Ertesi gün oruçlarına devam ettiler. Fatıma (a.s.) o gün arpanın ikinci ölçeği ile ekmek yaptı. Akşam yaklaşınca ekmeği sofraya koydular ve iftarı bekliyorlardı. Derken, kapıya bir yetim geldi Esselamü aleyküm ya Muhammed Ehl-i Beyt'i! Ben Muhacir çocuklarından bir yetimim. Babam Akabe harbinde şehit oldu. Beni doyurunuz, beni doyurunuz! Allah da Sizleri cennet taamları ile doyurur' dedi.
Yine ekmeklerini yetime ikram ettiler. Ve su ile iftar ederek o akşam da aç yattılar.
Ertesi gün Fâtıma (a.s.) üçüncü çömlekteki arpayı ekmek yaptı.
Akşam olunca yine sofrayı önlerine koydukları sirada, bu sefer de kapıya bir fakir esir geldi, 'Esselamü aleyküm, ey Allah'in Elçisi'nin Ehl-i Beyt'i! Ben esirlerden biriyim. Bana ikram ediniz. Allah da sizlere cennet taamlarından ikram eylesin' dedi. Bu kez de sofralarındaki yiyeceği esire ikram ettiler.
Bu davranışları ile ilgili olarak, Insan Suresi'nin 8. ayeti nâzil oldu:
Hakiki mü'minler! Allah'a olan muhabbetlerinden dolayı kendi yiyeceklerini miskine, yetime ve esire ikram ederler."
Müfessirler Insan Sûresi'nde geçen yukarıda yazdığımız ayetlerin tamamının Hz. Fâtıma (a.s.), Hz. Ali (a.s.), Hz. Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) hakkında nâzil olduğunda ittifak etmişlerdir.
Vahidi, "Basit" kitabında, Ebu Ishak Sa' lebî, tefsirinde, bu ayetlerin sadece bu kişiler hakkında olduğunu belirtmişlerdir.
Başkalarının nefisini kendi nefsine tercih edenlere bir örnek daha verelim:
Ebu Hureyre'den rivayetle; Bir adam Peygamber'e (s.a.v.) gelip, 'Ben muhtaç (ve açım)' dedi.
Bunun üzerine hanımlarından birine haber gönderdi. O şöyle dedi: 'Yanımda sudan başka bir şey yok.
Sonra ötekine haber gönderdi. O da diğeri gibi söyledi. Hulâsa hepsi ayni şeyi söylediler.
Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu: Bunu misafir edecek kimse yok mu? Allah onu esirgesin.
Ebu Talha hemen kalkıp, 'Ben misafir ederim' dedi.
Onu alıp evine götürdü ve hanımına, 'Yanında yiyecek bir şey var mı?' diye sordu.
Hayır, çocukların yiyeceğinden başka bir şeyimiz yok' dedi.
Onları bir şeylerle oyalayıp uyut! Misafirimiz içeriye girdiğinde sanki yiyormuş gibi göster! Yemek için elini sofraya uzattığı zaman, lambayı düzeltecekmiş gibi kalk ve söndür!
Kadın onun dediğini yaptı. Misafir yemek yedi, onlar yemeksiz ve aç yattılar. Sabahleyin Peygamber'e varınca, Peygamber (s.av.), 'Filan ve falandan Allah memnun kaldı ve güldü. (Ya da Allah onun haline taaccüp etti' buyurdu."
Diğer bir rivayet de şöyledir:
Bunun üzerine Allah, 'Kendileri sıkıntı ve zor durumda olsalar bile onları nefislerine tercih ederler" (Haşr: 59/9). Mealindeki ayeti indirdi."
Bu bilgiler ışığından kendi nefsimizin cömertlik konusunda ne kadar başarılı olup olmadığımızı ve Kur'an'la Hadisle övülen Ehl-i Beyt'in mensuplarının O muhteşem insanların yaptığı fedakarlığın ne demek olduğunu tefekkür etmemiz gerekir.
(Prof. Dr. Haydar Baş, Kur'an ve Sünnet Işığında Büyük İslam İlmihali Zekât, Ocak 2020, Sayfa 273-282).
- Şevval ayında yapılacak ibadetler / 03.04.2025
- Bayram bize umut neşe getirsin / 30.03.2025
- Arayışa devam etmeliyiz / 29.03.2025
- Kadir Gecesi’ni nasıl değerlendirmeliyiz? / 26.03.2025
- Kadir Gecesi önemli bir fırsattır / 25.03.2025
- Zekât vermeyenleri bekleyen tehlikeler / 24.03.2025
- Zekat verenler kurtuluşa ermiştir / 23.03.2025
- Kadir Gecesi’ni aramak / 22.03.2025
- Ramazan’ın son günlerini nasıl değerlendirmeliyiz? / 21.03.2025