İster kabul edelim, ister kabul etmeyelim, milletimiz gün geçtikçe fakirleşiyor. Bu görüşümüzü kanıtlamak için toplumun bazı katmanlarını birlikte incelemeye çalışalım:Ücretlinin aldığı maaşlar, rakamsal olarak ne kadar artmış gibi gösterilse de alım gücü her geçen gün daha aşağılara gitmektedir.Üreticilerin, ürettiklerini satabildikleri taktirde, elde ettikleri kâr oranları her geçen gün azalmakta, ham madde artışlarına ayak uydurmakta zorlanmakta, tüketim sorunu dolayısıyla satamadığı mallar ise elinde kalarak kurumlar zarara uğramaktadır.Satıcı konumda bulunan esnafın durumu bir başka?Onlar da tüketici bulamadıklarından, mallarını satmakta zorlanmakta, hele bir de çekle senetle alışveriş yapmışsa, borçlarını zamanında ödeyememekte, itibarını kaybetmekte yada faizli borç batağına düşmektedir.Tüketici vatandaşın halini sormaya hiç gerek yok? Zaten onlar, yaşayan bir ölü konumuna gelmiş? Tüketme kabiliyetini kaybetmiş? Yeterli parası olmadığı için sosyal yaşantısından tavizler vererek kıt kanaat, zorla yaşamlarını sürdürmek durumundadırlar. Gerek tüketicinin, gerek üreticinin, hemen herkesin derdi; sıcak para sorunudur.Kapitalist sistemde, emisyonda dolaşan sıcak paranın sürekli azaltılarak enflasyonun düşürülmeye çalışıldığı için tüketim sorunu yaşayan piyasa kilitlenmektedir.Böylelikle piyasalar parasızlık hastalığı sayesinde, kansızlık sorunu çeken vücut gibi hareketsiz kalmaktadır. Hareketi azalan vücudun gün geçtikçe zayıflaması sonucunda direnci azalmakta, çeşit çeşit hastalıklara maruz kalmaktadır.Toplumun bünyesi insan bünyesine benzerdir. Bir azada meydana gelen rahatsızlık bütün vücudu etkilediği gibi toplumsal bünyenin bir bölümünde meydana gelen rahatsızlık bütün toplumu etkilemektedir.Sosyal yaşamın hangi sahasında olursa olsun ihmaller, hatalar, toplumun bünyesini etkiler. Bazı hastalıklar vardır ki vücudun sağlığını çok şiddetli bir şekilde bozar. Toplumların sosyal yaşantılarında ekonomik sorunlar, hastalıkların en başında gelir.İşte onun içindir ki küresel güçler el geçirmek istedikleri ülkeleri, ekonomik olarak bağımlı hale getirerek, sosyal bünyeleri hastalıklı hale getirmektedirler.Sonuç olarak; milletlerin tüketim kabiliyetini elinden alarak fakirliğe düşürmektedirler. Tüketim kabiliyeti elinden alınarak fakirleşen milletlerin kurtuluşu için projeler üreten, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, tüketim eksenli bir model olan "Milli Ekonomi Modelini" geliştirmiş, bütün insanlığa sunmuştur.Milletler fakirleşmekten kurtulmak istiyorlarsa, Prof. Dr. Haydar Baş'a kulak vermek zorundadırlar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Tövbe edenleri Allah sever / 20.03.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Tövbe edenleri Allah sever / 20.03.2025