Türkmenistan'da bu hafta düzenlenen Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan Devlet Başkanları Zirvesi'ne katıldıktan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönüş yolunda, Türkiye-Suriye ilişkilerine dair dikkat çekici açıklamalarda bulunmuş ve "Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya, üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin'e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız" demişti.
ABD eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'nin ABD'nin Esad'la görüşmeye olumlu bakmadığı yönündeki açıklaması hatırlatılınca da Erdoğan, "Siz demek ki hâlâ Cumhurbaşkanınızı tanıyamadınız. Ben Mısır Cumhurbaşkanı'yla Katar'da bir görüşme yaptım. Kimseden izin almadım. Suriye konusunda atacağımız adımlarda belirleyici husus da ulusal çıkarlarımız olacaktır" yanıtını vermişti.
Ulusal çıkar…
Bu sözü 2011 yılında bu yana Suriye konusunda Türkiye'nin izlediği politikanın birincil aktörü Erdoğan'dan duymak çok ilginç gerçekten.
Ancak yine de siz hükümetteki politikacılardan duyacağınız 'ulusal çıkarlar' sözlerini lütfen 'siyasal çıkarlar' şeklinde yorumlayın. Zira doğru olan bu. Çünkü 2023'te yapılacak genel seçimleri kazanmak zora girmese hükümetteki politikacıların aklına Türkiye'nin ulusal çıkarları kim bilir ne zaman gelirdi…
Ankara'nın Şam'a yakınlaşma çabasının seçim yatırımı olduğunu gören Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, son 10-11 yıldır yaşananlardan sonra beklendiği gibi bu konuda Türkiye'yle yeni bir sayfa açmak istemiyor.
Yani, Türkiye'de hepimizin sonucunu merakla beklediğimiz 2023 seçimlerini Beşar Esad da iple çekiyor.
İktidar değişirse yeni bir sayfa açmak zor olmayacak, ancak peki ya değişmezse?
Zor da olsa iktidarda kalmayı başarırsa AKP hükümetinin Suriye hükümetiyle uzlaşma çabaları devam eder mi sizce?
Bence bugünkü kadar istekli olmayacaklardır, ancak 2023'teki seçimlerden sonra yeni bir seçim için kimse 5 yıl bekleneceğini düşünmüyor.
Dolayısıyla da Suriye'yle ilişkilerimiz ve Suriyeli sığınmacıların varlığı Türkiye'de vatandaşların canını sıkmaya devam ettiği müddetçe Ankara'nın Şam'la uzlaşı arayışı da devam etmek zorunda.
Ancak Erdoğan'ın bugünlerdeki Suriye ile yeni bir sayfa açmaktaki istekliliği, bu konuda atılacak bir adımın seçimlerde belirleyici olacağından kaynaklanıyor.
Şöyle ki, Türkiye-Suriye arasındaki krizin çözüm sürecine girmesinin seçim sonuçları üzerindeki etkisi ekonomik sorunlardan sonra ikinci sırada sayılabilir.
'Sorun çözülüyor' mesajı verilmesi ne kadar hükümet açısından sandıktan çıkacak oylarda getiri sağlayacaksa, çözümsüz kalması da oyları bir o kadar götürecek.
Bana öyle geliyor ki, AKP hükümeti, Rusya'sız bir şekilde masada buluşmak için Esad'ın nabzını yokladı. Ancak sonuç alınamadı.
O aşamadan sonra da istemeye istemeye Moskova'nın kapısı çalındı. O yüzden Erdoğan-Putin-Esad zirvesi teklifi Moskova'ya iletildi.
Rusya'nın da zaten istediği bu olduğu için, Kremlin'den gelen yanıt olumlu oldu.
Üçlü liderler zirvesi gerçekleşirse, doğal olarak bu toplantıda Putin arabulucu olacak.
Görünen o ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da Esad'la aynı masa etrafında buluştuğu, zoraki de olsa belki Esad'la tokalaştığı fotoğrafla seçimlere girmekle yetinecek.
Şüphesiz bu Erdoğan'ın asıl amaçladığı değil. Ancak yine de 'hiç yoktan iyidir' diye düşünüyor olabilir…
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Kürecik’teki üs İsrail’in hizmetinde / 18.10.2024
- Neçirvan Barzani neden geldi? / 17.10.2024
- Bu Numan helak olur! / 14.10.2024
- Lübnan iç savaşa doğru itiliyor / 12.10.2024