Tim Folger tarafından Stanford Üniversitesi öğretim üyesi 'Andrei Linde' ile Palo Alto, Kaliforniya'da yapılan röportaj sonrası Discover Magazine'de çarpıcı bir makale yer aldı. Kasım 2008 tarihinde yayınlanan bu makaledeki dikkatimizi çeken tespitlerden yola çıkarak Çoklu Evren Teorisi üzerine 'farklı bir gözle' değerlendirme yapacağız.
Çoklu Evren üzerine değişik bilimsel yaklaşımları dili nispeten hafifletilmiş ifadelerle Internet'te bulabilirsiniz lakin bizim değerlendirmelerimizdeki 'farklı gözümüz' Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü'nün kişisel öğretim kariyerimize kazandırdıkları ile Yeni Mesaj Ailesi'nin eğitim kariyerimize kazandırdıklarına karşılık gelmektedir. Başka bir deyimle değerlendirmelerimiz alıntı değil, tamamen özgündür; ilk defa yayımlanmaktadır.
Çoklu Evren Teorisinin kısa bir tanımına müteakip Andrei Linde'nin sözlerini mercek altına alacağız.
Çoklu Evren (Multiverse ya da Metaverse) içinde yaşadığımız evren de dahil olmak üzere çok sayıda (olası) evrenlerin birlikte var olduğunu belirten teoridir. Çoklu Evren Teorisinde her bir evrenin kendi uzayı (mekanı), zamanı, elementleri, kendi enerjisi ve kendi fiziksel kanunları bulunmaktadır. Başka bir deyimle teoriye göre çok sayıda evren benzer ya da farklı fiziksel kanunlarla varoluşlarını ve hatta yok oluşlarını sürdürmektedir.
Discover Magazine'de yer alan "Akıllı bir yaratıcıya karşı bilimin alternatifi" başlıklı makalede içinde bulunduğumuz evrenin gözardı edilemeyecek derecede çok sayıda yaşamı destekleyen özelliklere sahip olduğu belirtilmektedir. Andrei Linde ise bu konuda "gerçekten o kadar çok garip tesadüf var ki, üstelik bu tesadüfler evrende hayatı mümkün kılacak yönde" ifadesini kullanmaktadır:
"There are many such examples of the universe's life-friendly properties-so many, in fact, that physicists can't dismiss them all as mere accidents. We have a lot of really, really strange coincidences, and all of these coincidences are such that they make life possible."
"There are many such examples of the universe's life-friendly properties-so many, in fact, that physicists can't dismiss them all as mere accidents. We have a lot of really, really strange coincidences, and all of these coincidences are such that they make life possible."
Andrei Linde hemen bir paragraf sonrasında asıl söylemi özellikle vurgulamaktadır ve "Çoklu Evren Teorisi (beğenin ya da beğenmeyin) yaşam oluşabilmesi için gerekli tüm 'ince ayarlara' sahip bir evren için 'dini yaklaşım içermeyen' tutarlı tek (bilimsel) teoridir" demiştir. Ayrıca Çoklu Evren Teorisinin 'bir yaratıcı fikrine karşı' bilimin elindeki adeta en sağlam kale olduğunu belirtmektedir ve "bana göre oldukça da mantıklı" demektedir:
"Advocates argue that, like it or not, the multiverse may well be the only viable nonreligious explanation for what is often called the "fine-tuning problem"—the baffling observation that the laws of the universe seem custom-tailored to favor the emergence of life. For me the reality of many universes is a logical possibility."
"Advocates argue that, like it or not, the multiverse may well be the only viable nonreligious explanation for what is often called the "fine-tuning problem"—the baffling observation that the laws of the universe seem custom-tailored to favor the emergence of life. For me the reality of many universes is a logical possibility."
Yapay ve seviyesi düşük "bilim ile din/inanç" tartışmalarına hepimiz aşinayız aslında ve bunları arkamızda bırakmalıyız ama teorik fizik dalında 5 ödül sahibi bir bilimadamının 'bir yaratıcıya karşı ilk defa tutarlı bir bilimsel teori geliştirdik' ifadesindeki arka planı incelememiz ve bir mümin ferasetiyle farklı okumamız gerekmektedir.
Işığın boşluktaki hızı saniyede 300 bin km'dir. İçinde bulunduğumuz evrenin sınırlı olduğu ve sürekli genişlediği de uzunca bir süre önce ispatlanmıştır. Kesin olmamakla birlikte evrenimiz yaklaşık 14 milyar yaşındadır ve yarıçapı da yaklaşık 46 milyar ışık yılı olan sınırlı bir küredir.
Bilimsel olarak bir balon misali sürekli büyüyen bir evren demek aynı zamanda bu evrenin ilk anlarında bir nokta misali olduğu ve balon örneğindeki gibi sınırlarının da belirli olduğu manasına gelmektedir. İlk defa Georges Lemaitre tarafından 1927 yılında ifade edilmeye başlayan ve daha sonra 'Büyük Patlama' olarak adlandırılacak olan teoriye göre evren bir noktadan patlayarak büyümeye başlamıştır.
Büyük Patlama teorisi beraberinde "büyük patlamadan önce ne vardı" ve "evrenin sınırları belirli ise sınırların dışında ne vardır" sorularını da gündeme getirmiştir ve Çoklu Evren Teorisine kadar da kabul gören bir fikir de olmamıştır.
Andrei Linde'nin yorumuna geri dönecek olursak, çoklu evren teorisi ile birlikte aslında var olan trilyonlarca evrenden birinde yaşam mümkün olmuştur denmektedir. Bu söylenen de aslında içerisinde 400 milyar yıldız bulunduran Samanyolu Galaksi'sinde sadece Dünya'da ve tesadüfen yaşam oluşmuştur demekle aynıdır.
İşte tam da bu noktada "teorik fizikçi" diliyle bilim dünyasının kendine has bir inanç dünyası oluşturmaya başladığını ve aslında kendi içinde de bir çelişki (paradoks) oluşturduğunu hayretler içinde izliyoruz:
Bilim dünyası sürekli "bir yaratıcı vardır ya da yoktur diyemeyiz, zira her iki durum da ispatlanabilir değildir" demekte iken Çoklu Evren Teorisi ile birlikte kendisinin de "varlığını ve yokluğunu asla ispat edemediği ve edemeyeceği" başka evrenlerin var olduğuna inanmakta ve bunu hayatın varlığına temel göstermektedir. Başka bir ifade ile; bilim dünyası içinde hapsolduğu bir evren içerisinde varlığını hiçbir şekilde kanıtlayamayacağı başka evrenlere aslında inanmaktadır ve bu inancı bir yaratıcı alternatifi olarak sunmaktadır, diyelim ve devamını bir sonraki yazımıza bırakalım...
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cem Kayalı / diğer yazıları
- Borsa İstanbul’da yeni düzenleme şart / 11.02.2021
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020
- Borsa İstanbul’un küçük yatırımcıları / 06.01.2021
- Atı alan İngiltere sadece Üsküdar’ı geçmedi! / 05.01.2021
- Hemen barış, şimdi barış; savaşma barış! / 22.10.2020
- Buğdayda beklenmeyen düşüş / 31.08.2020
- Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanlarına çağrı-III / 05.08.2020
- Türkiye, KKTC ve Doğu Akdeniz / 23.07.2020
- Tartus’u anlamadan Akdeniz’i anlamak / 12.07.2020
- Sadece ‘O’ bıkmadı! / 24.04.2020
- Kimdir Sayın Prof. Dr. Haydar Baş? / 17.04.2020



























































































