Son günlerin şokunu Türk milleti olarak üzerinden atmak asla mümkün değildir. Bu ne 10 şiddetinde bir zelzeleye ne Ağrı dağının infilakı ve etrafına vereceği zarara benzer. Tasavvur dahi edilemeyecek felaketler yumağıdır. Bu ülkenin gururunun aşağıların da aşağısına sürüklenmesine daha ne kadar tahammül edeceğimizi bilemiyorum.Kendimi her sınıf ülke insanı olarak tek tek düşündüğümde, karşılaşılan durumları hazmetmek için, senelerce ülkenin temellerini alttan kazan, kazdığı yerlere dinamit döşeyen zümrenin adına dua eden bir kişi olmam gerektiğine karar verip ürperiyorum. Vatanını seven, dinini bilen her bir Türk vatandaşının bu olaylar karşısında sessiz ve sakin kalması çok zordur. Ben milletime destek olmak için Allah(c.c)'ın emrini hatırlamak istiyorum. Asr suresi mealen: "1-Asra yemin olsun ki; 2-İnsan mutlaka ziyandadır; 3-Ancak iman edenler, salih amel(iyi işler)işleyenler, biri birlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır." Son asrımız ülkemizin ne kadar zararda olduğunu göstermektedir. İkinci Cihan Savaşı'ndan sonra ülkemizin başına gelen idarecilerin sadece Ermeni iftiralarından dolayı ülkeye verdikleri zarar son günlerde daha doğrusu son senelerde açık olarak görülmektedir. Adana'da sahte evraklarla bir Ermeni tarafından toprak talebinin yapıldığı ve derhal kanun dışı uygulamalarla talebin karşılandığını, itiraz edenlerin son zamanlardaki savcı kırımında olduğu gibi susturuldukları, herkes tarafından bilinmektedir. Bu konu, delil gösteren kaynaklarca yazılmıştır. Balkanlardan gelen göçmenlerin mallarını alamaması için hem anne hem baba taraflarında olmak üzere temel isimlerinin bile değiştirildiği, iskan dahi alamayan halkımızın olduğu ülkemizde, iktidar uğruna verilmiş olan sözlerin gider ayak tutulmaya çalışıldığı görülmektedir. Hala uyanamayan halkımıza Allah(c.c)'ın emri olan hakkı hatırlatmak görevimdir. Ve herkesin görevidir. Bugün vakit darlığından dolayı sadece soykırım iftirasından bahsedeceğim. Daha sonra diğerlerinden devam etmeyi Allah(c.c) nasip eder inşallah.* * *Bir devletin tüm imkânlarının iktidarın emrinde olduğu bir gerçektir. İstihbarat, arşivler, hatta son zamanda Kozmik Oda dahi iktidarın emrinde olmuştur. Bunun sonucunu ordunun getirildiği durum ile herkes anlamış olmalıdır. Öncelikle Kozmik Oda, SİSMİK odaya dönüştürülünce, tüm askeri sırlar sır olmaktan çıkmış, devlet temelinden sallanmıştır. Bu, devlet sırrını açıklama demektir ki, ileride elbet sorulacaktır. Bugün ise herkese açık olması gereken tarihi Arşivlerin halka ve araştırmaya ne kadar açık olduğunu bilmiyorum. Ancak belli oranda bunları kullanma imkânı halkımıza verilmiş olmalıdır. Konu halka verilen imkânlar dışındadır. İktidar (tabii muhalefet de buna dâhildir) elindeki bu arşivlerden istediği oranda araştırma yapma imkânı varken, koskoca yüzyıl içinde Soykırımın yalanını ve aksine Ermeniler dâhil pek çok ülkenin halkımıza uyguladığı soykırımını gösteren Osmanlı Arşivlerini hiç incelememiştir. Elindeki bu hazineyi kullanmadan, Ermeni hayali hikâyelerini hakikatmiş gibi dünyaya yutturdukları gerçeği karşısında hakkın aciz kılınma gayretinin hiç bir izahı olamaz. Her yıl çeşitli yollarla baskı görmesine karşılık, emrindeki tarihçilere, Osmanlıcaya hâkim tercümanlara ve kesin resmi delillere rağmen, son günlerde soykırımını kabul edecek cümleler kullanabilen bu şahısların durumu artık gayenin ne olduğunun tam ve kesin göstergesidir. Biz millet olarak nerelere getirildik. Hazine üstünde dilencisiniz diyen yabancı bir araştırmacının, şimdi çıkıp, "ihanet üzerinde oturan halksınız" demesini mi bekliyoruz. Ne dersiniz?Aslında ilk sözün bir değeri kalmadı. Hazineler nasıl yabancılara koltuk uğruna terk edildi ise, arşivler de göz ardı edilip, geçerli olmaktan çıkarılmıştır. Bu seçim, hakikatlerin ortaya çıkarılması, devletimizin ve milletimizin hak ettiği duruma gelebilmesi için son şansıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Ata Selçuk / diğer yazıları
- Yanlıştan, yanlışla kurtuluş olmaz / 12.09.2021
- Bir hayal peşinde -2- / 18.02.2021
- Bir hayal peşinde -1- / 17.02.2021
- Aşının özü / 22.12.2020
- Temelsiz demokrasi / 22.10.2020
- Demokrasi çamuru / 25.09.2020
- Tecelli / 27.03.2020
- Kaynayan kazan / 06.01.2018
- Hedef yalanı / 31.12.2017
- Vatanım sen yaşa / 27.12.2017
- Bir hayal peşinde -2- / 18.02.2021
- Bir hayal peşinde -1- / 17.02.2021
- Aşının özü / 22.12.2020
- Temelsiz demokrasi / 22.10.2020
- Demokrasi çamuru / 25.09.2020
- Tecelli / 27.03.2020
- Kaynayan kazan / 06.01.2018
- Hedef yalanı / 31.12.2017
- Vatanım sen yaşa / 27.12.2017