Dağlarımızda ve bağlarımızda tuzaklanan, hain eller tarafından patlatılan, masum insanlarımızı, güvenlik görevlilerimizi hedef alan mayınların patentleri belli, hangi ülkenin, ülkelerin üretimi oldukları ortada.
Aralarına katılmak için nice değerlerimizi heba ettiğimiz, nice kırmızı çizgilerimizi feda ettiğimiz Avrupalı sözde dostlarımızın mayınları ile ne yazık ki civanlarımızı kaybediyoruz. Bu yazının konusu olan mayın ise bambaşka bir mayın. Bu mayının patenti de üç aşağı beş yukarı belli olduğu halde çok ustaca kamufle edildiği için insanımıza bir türlü anlatamıyoruz. Bu mayın öyle gizli-saklı değil, toprağın altına gömülüp uzaktan kumanda ile patlatılan cinsten değil. Apaçık ortada, hereksin gözü önünde, her kesin elinde, kucağında, ocağında ve hissettirmeden patlıyor ve acısı genellikle sonralardan çıkıyor.
Bu mayın hem Anadolu coğrafyasının bağrına yerleştirilmiş bir sinsi mayın hem de İslam coğrafyasının kalbine. Kolayca tahmin ettiğiniz gibi bu mayının adı AKP, patenti hakkında ise muhtelif rivayetler var, en sahih rivayet Okyanus ötesi olduğu yolunda. On senedir bu mayın hem ülkemizde hem de bölgemizde görevde… Patlıyor fakat sesi çıkmıyor, parçalıyor, yakıyor, yıkıyor fakat acısı ve dumanı sonralardan çıktığı için ve yavaş yavaş etkisini gösterdiği için kolayca hissedilmiyor. Elma şekeri görüntüsünde bir el bombasının çocuğun eline tutuşturulması gibi bir şey… Parti görüntüsünde, siyasi bir kadro görüntüsünde on senedir Türk milletinin eline verilmiş, önüne koyulmuş çok sinsi bir mayın…
Hem ülkemizin hem de bölgemizin, kardeş komşu ülkelerin son on yılını salim bir kafa ile masaya yatırın, neler olup bittiğini bir anlamaya çalışın bu mayının anlattığımızdan da tehlikeli ve tahripkar olduğunu göreceksiniz. Patent sahibi ülkeler bu mayın sayesinde son on yılda çok hızlı bir şekilde hedeflerine ulaşmışlar, planladıkları işgalleri gerçekleştirmişler, planladıkları katliamlara imza atmışlar, planladıkları servet birikimlerine ulaşmışlar, planladıkları talan ve soygunları kolayca yapmışlar.
İhtiyaç duyulduğu zaman ve zeminlerde patlatıldığı halde, sinelerde ve zihinlerde, sosyal hayatta ve aile hayatında, ekonomide ve eğitimde onulmaz yaralar açtığı halde millet mayın olarak algılamıyor, algılayamıyor.
Bölgemizde, İslam coğrafyasında patent sahipleri bu mayın sayesinde yüz yıllık planlarını tıkır tıkır işlettikleri halde, çok ustaca kamufle edildiği için gerçek yüzü görülemiyor. İşin şakası yok çok ciddi bir mayınla karşı karşıyayız.
Aralarına katılmak için nice değerlerimizi heba ettiğimiz, nice kırmızı çizgilerimizi feda ettiğimiz Avrupalı sözde dostlarımızın mayınları ile ne yazık ki civanlarımızı kaybediyoruz. Bu yazının konusu olan mayın ise bambaşka bir mayın. Bu mayının patenti de üç aşağı beş yukarı belli olduğu halde çok ustaca kamufle edildiği için insanımıza bir türlü anlatamıyoruz. Bu mayın öyle gizli-saklı değil, toprağın altına gömülüp uzaktan kumanda ile patlatılan cinsten değil. Apaçık ortada, hereksin gözü önünde, her kesin elinde, kucağında, ocağında ve hissettirmeden patlıyor ve acısı genellikle sonralardan çıkıyor.
Bu mayın hem Anadolu coğrafyasının bağrına yerleştirilmiş bir sinsi mayın hem de İslam coğrafyasının kalbine. Kolayca tahmin ettiğiniz gibi bu mayının adı AKP, patenti hakkında ise muhtelif rivayetler var, en sahih rivayet Okyanus ötesi olduğu yolunda. On senedir bu mayın hem ülkemizde hem de bölgemizde görevde… Patlıyor fakat sesi çıkmıyor, parçalıyor, yakıyor, yıkıyor fakat acısı ve dumanı sonralardan çıktığı için ve yavaş yavaş etkisini gösterdiği için kolayca hissedilmiyor. Elma şekeri görüntüsünde bir el bombasının çocuğun eline tutuşturulması gibi bir şey… Parti görüntüsünde, siyasi bir kadro görüntüsünde on senedir Türk milletinin eline verilmiş, önüne koyulmuş çok sinsi bir mayın…
Hem ülkemizin hem de bölgemizin, kardeş komşu ülkelerin son on yılını salim bir kafa ile masaya yatırın, neler olup bittiğini bir anlamaya çalışın bu mayının anlattığımızdan da tehlikeli ve tahripkar olduğunu göreceksiniz. Patent sahibi ülkeler bu mayın sayesinde son on yılda çok hızlı bir şekilde hedeflerine ulaşmışlar, planladıkları işgalleri gerçekleştirmişler, planladıkları katliamlara imza atmışlar, planladıkları servet birikimlerine ulaşmışlar, planladıkları talan ve soygunları kolayca yapmışlar.
İhtiyaç duyulduğu zaman ve zeminlerde patlatıldığı halde, sinelerde ve zihinlerde, sosyal hayatta ve aile hayatında, ekonomide ve eğitimde onulmaz yaralar açtığı halde millet mayın olarak algılamıyor, algılayamıyor.
Bölgemizde, İslam coğrafyasında patent sahipleri bu mayın sayesinde yüz yıllık planlarını tıkır tıkır işlettikleri halde, çok ustaca kamufle edildiği için gerçek yüzü görülemiyor. İşin şakası yok çok ciddi bir mayınla karşı karşıyayız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025