logo
04 NİSAN 2025

Hayber fatihi Hz. Ali - (2)

05.12.2016 00:00:00
Gönüllerin darmadağın olduğu, ümitsizliğin doruğa çıktığı ve kalplere korkunun hâkim olduğu o sırada Resulüllah (s.a.a.) İslam askerlerine Hayber'in fethinin müjdesini şöyle veriyordu:
- Yarın sancağı öyle bir kişiye vereceğim ki, Allah (cc) Hayber'in fethini O'nun eliyle müyesser kılacak. O kişi Allah ve Resulünü sever, Allah ve Resulü de O'nu sever. Döne Döne vuruşur, asla düşmana sırt çevirip kaçmaz. Allah O'nun önünü açar. Cebrail sağında, Mikail de solunda olur.
Hayber'de korkup düşmana sırt çevirip kaçanlara da ders veren Resulüllah'ın bu sözlerinden sonra Müslümanlar arasındaki ümitsizlik ve korku yerini artık meraka bırakmıştı.
Herkes bu şerefin kime nasip olacağını merak ediyordu. Hatta kaleye akın düzenleyip, utanç içinde geri dönenler dahi sancağın kendilerine verileceğini ümit ediyorlardı.
Sancak kime verileceği üzerine sabaha kadar süren konuşmalarda yalnızca bir kişinin, Hz. Ali'nin adı hiç geçmedi.
Çünkü Resulüllah'ın kardeşim dediği Hz. Ali savaşamayacak kadar hastaydı.
Zaten Kamus kalesine düzenlenen ilk akınlarda bundan dolayı Hz. Ali katılamamıştı.
Ali'nin olduğu yerde ondan önce öne çıkan olmazdı, olamazdı.
Gözleri günlerdir dayanılmaz bir ağrı çektiriyordu Allah'ın Aslanı Hz. Ali'ye.
Beklenen an geldi. Gün ağarınca Resulüllah (s.a.a.) çadırından çıktı ve sancağı istedi.
Herkesin meraklı bakışları arasında Resulüllah;
- Ali nerede? Bana O'nu çağırın, buyurdu.
- Ya Resulüllah, gözleri çok ağrıyor, dediler.
Az sonra Hz. Ali'yi Resul-i Ekrem (s.a.a.) huzuruna getirdiler.
Resulüllah dua etti, mübarek tükrüğünden Hz. Ali'nin gözlerine sürdü ve şöyle dua etti:
- Allahım! Sıcağın ve soğuğun sıkıntısını Ali'den gider.
Hz. Ali der ki:
- O günden sonra ne sıcaktan ne de soğuktan asla rahatsız olmadım.
Resulüllah'ın mübarek tedavisinden sonra Hz. Ali'nin gözleri, sanki hiç ağrımamış gibi derhal iyileşti.
Sonra demir zırhını Hz. Ali'ye giydiren ResulüIlah, kendi kılıcı Zülfikar'ı da Hz. Ali'nin beline bağladı.
Ve İslam sancağı artık Allah ve Resulü'nü seven, Allah ve Resulü'nün sevdiği, düşmanla döne döne vuruşan, asla düşmandan kaçmayan, önünü Allah'ın açtığı, sağında Cebrail'in, solunda ise Mikail'in savaştığı Hz. Ali'nin elindeydi.
Resulüllah:
- Ya Ali! Haydi ilerle! Allah fethi müyesser kılıncaya kadar sağa-sola bakınma.
Hz. Ali (ra) derhâl kaleye doğru hareket etti, sonra durdu ve arkasına dönmeden ve Resulullah'ın emri gereği sağa-sola bakmadan şöyle seslendi:
- Ey Allah'ın Resulü! Onlarla ne için savaşayım?"
Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
- Onlarla, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şahadet getirinceye kadar savaş. Bunu yaptıkları an kanlarını ve mallarını senden korumuş olurlar. Asıl hesapları Allah'a aittir. Acele etmeden, gayet sakin bir şekilde onların yanına var. Önce onları İslam'a davet et! Şayet bu davetinle bir kişi Müslüman olsa, bu, sana kızıl develer verilmesinden daha hayırlıdır!.."
Az sonra elinde İslam sancağı olduğu halde Allah'ın aslanı Ali, Kamus kalesinin önünde haykırarak Yahudileri İslam'a davet ediyordu.
Yahudiler, ne İslam olmayı ne de Hz. Ali'nin barış teklifini kabul ettiler.
Hz. Ali sancağı kalenin yakınında bulunan taş yığınının ortasına dikti.
Yahudiler savaş istiyorlardı. Her ne kadar 6 kalesi düşmüş olsa da Kamus kalesi alınmadan Hayber'in fethedildiği söylenemezdi.
Kuşatma uzadıkça da Müslümanların direnci kırılıyordu.
Yahudilerin en büyük hamlesi ise Merhab'dı.
Merhab'ı gördükleri zaman İslam ordusunun darmadağın olacağından emindiler.
Yahudiler Hz. Ali'nin karşısına ilk olarak komutanları Merhab'ın kardeşi Haris'i gönderdiler. Kısa ama şiddetli bir çatışmanın sonunda Haris, Resulüllah'ın kılıcı Zülfikar'ın tek darbesiyle yere serildi.
Kamus Kalesi'nin devasa kapıları gıcırdayarak büyük bir gürültüyle yeniden açıldı.
