Şu an Türk tarımı, uygulanan ithalata yönelik politikalarla bitme noktasında, tamamen dışa bağımlıdır. Tarımı ayağa kaldırma adına çok ciddi atılımlar gerekmektedir. Toprağına, köyüne, hayvanına ve topyekûn üretime küsmüş bir çiftçi profili ile karşı karşıyayız. Köylü ürettiğinde zarar etmekte ve bu nedenle toprağını ekmemektedir.
Uluslararası uygulanan gıda savaşında ülkemiz bu şekilde bir teslim alınma ile karşı karşıyadır. Bu yok oluşu yıllar evvelinde gören merhum Prof. Dr. Haydar Baş Bey yazmış olduğu 'Milli Ekonomi Modeli'nde tarımın stratejik olduğundan bahisle eşsiz çözümler ortaya koymuştu… Yapılan son seçimlerde de felç olan tarımın ivedilikle ayağa kalkması için, "ilk 5 yıl çiftçiye mazot, ilaç, gübre, elektrik ve su bedava" verilecek demişti.
Evet, sevgili okurlar tarım ve gıda olmazsa olmaz en önemli, en stratejik sektördür. Tarımın yapıldığı ilk yerler de köylerdir. Bundan dolayıdır ki; kalkınma köyden ve yerelden başlamalıdır.
Ekilmeyen ve biçilmeyen bir karış toprağımız olmamalıdır. Anadolu topraklarımızı vücudumuza benzetirsek, nasıl ki en ince kılcal damarlara kan gitmeli ve vücut hayatiyetini sürdürmeli ise her karış vatan toprağı da ekilip, biçilip sürülmelidir. Eğer kan pompalanmaz ise vücut örneğinde olduğu şekliyle topraklarda ölür ve gider. Canlı toprağı ekerek cana can katmalıyız.
"Tarım, hayvancılık, madencilik, ormancılık ile ilgili tüm projeleri köylerden, beldelerden en büyük vilayetlere kadar 'Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli'yle hayata geçirebiliriz."
Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli'nin matematiğiyle birlikte en küçük birimler yani köylerden başlayarak yahut da üç beş köyün bir araya gelmesiyle o köylerde üretilen mamullerin sanayi mallarına dönüşmesi adına fabrika ve işletmeler kurulmalıdır. Bu tüm ülke köylerinde gerçekleştirilmelidir. Bu model hayata geçerse herkes doğduğu yerde istihdam edilir ve boşalan köylere tekrar dönüş başlamasıyla büyük şehirlerde de nüfus patlaması yaşanmaz ve hayat oralarda da normale döner.
Büyükşehir yasası ile Türkiye'deki 34 bin 434 olan köy sayısı 18 bin 214 adede inmiştir. Her 5 köye bir fabrika kuracak olursak bu toplam 3 bin 600 fabrika demek. 34 bin köy üzerinden hesaplarsak toplam 6 bin 800 adet fabrika demek.
Akıl için yol bir sevgili okurlar. Ülkemizi tarımsal potansiyeli ile değerlendirirsek pik yaparız ve tüm ülke insanını istihdam ederiz. Ayrıca tüm dünyaya tarımsal ürünleri pazarlamak adına yetiştiremeyiz ve elbette ki merhum Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın deyişi ile elin gâvurunu bu topraklarda ırgat olarak çalıştırırız.
Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli' nedir?
(Prof. Dr. Haydar Baş: Milli Ekonomi Modeli-Sayfa 165)
Bu modelle kırsal alan denilen yerlerde, köylerin yanında sanayi tesisleri oluşturulacak. Hammadde ve nakliye durumları tespit edilerek belli sanayi bölgeleri şehirlerin dışında ve ülkenin her yerinde devreye konulmalıdır. Nüfus göçünün doğudan batıya doğru veya kırsal alandan şehre doğru yaşanmasının sebebi bu bölgelerdeki insanımızın kendisine iş imkânı bulamamasıdır. Hâlbuki 'Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli' ile bu göçün önüne geçilebileceği gibi, işçilik maliyetleri ve nakliye giderleri çok daha ucuz kalacak üretici için rekabet imkânları da artacaktır. Bu modelde pazarlama problemi de olmayacaktır. Küçük çaplı atölye ve KOBİ'ler çevredeki ihtiyaca göre yönlendirilecek. Böylece pazarın ihtiyacı da yerinden karşılanabilecektir. 'Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli'nin önemli bir özelliği de; sanayinin yaygınlaştırılması ile milletin topyekûn bir atılım hamlesine başlaması ve her bölgenin devreye girmesi ile üretimin ve sermayenin tabana yayılmasıdır.
- Kâbe'nin Rabbine and olsun ki kurtuldum / 23.03.2025
- Kadir gecesi / 21.03.2025
- “Bana sorun” / 18.03.2025
- İmam Ali’nin dilinden Hz. Peygamber / 15.03.2025
- Gayretullah’a dokunmak… / 13.03.2025
- Ben vermekle emrolundum / 06.03.2025
- Her hususta zirve şahsiyet İmam Ali / 28.02.2025
- Allah’ın selam yolladığı Hz. Hatice / 26.02.2025
- Ümmü Eymen anamız / 24.02.2025