyvallah!
Peki, bir Rus vatandaşı bu ülkede istediği yerde ev alabiliyor da ben, neden alamıyorum?
Bir İran vatandaşı bu ülkede istediği yerde ev alabiliyor da ben, neden alamıyorum?
Bir Ukrayna vatandaşı bu ülkede istediği yerde ev alabiliyor da ben, neden alamıyorum?
Bir Irak vatandaşı bu ülkede istediği yerde ev alabiliyor da ben, neden alamıyorum?
Bir Bulgar, bir Yunan, bir Gürcü ülkeme geliyor, market arabasını değil özel aracını veya otobüs bagajlarını ağzına kadar dolduracak alış-veriş yapıp, gidiyor.
Sen-ben ise önce market market gezip, indirimdeki ürünleri tespit edip ondan sonra poşetlerle eve gidiyoruz.
Sonra da, 'biz kardeşiz, aynı gemideyiz, dış güçlerin oyunlarına alet olmayın' sözleriyle teselli oluyoruz.
Kendi vatanımda gariban olmak kader midir? Yoksa seçtiklerimizin takdiri mi?
'Bize oy verme'
Bu çağrıyı bizzat Sayın Erdoğan 2011 yılının Mart ayında Adana'da yapmıştı: "Eğer 8 yıl öncesi asgari ücretle aldığın yumurtadan, aldığın sütten, aldığın peynirden, aldığın ekmekten bugün daha az alıyorsan bize oy verme".
Matematik yalan söylemez. Hesabını yap ve Sayın Erdoğan'ın çağrısına uy.
Dünyanın karşılaştığı kriz ve biz
Ekonomi Bakanı Sayın Nebati ne demişti?
"Dünya bir krizle karşı karşıya kaldığında bu krizin üstünden gelecek her türlü enstrümanı en iyi şekilde kullanmaya gayret ediyoruz.
20 yıldır bu ülkede hiç ama hiç kimse 'Beni enflasyonun altında ezdirdiler, diyemez' diyordu.
Not almıştım. Soğuktan parlamentolarında palto ile oturan Alman vekillerin ülkesinde enflasyon % 10.
Kraliçeleri ölen, yeni krallarına yumurta atılan, hükümetleri sık sık istifa eden İngiltere'de enflasyon % 10,1.
Hükümete karşı eylemlerde meydanların hiç boş kalmadığı Fransa'da enflasyon yüzde 5,6.
Emperyalistlerin topyekûn savaş ilan ettiği savaştaki Rusya'da enflasyon yüzde 13,7.
'Yeter ki Rusya ile savaşın' mantığı çerçevesinde batının desteklediği savaştaki Ukrayna'da enflasyon yüzde 24,6.
Bizde ise TÜİK'in bütün gayretine rağmen resmi % 84.
İktidar ve ortağı bu gerçekleri ortaya koyanları 'felaket tellallığı' yapmakla suçluyor.
Ama ortada tellal yok, felaket var. Ama 'geççek'.
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Bu ülkede zor olan Türk olmakmış! / 23.03.2025