Gazeteci Nuray Mert, hükümetin sanki ortada bir tavır varmış gibi yağlandıra-ballandıra propaganda edilen İsrail-Filistin söylemine noktayı koydu:
"İsrail ile kapalı kapılar ardında yaptıkları anlaşmalara karşılık, halklarına İsrail karşıtı propaganda bayraktarlığı yaparak ayakta kalan yönetimler gibi, sorgusuz sualsiz ABD politikası destekçilerinin, zaman zaman sıkı Filistin davası destekçisi kesilmelerini daha kolay anlayabiliyoruz. Hemen hatırlatalım, Filistin halkını sonuna kadar desteklemek başka, Filistin'i her türlü iktidar oyunu için meşruiyet kalkanı yapmak başka..."
İşte konunun bam teli noktası bu. Başbakan B.O.P'nin taşeronluğu için Washington'a davet alıyor. Ama bu arada gündemi saptırmak adına, yarım ağız Filistin'le ilgili bir şeyler söylüyor. Bari söylediği de bir şey olsa...
Önce Filistin'in taşlarla yaptığı direnişi terör olarak tanımlıyor, onun ardından Şaron Efendi için "aman beni yanlış anlamayın" kabilinden iki kelam ediyor. Keşke söylemese. Çünkü attığı taş kurbağayı ürkütmüyor. Daha da ötesinde, aslında, İsrail'in terörüne meşruiyet üretiyor.
Çünkü Başbakan'ın cümlelerinden çıkan şey Filistin hareketinin terör olarak vasıflandırmasıyla ilgili. İşin geriye kalan İsrail kısmında zaten bir şey yok.
Eğer bu hükümet İsrail konusunda samimi bir duruş sergileyecekse ve Filistin adına gerçekten üzüntülü ise, B.O.P için Türkiye'yi, İslam coğrafyası ve bu arada Filistin'i harcamaktan vazgeçsin.
B.O.P. dediğiniz şey nedir? İşin başında sonunda İsrail'in Arz-ı Mev'ud hedefi değil midir? Bu bir gerçekse ve siz İsrail'e malzeme olmak istemiyorsanız; Washington'un davetini elinizin tersiyle itersiniz ve şöyle dersiniz:
"Ortadoğu'nun temel sorunu Filistin'dir. Filistin için İsrail vahşetini durduracaksanız gelelim."
Eğer bunu derseniz anlamaya çalışırız. Değilse İsrail'le ilgili iki kelamla o kârdan kendi adınıza pay çıkarıyorsunuz demektir.
Bu arada G-8 davetinin Mısır'ın-Ürdün'ün dahi reddettiğini, hükümetin ise konunun üzerine balıklama atladığını tekrarlayalım.
"İsrail ile kapalı kapılar ardında yaptıkları anlaşmalara karşılık, halklarına İsrail karşıtı propaganda bayraktarlığı yaparak ayakta kalan yönetimler gibi, sorgusuz sualsiz ABD politikası destekçilerinin, zaman zaman sıkı Filistin davası destekçisi kesilmelerini daha kolay anlayabiliyoruz. Hemen hatırlatalım, Filistin halkını sonuna kadar desteklemek başka, Filistin'i her türlü iktidar oyunu için meşruiyet kalkanı yapmak başka..."
İşte konunun bam teli noktası bu. Başbakan B.O.P'nin taşeronluğu için Washington'a davet alıyor. Ama bu arada gündemi saptırmak adına, yarım ağız Filistin'le ilgili bir şeyler söylüyor. Bari söylediği de bir şey olsa...
Önce Filistin'in taşlarla yaptığı direnişi terör olarak tanımlıyor, onun ardından Şaron Efendi için "aman beni yanlış anlamayın" kabilinden iki kelam ediyor. Keşke söylemese. Çünkü attığı taş kurbağayı ürkütmüyor. Daha da ötesinde, aslında, İsrail'in terörüne meşruiyet üretiyor.
Çünkü Başbakan'ın cümlelerinden çıkan şey Filistin hareketinin terör olarak vasıflandırmasıyla ilgili. İşin geriye kalan İsrail kısmında zaten bir şey yok.
Eğer bu hükümet İsrail konusunda samimi bir duruş sergileyecekse ve Filistin adına gerçekten üzüntülü ise, B.O.P için Türkiye'yi, İslam coğrafyası ve bu arada Filistin'i harcamaktan vazgeçsin.
B.O.P. dediğiniz şey nedir? İşin başında sonunda İsrail'in Arz-ı Mev'ud hedefi değil midir? Bu bir gerçekse ve siz İsrail'e malzeme olmak istemiyorsanız; Washington'un davetini elinizin tersiyle itersiniz ve şöyle dersiniz:
"Ortadoğu'nun temel sorunu Filistin'dir. Filistin için İsrail vahşetini durduracaksanız gelelim."
Eğer bunu derseniz anlamaya çalışırız. Değilse İsrail'le ilgili iki kelamla o kârdan kendi adınıza pay çıkarıyorsunuz demektir.
Bu arada G-8 davetinin Mısır'ın-Ürdün'ün dahi reddettiğini, hükümetin ise konunun üzerine balıklama atladığını tekrarlayalım.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014