Tepeden tırnağa zırhlı bir vaziyette Merhab denen Yahudi, başına çift başlık ve kocaman bir taş, belinde iki kılıçla ve üzerine üst üste iki zırh giyinmiş olduğu halde Allah'ın aslanının karşısına dikildi.
Dedikleri kadar vardı. Merhab denen Yahudi'den ürkmemek mümkün değildi.
Müslümanlara hakaret ederek söze başlayan Merhab, "Ben, kükreyip geldikleri zaman çoğu kere aslanları bile kılıçla ve mızrakla yere seren adamım!" diye haykırıp övünüyordu.
Fakat sözü fazla uzatamadı.
"Ben ormanlardan kükreyerek gelen aslan, Haydar-ı Kerrar'ım" diyen Hz. Ali'nin sözüyle kılıç gibi kesildi Merhab'ın cümleleri.
Daha Zülfikar henüz kınından bile çıkmadan Merhab, ömründe ilk ve son defa yenilginin soğukluğuyla henüz yenilmeden tanışıyordu. Aslanlarla mucadele ettiğinde bile yaşamadığı, o güne kadar hiç hissetmediği büyük bir korku kapladı Merhab'ın kalbini.
Çünkü karşısında Allah'ın aslanı Ali bin Ebu Talib vardı.
İlk hamle şansını Hz. Ali, her savaşta olduğu gibi yine rakibine verdi. Merhab'ın hamlesini savuşturan Hz. Ali rakibinin başına öyle şiddetli bir darbe vurdu ki, onun başının üzerinde bulunan taş, çelik koruyucu ve başlıkları yarıldıktan sonra Resulüllah'ın kılıcı Zülfikar, Merhab'ın başını çeneye kadar ikiye böldü.
Yahudilerin yenilmez savaşçısı Merhab kanlar içerisinde Hz. Ali'nin ayakları dibine düştü. Bu aynı zamanda küfrün iman ve İslam karşısında yenilmesi anlamına geliyordu.
Müslümanların kalbindeki korku ve ümitsizlik Hz. Ali'nin eliyle yerini güven ve umuda bırakırken yıkılmaz gibi duran Hayber duvarlarının ardına saklanan Yahudiler, iliklerine kadar korkuyu yaşıyorlardı.
Cenabı Hakk'ın (cc) bir kutsî hadisteki "işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum" buyruğu Allah'ın aslanı Hz. Ali'de tecelli ediyordu.
Merhab'ı yere seren Hz. Ali, Kamus kalesinin kapısına tek başına yüklendi.
Kapıyı yerinden koparan Hz. Ali, bir süre kapıyı kendine kalkan yaparak, Yahudilerle savaştı.
Daha sonra Müslüman askerler üzerine basarak geçsin diye kalenin çevresine kazılmış geniş hendeğin üzerine köprü olarak serdi.
Savaştan sonra Müslümanlardan yetmiş kişi o kapıyı yeninden kaldıramadı.
Resûl-i Kibriya Efendimizin beyan buyurdukları gibi, Allah, Hayber'in fethini Hz. Ali eliyle Müslümanlara müyesser kılmıştı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Orhan Dede / diğer yazıları
Güney Kore'de, mahkeme kararını verdi
Devlet Başkanı Yoon azledildi
Hatay'da deprem
Valilikten deprem açıklaması
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Eksik ölçenler, yanlış tartanlar
'İsrail en büyük tehdit'
Dışişlerinden açıklama
Beşiktaş'a Göztepe şoku
Türkiye Kupası'na veda ettiler
Tır otomobili biçti
4 kişi öldü, 1 kişi yaralandı
'Aday değilim'
Kılıçdaroğlu açıkladı
3 ay sonra çıkıyor
Yarın Türkeş'in mezarına gidecek
Görüntüler endişe yarattı
CHP standına bıçaklı saldırı
Kendi kriptosunu da yiyip bitirdi
Trump'ın tarifeleri Bitcoin'i yere serdi
Resmen çakıldı
Tesla satışlarında şok düşüş
Soykırım sürüyor
Gazze'de İsrail terörü
İşte zam şampiyonu
Mart'ta en çok patates pahalandı
Tavan yüzde 51,26
Kira artış oranı belli oldu
TÜİK'e göre yüzde 38,10
Mart ayı enflasyonu açıklandı
Güney Kore'de, mahkeme kararını verdi
Devlet Başkanı Yoon azledildi
Hatay'da deprem
Valilikten deprem açıklaması
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler
Eksik ölçenler, yanlış tartanlar
'İsrail en büyük tehdit'
Dışişlerinden açıklama
Beşiktaş'a Göztepe şoku
Türkiye Kupası'na veda ettiler
Tır otomobili biçti
4 kişi öldü, 1 kişi yaralandı
'Aday değilim'
Kılıçdaroğlu açıkladı
3 ay sonra çıkıyor
Yarın Türkeş'in mezarına gidecek
Görüntüler endişe yarattı
CHP standına bıçaklı saldırı
Kendi kriptosunu da yiyip bitirdi
Trump'ın tarifeleri Bitcoin'i yere serdi
Resmen çakıldı
Tesla satışlarında şok düşüş
Soykırım sürüyor
Gazze'de İsrail terörü
İşte zam şampiyonu
Mart'ta en çok patates pahalandı
Tavan yüzde 51,26
Kira artış oranı belli oldu
TÜİK'e göre yüzde 38,10
Mart ayı enflasyonu açıklandı
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.