Bu ülkede, AB temsilcisi ve ABD Büyükelçisinin talimatı ile hutbelerde aşina olduğumuz "İnneddine indellahil islam" (Allah katında yegâne din İslam'dır) ayeti, yerine bir hadis konularak hutbelerden çıkartılmıştı. Elimizde uyarıcı mektup ve belgelerle ekipler halinde gezmedik kapı, hoca, müftü, vaiz, ilahiyatçı, cemaat önderi bırakmadık. Bu ve benzeri dinlerarası diyalog konularını ve faaliyetlerini anlattık. Geç de olsa Diyanet camilerinde Cuma günü bu ayet artık 2-3 senedir tekrar okunmaya başlandı. Sevindik doğrusu?
2004-2005-2009-2011 yılı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarında, çocuklara Kelime-i Tevhid "Lailâheillallah Allah'tan başka tanrı yoktur" şeklinde Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız öğretiliyordu. Hançeremizi yırtarcasına konuştuk, yazdık. Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız Kelime-i Tevhid olmaz, iman olmaz, kurtuluş olmaz diye? Sesimiz 10 sene sonra duyuldu. 2016 yılı 4.cü sınıf kitabında Kelime-i Tevhid "Lailaheillallah Muhammedür Resûlullah" olarak tam yazıldı ve öğretilmeye başlandı. Sevindik doğrusu?
1998'te Vatikan'da Papa'nın elini öperek, Papalık Konseyi Misyonunu yüklenen ve Dinlerarası Diyaloğu, her istediğini alarak yürüten F. Gülen hareketi, Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız bir inanç ve kurtuluşu 20 senedir siyaset desteğinde nesillere aktardı. Az bir zaman değil, çeyrek asırdır?
Önemli bir kuşak bu eğitimi aldı. Diyanet de, ilahiyat çevreleri de, cemaatler de destek verdi veya en azından tepki verip yanlışın karşısında durmadı. Sadece Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu mücadele etti. Allah (c.c) şahittir, millet şahittir. Belgeler ortadadır.
11 Kasım 2016 tarihli Diyanet hutbesinde Kelime-i Şehadet işlendi. "Kelime-i Şehadet bir bütündür" denilerek Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.v.)'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna birlikte iman kurtuluş olarak tanımlandı. Sevindik doğrusu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Kasım 2016 tarihli Pakistan meclisindeki konuşmasında, Fetö'den bahsederken "Bakıyorsunuz rahatlıkla Vatikan'la dinlerarası diyalog kurabiliyor. Dinlerarası diyalog nasıl olabiliyor? İslam'la diğer dinler arasında nasıl ortaya koyabiliriz. Bu mümkün müdür? Ama bu zat bunu yapabiliyor" dedi. Dinlerarası diyaloğun olamayacağını ? olmaması gerektiğini vurguladı.
Siyasetin doruk noktasının, geç te olsa bu noktaya gelmesine sevindik doğrusu?
Şimdi açıkça beklentimiz, Sayın Cumhurbaşkanından, derhal dinlerarası diyalog çalışmalarına, faaliyetlerine son verdirmesidir! Zira bu Fetö hareketinin temel kalkış noktasıdır.
Diyanet teşkilatı, dinlerarası diyalogdan hemen vazgeçmeli, Avrupa'da teşkilatının ve ateşelerin bu alandaki faaliyetlerini durdurmalı ve sitesini yeniden düzenlemelidir. Milli Görüş'le müşterek diyalog faaliyetlerini sonlandırmalıdır.
