Ülkemiz üzerindeki hesaplarını artık gizleme ihtiyacı duymayan Batı dünyası nihai kozlarını da oynamaya başlamış durumda... Bunları ara başlıklar ile Güneydoğu, Ermeni Soykırım İddiaları, Rum Pontus Hayalleri, Kıbrıs ve Ege, insan hakları vb. olarak sıkça yazdık ve hatırlattık.
Son zamanlarda bunlara ekonomik krizler ve siyasetin tıkınması gibi ülkenin hareket kabiliyetini yok eden unsurlar da eklenince, meseleler iyice çıkmaza girdi. Gelinen bu nokta Türkiye'nin pazarlık paylarını kaybetmesinin yanında her türlü tavizi vermeye hazır hale getirildiğini gösteriyor.
İşte tam bu çerçevede telefon ve mektup diplomasisi artmış, talimatlar birbirini kovalamaya başlamıştır. Ve bütün bunlar halktan gizlenmek hatta mecliste de oldu bittiye getirilmek suretiyle yapılmıştır ve yapılmaktadır.
Bu gidişin Türkiye'nin bağımsızlığını tehdit ettiğini siyasiler ya bilmiyorlar -ki bu mümkün değil- ya da gizleme ihtiyacı hissediyorlar. Her halde de ülkenin bağımsızlığı sözkonusu olduğu için netice fevkalade korkutucu ve endişe vericidir.
İşte böyle bir zamanda devletine, vatanına, milletine, milli ve tarihi değerlerine sahip insanlara hayati ve tarihi bir görev düşmektedir. O da her türlü tehlike ve tehditlere karşı devletine, vatanına, milletine, milli ve tarihi değerlerine sahip çıkmaktır.
20 Mayıs 2001 "Ermeni Soykırım İddialarını Red ve Ulusal Bağımsızlık" mitinginin adı da, vazifesi de, gayesi de budur. Yani devlete, vatana, millete, milli ve tarihi değerlere sahip çıkmaktır.
Başta Prof. Dr. Haydar Baş olmak üzere bütün konuşmacılar, miting tertip heyeti ve meydanı doldurmak için elinde Türk bayrağı ile mitinge koşacak 7'den 70'e herkes sadece ve sadece bu gaye için orada olacaklar.
Bu bir Kuvayı Milliye hareketinin dalgalanması olayıdır. Milli bir davadır ve onun için de milli bir görevdir.
Yarın bütün İstanbulluların coşku ile katılacağı bu miting ülkemiz adına tarihi bir fırsat olacaktır.
Hiç bir mazeret bu tarihi fırsata mani olmamalı. Çocuklar, hastalar, ihtiyarlar, kadın-erkek herkes... Evet herkes... Buyurun işte meydan, işte fırsat.
Böylesine tarihi fırsatları her zaman yakalamak mümkün olmaz. Öyle olsa zaten tarihi olamaz.
İstanbul'da bu bir ilktir. İlk olmanın, ilklerden olmanın hazzı da, şerefi de bir başkasıyla ölçülemez.
Unutulmasın ki hayat hep ilklerin üzerine bina edilmiştir. İstanbul'daki Kuvayı Milliye hareketi de yarın Çağlayan'da bir ilk mitingle başlatılmış olacaktır.
Bunun içindir ki bu tarihi olayı yaşamak, bu olayı ruhlarımıza sindirmek yeni bir oluşun, yeni bir dirilişin de ilk adımı olacaktır.
Yarın çok geç olmadan, bugün hiç bir bahanenin ardına gizlenmeden partili partisiz, yaşlı-genç, kadın-erkek herkes elde bayrak bu oluştaki yerimizi alacağız. Buna hiç bir şey de mani olamaz.
Çünkü "Bu vatan bizimdir, bizim kalacak" diyorsak bunun bir başka yolu da, çaresi de yoktur.
Son zamanlarda bunlara ekonomik krizler ve siyasetin tıkınması gibi ülkenin hareket kabiliyetini yok eden unsurlar da eklenince, meseleler iyice çıkmaza girdi. Gelinen bu nokta Türkiye'nin pazarlık paylarını kaybetmesinin yanında her türlü tavizi vermeye hazır hale getirildiğini gösteriyor.
İşte tam bu çerçevede telefon ve mektup diplomasisi artmış, talimatlar birbirini kovalamaya başlamıştır. Ve bütün bunlar halktan gizlenmek hatta mecliste de oldu bittiye getirilmek suretiyle yapılmıştır ve yapılmaktadır.
Bu gidişin Türkiye'nin bağımsızlığını tehdit ettiğini siyasiler ya bilmiyorlar -ki bu mümkün değil- ya da gizleme ihtiyacı hissediyorlar. Her halde de ülkenin bağımsızlığı sözkonusu olduğu için netice fevkalade korkutucu ve endişe vericidir.
İşte böyle bir zamanda devletine, vatanına, milletine, milli ve tarihi değerlerine sahip insanlara hayati ve tarihi bir görev düşmektedir. O da her türlü tehlike ve tehditlere karşı devletine, vatanına, milletine, milli ve tarihi değerlerine sahip çıkmaktır.
20 Mayıs 2001 "Ermeni Soykırım İddialarını Red ve Ulusal Bağımsızlık" mitinginin adı da, vazifesi de, gayesi de budur. Yani devlete, vatana, millete, milli ve tarihi değerlere sahip çıkmaktır.
Başta Prof. Dr. Haydar Baş olmak üzere bütün konuşmacılar, miting tertip heyeti ve meydanı doldurmak için elinde Türk bayrağı ile mitinge koşacak 7'den 70'e herkes sadece ve sadece bu gaye için orada olacaklar.
Bu bir Kuvayı Milliye hareketinin dalgalanması olayıdır. Milli bir davadır ve onun için de milli bir görevdir.
Yarın bütün İstanbulluların coşku ile katılacağı bu miting ülkemiz adına tarihi bir fırsat olacaktır.
Hiç bir mazeret bu tarihi fırsata mani olmamalı. Çocuklar, hastalar, ihtiyarlar, kadın-erkek herkes... Evet herkes... Buyurun işte meydan, işte fırsat.
Böylesine tarihi fırsatları her zaman yakalamak mümkün olmaz. Öyle olsa zaten tarihi olamaz.
İstanbul'da bu bir ilktir. İlk olmanın, ilklerden olmanın hazzı da, şerefi de bir başkasıyla ölçülemez.
Unutulmasın ki hayat hep ilklerin üzerine bina edilmiştir. İstanbul'daki Kuvayı Milliye hareketi de yarın Çağlayan'da bir ilk mitingle başlatılmış olacaktır.
Bunun içindir ki bu tarihi olayı yaşamak, bu olayı ruhlarımıza sindirmek yeni bir oluşun, yeni bir dirilişin de ilk adımı olacaktır.
Yarın çok geç olmadan, bugün hiç bir bahanenin ardına gizlenmeden partili partisiz, yaşlı-genç, kadın-erkek herkes elde bayrak bu oluştaki yerimizi alacağız. Buna hiç bir şey de mani olamaz.
Çünkü "Bu vatan bizimdir, bizim kalacak" diyorsak bunun bir başka yolu da, çaresi de yoktur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ali Gedik / diğer yazıları
- Milli Çözüm Milli Ekonomi Modeli / 03.07.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010