Kerbela faciası ile ortaya çıkan hüzün öylesine büyük, öylesine derin bir hüzündür ki hiçbir mezhep mensupları onu paylaşarak azaltamazlar.
Bu acı elbette mezhepler üstü bir acıdır.
Peygamberin aile?efradına karşı işlenen bu korkunç cinayet hiçbir mezhebin sınırlarına sığmayacak kadar büyük ve sebep olduğu acılar da hiçbir mezhebin tek başına taşıyamayacağı kadar derindir.
Bu felaketin yaşandığı tarihte zaten bugünkü anlamda mezhepler de oluşmamıştı, dolayısıyla bu acının etkisiyle yüz yıllar sonra da olsa ağlayıp? sızlayan Müslümanlara mezhep damgası vurmak en hafifi ifadesiyle ayıptır ve de günahtır.
Bu acı bugün iki milyara ulaşmış olan tüm Müslümanların ortak acısıdır, yarın beş milyar olsalar yine hepsinin ortak acısı olacaktır.
Kerbela faciasının yıldönümü olan "On Muharrem" dolayısıyla ağlayıp?sızlayan, faciaya şahit olmuşçasına gözlerinden yaş döken bir Müslümanı gördüğünde "bu falanca mezheptendir" yaftasını yapıştıranlar, dönüp kendilerini ciddi bir muhasebeye çekmelidirler ve kendilerinin bu hüzne ortak olamayışlarının sebeplerini aramalıdırlar.
Hüzün ortak ama paylaşımda sen yoksun.
Yas son peygamberin yası, yas topyekun Ehl?i Beyt'in yası ama sen ısrarla uzak duruyorsun, neden?
Bu korkunç felaketin her yıldönümünde, başta son elçi olmak üzere, başta Hz. Fâtıma ana ve kızı Zeynep olmak üzere ve "ilim şehrinin kapısı" Hz. Ali olmak üzere tüm Ehl?i Beyt fertlerinin ve sevenlerinin acı çekmediklerini düşünüyorsan yanılıyorsun.
Hüzün ortak ama ümmetin ortak hüznü olan bu acıyı vicdanında yaşayanları, göz yaşları ile dışa vuranları "ağıt kültürünü sürdürmekle" suçluyorsun.
O zaman adama sormazlar mı; son elçi son Peygamber senin neyin oluyor, Hz. Fâtıma ana senin neyin oluyor, Hz. Ali'yi tanıyor musun, Kerbela'da başı kesilen Hz. Hüseyin ile bir gönül beraberliğin var mı?
Hz. Fâtıma ananın biricik kızı Hz. Zeyneb'in, Kerbela faciasına kadar, facia anında ve sonrasında yaşadığı acılar, çektiği sancılar, döktüğü göz yaşları seni neden hiç ilgilendirmiyor?
Hz. Hüseyin'in kesik başını, küçük kızı Rukayye'ye bir tepsi içinde gösterip onun ani ölümüne sebep olan canilere hala lanet okuyamıyorsun, neden?
Kelime?i Tevhidi okuyorsun, Allah'ın birliğini ve Hz. Muhammed aleyhisselamın risaletini ilan ediyorsun, böylece iman ettiğini haykırıyorsun ama risaletini tasdik ettiğin, her şeyini kendisine borçlu olduğun o son peygamberin acısını, kızının sancısını, torununun ıstırabını paylaşmıyorsun.
Orta yerde dağlar kadar, hatta dünyalar kadar bir hüzün varken bu hüznü azaltmak için iştirak etmekten kaçınmanın geçerli bir mazereti olabilir mi?
Bu acı elbette mezhepler üstü bir acıdır.
Peygamberin aile?efradına karşı işlenen bu korkunç cinayet hiçbir mezhebin sınırlarına sığmayacak kadar büyük ve sebep olduğu acılar da hiçbir mezhebin tek başına taşıyamayacağı kadar derindir.
Bu felaketin yaşandığı tarihte zaten bugünkü anlamda mezhepler de oluşmamıştı, dolayısıyla bu acının etkisiyle yüz yıllar sonra da olsa ağlayıp? sızlayan Müslümanlara mezhep damgası vurmak en hafifi ifadesiyle ayıptır ve de günahtır.
Bu acı bugün iki milyara ulaşmış olan tüm Müslümanların ortak acısıdır, yarın beş milyar olsalar yine hepsinin ortak acısı olacaktır.
Kerbela faciasının yıldönümü olan "On Muharrem" dolayısıyla ağlayıp?sızlayan, faciaya şahit olmuşçasına gözlerinden yaş döken bir Müslümanı gördüğünde "bu falanca mezheptendir" yaftasını yapıştıranlar, dönüp kendilerini ciddi bir muhasebeye çekmelidirler ve kendilerinin bu hüzne ortak olamayışlarının sebeplerini aramalıdırlar.
Hüzün ortak ama paylaşımda sen yoksun.
Yas son peygamberin yası, yas topyekun Ehl?i Beyt'in yası ama sen ısrarla uzak duruyorsun, neden?
Bu korkunç felaketin her yıldönümünde, başta son elçi olmak üzere, başta Hz. Fâtıma ana ve kızı Zeynep olmak üzere ve "ilim şehrinin kapısı" Hz. Ali olmak üzere tüm Ehl?i Beyt fertlerinin ve sevenlerinin acı çekmediklerini düşünüyorsan yanılıyorsun.
Hüzün ortak ama ümmetin ortak hüznü olan bu acıyı vicdanında yaşayanları, göz yaşları ile dışa vuranları "ağıt kültürünü sürdürmekle" suçluyorsun.
O zaman adama sormazlar mı; son elçi son Peygamber senin neyin oluyor, Hz. Fâtıma ana senin neyin oluyor, Hz. Ali'yi tanıyor musun, Kerbela'da başı kesilen Hz. Hüseyin ile bir gönül beraberliğin var mı?
Hz. Fâtıma ananın biricik kızı Hz. Zeyneb'in, Kerbela faciasına kadar, facia anında ve sonrasında yaşadığı acılar, çektiği sancılar, döktüğü göz yaşları seni neden hiç ilgilendirmiyor?
Hz. Hüseyin'in kesik başını, küçük kızı Rukayye'ye bir tepsi içinde gösterip onun ani ölümüne sebep olan canilere hala lanet okuyamıyorsun, neden?
Kelime?i Tevhidi okuyorsun, Allah'ın birliğini ve Hz. Muhammed aleyhisselamın risaletini ilan ediyorsun, böylece iman ettiğini haykırıyorsun ama risaletini tasdik ettiğin, her şeyini kendisine borçlu olduğun o son peygamberin acısını, kızının sancısını, torununun ıstırabını paylaşmıyorsun.
Orta yerde dağlar kadar, hatta dünyalar kadar bir hüzün varken bu hüznü azaltmak için iştirak etmekten kaçınmanın geçerli bir mazereti olabilir mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025