2008'te on bakanlığa verilen Medeniyetler ittifakı ulusal planı ?ki içi dinlerarası diyalogla doludur- derhal uygulamadan kaldırılmalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, Fetö'cü yazarların ismi geçen Din Kültürü ve Türkçe kitaplarını kaldırdı. Ama halen 12.ci sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Kitabı (Dikey Yayıncılık-Sezgin Öztürk) okutuluyor. Yaşayan dinler ve benzer özellikleri adlı 7. Ünite'de tam da dinlerarası diyaloğun amacı gerçekleşiyor. Özetle verilen bilgiler şunlar:
"Hıristiyanlar Tanrı'nın bir olduğuna inanır, ona baba derler." (s.94)
"Yahudiler Tanrı'nın birliğine inanırlar. Tanrıya Yehova adını verirler." (S.92)
"Dileyen herkes, herhangi bir aracıya gerek duymaksızın, Allah'ın birliğine iman ederek Müslüman olabilir." (s.97)
Allah'ı -hşa - yalanlayan, teslisten ve şirkten açıkça bahseden Kur'an-ı dışlayan ve Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız İslâm tanımlayan bu diyalogcu anlayış, çocuklarımıza öğretilmemelidir. F. Gülen'in pompaladığı bu zehirli itikad bozukluğu engellenmelidir. Aksi halde, bu yapının amaçladığı hak ile batılı karıştırma ve nesillerimizi tahrip etme projesi hayatiyetini sürdürecektir. 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünde bu batıl inancın mensupları görev almıştır.
Burada, 20 yıldır F. Gülen ve zihniyetiyle açıktan kamuoyu önünde, hukuki ve ilmi platformda mücadelesini sürdüren, bu noktada Fetö'cülerin açtığı 30.000 sayfalık dava dosyalarına göğüs geren ve hepsini kazanan Prof. Dr. Haydar Baş Bey'i ve kadrosunun hakkını teslim etmek de şarttır.
Devletimizin tüm kurumları ve de milletimiz O'ndan yararlanmasını bence artık bilmeli?
2004-2005-2009-2011 yılı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarında, çocuklara Kelime-i Tevhid "Lailâheillallah Allah'tan başka tanrı yoktur" şeklinde Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız öğretiliyordu. Hançeremizi yırtarcasına konuştuk, yazdık. Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız Kelime-i Tevhid olmaz, iman olmaz, kurtuluş olmaz diye? Sesimiz 10 sene sonra duyuldu. 2016 yılı 4.cü sınıf kitabında Kelime-i Tevhid "Lailaheillallah Muhammedür Resûlullah" olarak tam yazıldı ve öğretilmeye başlandı. Sevindik doğrusu?
1998'te Vatikan'da Papa'nın elini öperek, Papalık Konseyi Misyonunu yüklenen ve Dinlerarası Diyaloğu, her istediğini alarak yürüten F. Gülen hareketi, Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız bir inanç ve kurtuluşu 20 senedir siyaset desteğinde nesillere aktardı. Az bir zaman değil, çeyrek asırdır?
Önemli bir kuşak bu eğitimi aldı. Diyanet de, ilahiyat çevreleri de, cemaatler de destek verdi veya en azından tepki verip yanlışın karşısında durmadı. Sadece Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu mücadele etti. Allah (c.c) şahittir, millet şahittir. Belgeler ortadadır.
11 Kasım 2016 tarihli Diyanet hutbesinde Kelime-i Şehadet işlendi. "Kelime-i Şehadet bir bütündür" denilerek Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed (s.a.v.)'in O'nun kulu ve Resûlü olduğuna birlikte iman kurtuluş olarak tanımlandı. Sevindik doğrusu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Kasım 2016 tarihli Pakistan meclisindeki konuşmasında, Fetö'den bahsederken "Bakıyorsunuz rahatlıkla Vatikan'la dinlerarası diyalog kurabiliyor. Dinlerarası diyalog nasıl olabiliyor? İslam'la diğer dinler arasında nasıl ortaya koyabiliriz. Bu mümkün müdür? Ama bu zat bunu yapabiliyor" dedi. Dinlerarası diyaloğun olamayacağını ? olmaması gerektiğini vurguladı.
Siyasetin doruk noktasının, geç te olsa bu noktaya gelmesine sevindik doğrusu?
