Uzun kış gecelerinden birinde, bir yerde Hazreti Şems Sohbet ediyordu. Ortalık soğuktu, her taraf çatır çatır buzdu. Orada bulunan ve Hazreti Şems'e imanı olan bir derviş:Şimdi bir demet gül olsa da, gözümüz gönlümüz ısınsa!... diye naz ve niyaz edince, Hazreti Şems hemen anında dışarıya çıkarak, elinde görülmedik güzellikte hoş kokuşu bir demet gülle geri dönünce, herkes.- Allah Allaaaaah! Sübhanallah!... diye ayılıp bayılınca, Hazreti Şems, şu açıklamayı yaptı:- Bu keramet değildir! Arifler arasında zerafet derler buna! Bu dostların dileğiyle oldu. Ahsenül Halikin olan yüce Allah, samimi arzunuzu yerine getirmek için gayb âleminden bir hediye gönderdi!Kale anahtarınısahibine ver!Meczub İbrahim...Veli.... Lakabı: Ebulihaf.İlk zamanlarda, Cebel kalesi burcunda kalırdı. Yirmi yıl kadar orada yaşadı. Çerkez devletinin (Memluklerin) zevali yaklaşınca, Sultan Gavri'ye şöyle bir haber yolladı:-Artık değiş, kale anahtarlarını da sahibine ver.Ne varki Gavri, onun bu sözüne aldırmadı ve:- Bu meczubun biridir, dedi.Bundan sonra Meczub İbrahim, Kale'den Mısır'a indi. Memlukler de düştü. Ve kendisi de ölünceye kadar Mısır'da kaldı.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.