Dünkü yazımda, "Çok büyük bir afet yaşadık. Çok zor günlerden geçiyoruz. Mikrofonu gören 'şimdi bir olma zamanıdır' diyor" demiştik.
Hele milletin temsilcisi olan liderler, vekiller sözlerine 'kardeşlikle' başlayıp, 'düşmanlıkla' bitirmelerini anlamış değilim. Anlamadığım asıl nokta ise siyasetin, ölüden bile ibret almamalarıdır.
Merhum Deniz Baykal'ın cenaze törenini ibretle izledim. Milleti temsil iddiasında olanların hepsi oradaydı.
Hepsi aynı safa (sıraya) dizildiler. Aynı anda 'Allah-u Ekber' yani tek büyük Allah'tır (c.c), dediler. Ama birkaç saat sonra hırsları, gururları ve kibirlerini yeniden yansıtmaya başladılar.
Hani gün birlik olma vaktiydi? Hani söz konusu vatan ise gerisi teferruattı? Cenaze önünde aynı sıraya dizilenler, devlet ve millet için neden aynı çizgide duramıyor?
Oysa dün devlet ile millet bir bütündü' demiş ve Atatürk'ün, Erzurum halkına yaptığı konuşma, diye bitirmiştik. İşte o konuşma:
"Arkadaşlar!
Erzurum'a öyle bir zamanda gelmek istiyordum ki, cumhuriyetin bayındırlık ve refah alanında üstlendiği görevler, burada beklediğimiz eserler baştanbaşa gerçekleşmiş olsun.
Merkezde, bu amaçla çalışıyorduk. Böyle bir sonucun ortaya çıkmasının sebeplerini hazırlamakla uğraşıyorduk.
Fakat son günlerin felâketi her türlü düşünceyi ortadan kaldırdı. Felâkete dair aldığım haberlerden son derece üzülmüş olarak, derhal bölgeye hareket ettim.
Biliyorsunuzdur ki, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında büyük bir gezi yapmak için yola çıkmıştım.
Fakat Trabzon'da o üzücü haberi alır almaz, buraya koşmak, burada felâkete uğrayanlarla dertleri paylaşmak en büyük isteğim oldu. Depremin bu bölgede yaptığı yıkımdan içim kan ağlıyor.
Efendiler!
Kuşkunuz olmasın ki, Erzurum'daki depremden üzüntülü olan bütün bir millettir. Bütün Türk dünyasının kalbi, tıpkı benim acılarımla atmaktadır. Toplumun bu üzüntüye yalnız manevi ilgiyle kalmayacağı; ortaya çıkan felâketi azaltmak için maddi olarak da yardım görevini yapacağı kesindir.
Arkadaşlar!
Hükümetimizin Erzurum felâketiyle, felâkete uğrayanlarla çok yakından ilgili olduğunu, yalnız resmi görevi gereği değil, insani, vicdani duygularla acıları hafifletmek için en etkin önlemleri almaya çalışacağını önemle belirtirim.
Benim buraya gelişim, aynı zamanda hükümetin de gereken bilgiyi almasında ayrıca zaman kazandıracaktır.
Mümkün olan her şey yapılacak; durumu düzeltmeye çare bulunacaktır. Bu felâkete uğrayanlara, hükümetin acele yardımı kuşkusuzdur.
Buraya gelmekliğim, felakete uğrayanların durumlarını yerinde doğrudan inceleyerek bulabileceğim önlemleri, hükümet merkezine (Ankara) bildirmek hususunda yararlı olacaktır."
Ardından Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa vilayete gelerek, Erzurum Valisi Zühtü Bey başkanlığında kurulan deprem felâketzedelerine yardım komisyonunun çalışmalarını denetledi.
Doğrudan doğruya kendisi ve eşi Latife Hanım o gün için bir servet değerinde olan 10'ar bin liralık bağışta bulundular. Yanlarında bulunan maiyetleri de 300, 200 lira gibi miktarlarda bağış yapmışlardı.
1 Ekim Perşembe günü Cumhurbaşkanı beraberinde kolordu kumandanı, vali ve maiyet erkânı bulunduğu halde otomobillerle Erzurum'dan hareketle, depremin en çok tesir ettiği Hasankale merkezini ve köylerini ziyaret etti…
Cumhurbaşkanı 1 Ekim 1924 Çarşamba günü saat 08.00'de beraberindeki vali, kolordu kumandanı, geziye katılan arkadaşlarıyla birlikte Erzurum'dan hareket ettiler ve zelzeleden en çok zarar gören mahalle ve bölgeleri gezdiler. Gazi Paşa, özellikle zelzele felaketine uğramış vatandaşlarla ilgilendiler.
Cumhurbaşkanı Hazretleri 2 Ekim 1924 Perşembe günü saat 08.00'de beraberindeki heyetle, zelzeleden en çok zarar gören Pasinler ilçe merkez ve köylerini ziyaret ettiler. Burada kaymakam ve ilgililerden, felakete uğrayan vatandaşlardan bilgi aldılar.
Saat 10.00'da Hasankale'ye geldiler. Burada halk olağanüstü gösterilerle Gazi Paşa'yı karşıladı. Hasankale harabe haline gelmiş sokaklarına, binalarına kadar bayrakla donatılmıştı.
Şehrin girişine bir "Tak" yapılmış ve üzerine "Hoş geldiniz Gazi paşamız-Acılarımız dindi-Çok yaşa" yazılmıştı.
Bu görülmedik içten, sıcak karşılama ve bağlılık herkesi etkiledi. Acılar yok olmuştu. Ümit doğmuştu."
Yarın devam edeceğiz…
- BURHAN BORAN: Deprem / 27.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Maarif yüzyılı mı, masallar yüzyılı mı? / 20.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Parayı kim basarsa düzeni o kurar / 19.02.2025
- FATİH HAYDAR GÜNER - Petro-Dolar Tuzağından Kurtuluş: Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Vizyonu / 18.02.2025
- AYŞE ZIVALI: Hoca Atatürk / 08.02.2025
- OZANCAN DERNEK /Efendi kim, köle kim? / 17.01.2025
- MELEK KERESTECİ: Birlik ve beraberlik üzerine / 23.12.2024
- AV. AHMET HAYDAR İLİK: Türk gençliğine verilen büyük vazife / 26.11.2024
- HAYDAR NECMEDDİN KAZANCI / Çözümsüz vaatler / 24.11.2024