Şimdi açıkça beklentimiz, Sayın Cumhurbaşkanından, derhal dinlerarası diyalog çalışmalarına, faaliyetlerine son verdirmesidir! Zira bu Fetö hareketinin temel kalkış noktasıdır.
Diyanet teşkilatı, dinlerarası diyalogdan hemen vazgeçmeli, Avrupa'da teşkilatının ve ateşelerin bu alandaki faaliyetlerini durdurmalı ve sitesini yeniden düzenlemelidir. Milli Görüş'le müşterek diyalog faaliyetlerini sonlandırmalıdır.
2008'te on bakanlığa verilen Medeniyetler ittifakı ulusal planı ?ki içi dinlerarası diyalogla doludur- derhal uygulamadan kaldırılmalıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, Fetö'cü yazarların ismi geçen Din Kültürü ve Türkçe kitaplarını kaldırdı. Ama halen 12.ci sınıf Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Kitabı (Dikey Yayıncılık-Sezgin Öztürk) okutuluyor. Yaşayan dinler ve benzer özellikleri adlı 7. Ünite'de tam da dinlerarası diyaloğun amacı gerçekleşiyor. Özetle verilen bilgiler şunlar:
"Hıristiyanlar Tanrı'nın bir olduğuna inanır, ona baba derler." (s.94)
"Yahudiler Tanrı'nın birliğine inanırlar. Tanrıya Yehova adını verirler." (S.92)
"Dileyen herkes, herhangi bir aracıya gerek duymaksızın, Allah'ın birliğine iman ederek Müslüman olabilir." (s.97)
Allah'ı -hşa - yalanlayan, teslisten ve şirkten açıkça bahseden Kur'an-ı dışlayan ve Muhammed Mustafa (s.a.v)'sız İslâm tanımlayan bu diyalogcu anlayış, çocuklarımıza öğretilmemelidir. F. Gülen'in pompaladığı bu zehirli itikad bozukluğu engellenmelidir. Aksi halde, bu yapının amaçladığı hak ile batılı karıştırma ve nesillerimizi tahrip etme projesi hayatiyetini sürdürecektir. 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünde bu batıl inancın mensupları görev almıştır.
Burada, 20 yıldır F. Gülen ve zihniyetiyle açıktan kamuoyu önünde, hukuki ve ilmi platformda mücadelesini sürdüren, bu noktada Fetö'cülerin açtığı 30.000 sayfalık dava dosyalarına göğüs geren ve hepsini kazanan Prof. Dr. Haydar Baş Bey'i ve kadrosunun hakkını teslim etmek de şarttır.
Devletimizin tüm kurumları ve de milletimiz O'ndan yararlanmasını bence artık bilmeli?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Dr. Abdullah Terzi / diğer yazıları
- “Tüketim en büyük kaynaktır” / 11.12.2019
- Mesaj TV’ye kavuştuk / 06.12.2019
- NATO neye yarar ki? / 04.12.2019
- Haydar Baş Çin’de değil, Türkiye’de / 28.11.2019
- Erdoğan–Trump görüşmesi ve Sayın Baş / 16.11.2019
- ‘ABD bitmiştir’ / 01.11.2019
- Bu Meclis off! / 28.10.2019
- ‘Bağımsızlık güneşi doğuyor’ / 25.10.2019
- Kolay değil 18 yıl geçti… / 26.09.2019
- ‘Materyalizm ne saçma şey!’ / 19.08.2019
- Mesaj TV’ye kavuştuk / 06.12.2019
- NATO neye yarar ki? / 04.12.2019
- Haydar Baş Çin’de değil, Türkiye’de / 28.11.2019
- Erdoğan–Trump görüşmesi ve Sayın Baş / 16.11.2019
- ‘ABD bitmiştir’ / 01.11.2019
- Bu Meclis off! / 28.10.2019
- ‘Bağımsızlık güneşi doğuyor’ / 25.10.2019
- Kolay değil 18 yıl geçti… / 26.09.2019
- ‘Materyalizm ne saçma şey!’ / 19.08.2019