En ufak bir rahtsızlığımız olsa, büyük küçük bir derdimiz olsa, başımız sıkışsa, hemen kendimizi can kurtardıklarına emin bir vaziyette ellerine teslim ettiğimiz, onların bulunduğu her ortamda kendimizi daha emniyette hissettiğimiz, doktorlarımızın da canlarına kıyıldığı bir ülkede yaşıyoruz.
Geçtiğimiz gün Gaziantep’te Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesinde görev yapan 26 yaşında kalp damar cerrahı uzman Doktor Ersin Aslan, 17 yaşında bir hasta yakını tarafından hastanedeki muayene odasında bıçaklanarak öldürüldü.
Hasta yakınının gerekçesi; kanser hastası olan dedesi ameliyattan sonra vefat etmiş ve bu ölümden sorumlu olarak da uzman doktoru görmüş, sözüm ona intikam almış…
Maalesef bu kadar basit ve haksız bir gerekçeyle, henüz hayatının baharında, henüz yeni uzman olmuş, elinden şifa bulacak nice canlara can katacak gencecik bir doktorun canına kıymış…
Bu olayı ve daha nice sağlık çalışanlarının maruz kaldığı tacizleri, tehditleri, cinayetleri şiddetle kınıyoruz.
Peki, ne oldu da toplum bu hale geldi diye sorup, sebeplerini araştırmazsak, daha nice Ersinler, nice canlar heba olabilir…
Bir toplumda suçlar artıyorsa; ya suça teşvik vardır, ya da suça verilen ceza yetersizdir.
Bizim ülkemizde maalesef hem suça teşvik vardır, hem de verilen cezalar yetersizdir. Bu iki unsur da suçun tırmanmasını sağlamaktadır.
Ülkemizde değişim süreci ile birlikte gerek medya, gerek bazı kesimler tarafından, sözde hak ve özgürlükler bahane edilerek uzun zamandır halk şımartılmakta; bazı kurum ve çalışanları, özellikle de doktorlar hedef tahtasına oturtulmaktadır. Hastalar da tedavi için eline geçirdiği bir güvence, ya da renkli bir kartla sanki hastaneleri, doktorları, satın almış edasıyla sevgiden ve saygıdan yoksun davranışlar sergilemektedirler. Bizatihi gözlemlerimle, bazı olaylarda doktorların uzun zamandır sözlü tacizlere uğradıklarına şahit olmuşumdur. Sağlık kurumlarında “benim verdiğim vergilerle maaş alıyorsun tabiî ki bana bakacaksın” diye caka satan, hak ettiğinden fazla hizmet talep eden, tedavide doktorun işine karışmaya kalkışan hastalara sıkça rastlanır olunmaktadır.
Hasta ve yakınları tarafından doktorlarımız, bazen küfürler, bazen dayak yemeler, bazen de sonu ölümlerle biten saldırılara uğramaktadırlar. Bu ve benzeri tavırlar yıllarını vererek ilim tahsil eden doktorlarımızın hak ettiği davranışlar değildir.
Toplumda gerekli eğitim ve cezai önlemler alınmadığı, haksıza haddinin bildirilmediği sürece, toplumdaki şiddete maruz kalanların hakları gasp edilmeye devam edecek, herkes canından bile endişe etmeye devam edecektir. Allah(c.c.) cümlemizi; hak bilmez, yol bilmez, edepsizlerden korusun. Âmin.
Geçtiğimiz gün Gaziantep’te Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesinde görev yapan 26 yaşında kalp damar cerrahı uzman Doktor Ersin Aslan, 17 yaşında bir hasta yakını tarafından hastanedeki muayene odasında bıçaklanarak öldürüldü.
Hasta yakınının gerekçesi; kanser hastası olan dedesi ameliyattan sonra vefat etmiş ve bu ölümden sorumlu olarak da uzman doktoru görmüş, sözüm ona intikam almış…
Maalesef bu kadar basit ve haksız bir gerekçeyle, henüz hayatının baharında, henüz yeni uzman olmuş, elinden şifa bulacak nice canlara can katacak gencecik bir doktorun canına kıymış…
Bu olayı ve daha nice sağlık çalışanlarının maruz kaldığı tacizleri, tehditleri, cinayetleri şiddetle kınıyoruz.
Peki, ne oldu da toplum bu hale geldi diye sorup, sebeplerini araştırmazsak, daha nice Ersinler, nice canlar heba olabilir…
Bir toplumda suçlar artıyorsa; ya suça teşvik vardır, ya da suça verilen ceza yetersizdir.
Bizim ülkemizde maalesef hem suça teşvik vardır, hem de verilen cezalar yetersizdir. Bu iki unsur da suçun tırmanmasını sağlamaktadır.
Ülkemizde değişim süreci ile birlikte gerek medya, gerek bazı kesimler tarafından, sözde hak ve özgürlükler bahane edilerek uzun zamandır halk şımartılmakta; bazı kurum ve çalışanları, özellikle de doktorlar hedef tahtasına oturtulmaktadır. Hastalar da tedavi için eline geçirdiği bir güvence, ya da renkli bir kartla sanki hastaneleri, doktorları, satın almış edasıyla sevgiden ve saygıdan yoksun davranışlar sergilemektedirler. Bizatihi gözlemlerimle, bazı olaylarda doktorların uzun zamandır sözlü tacizlere uğradıklarına şahit olmuşumdur. Sağlık kurumlarında “benim verdiğim vergilerle maaş alıyorsun tabiî ki bana bakacaksın” diye caka satan, hak ettiğinden fazla hizmet talep eden, tedavide doktorun işine karışmaya kalkışan hastalara sıkça rastlanır olunmaktadır.
Hasta ve yakınları tarafından doktorlarımız, bazen küfürler, bazen dayak yemeler, bazen de sonu ölümlerle biten saldırılara uğramaktadırlar. Bu ve benzeri tavırlar yıllarını vererek ilim tahsil eden doktorlarımızın hak ettiği davranışlar değildir.
Toplumda gerekli eğitim ve cezai önlemler alınmadığı, haksıza haddinin bildirilmediği sürece, toplumdaki şiddete maruz kalanların hakları gasp edilmeye devam edecek, herkes canından bile endişe etmeye devam edecektir. Allah(c.c.) cümlemizi; hak bilmez, yol bilmez, edepsizlerden korusun. Âmin.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Ahlak bulaşıcıdır / 05.04.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025