AKP iktidarları nasıl bir rüya gördüler, ne yapmaya çalıştılar, çalışıyorlar bilmiyorum? Ama bildiğim bir şey var ki, AKP iktidarlarının attığı her adım, devlet ve milletimizin aleyhine geri döndü.
Biz fotoğraflara aldanan veya lafa kananlardan değiliz. İşte Suriye gerçekleri! 11 yılda Suriye Devleti ve Suriyeliler kadar devlet ve milletimizde bedel ödedi, ödüyor.
11 yılda ödenen bedeller
Hem kara hem de deniz sınırımız olan dost bir ülkeyi, Müslüman bir halkı, kendimize düşman yaptık.
Esad düşmanlığı ile Kıbrıs, Doğu Akdeniz başlıklarında elimizi zayıflattık.
Asker, polis ve sivil olmak üzere 5 yüzden fazla insanımızı kaybettik. Oysa dün Suriye sınırı en güvenli sınırımızdı.
2010 yılında Suriye ile ticaretimiz 10 milyar dolar civarındaydı. Rakamı sabit tut: 110 milyar dolar ticaret kaybı. Üstüne 11 yıllık askeri harcamaları, Suriye'de yapılan harcamaları, konut kentleri, sınırın öte tarafında verilen maaşları ve ülkemize gelen sığınmacılara yapılan harcamaları koy. En az 300 milyar dolar bir kayıp var.
İşsizlik ortada, enflasyon ortada ve bugün iktidar savaş halindeki Rusya'ya, AKP iktidarı, 'borçlarımı ertele', diyor.
Demek ki sadece Suriye ve Esad bedel ödememiş. Türkiye ve Türk Milleti de bedel ödemiş, ödüyor da.
AKP'yi de, muhalefeti de bir uyaran vardı
Suriye'de başlayan olayların emperyalistlerin yeni bir planı olduğunu yarım saat haber izleyenler bile anlardı. Ama siyasetçilerimiz anlamadı.
Anlamayanlara, Merhum Prof. Dr. Haydar Baş detaylarını da anlattı. 42 devletin Suriye'de ne işi var, sorusunu sordu. 'Esad, İmam Hüseyin rolündedir' çıkışıyla uyuyanları uyandırmaya çalıştı.
'Dikkat edin! Bugün Esad suçlayanlar yarın aynı suçlamaları size yapacak. Sonunuz Şerif Hüseyin gibi olur' bile dedi. Minnet altındaki siyasetçilerimiz anlamak istemediler.
ABD malum El-Kaide ve Taliban'ın son versiyonunu IŞID adı altında Suriye'de sahaya sürdü. Bu vahşiler manen İslam'ı, madden Müslümanları katletmeye başladı.
Oyun belli, uyarılar netti. Ne iktidar anladı, ne milleti temsil eden muhalefet. 'Katil Esad, zalim Esad' diye, diye taşıdıkları su ile ABD'nin değirmenini döndürmeye devam ettiler.
ABD, 'sizi kurtarmaya ben, geldim' edasıyla diğer İslam ülkelerindeki gibi Suriye'yi işgale başladı.
Ama bu seferki taktiği daha profesyoneldi. Asıl hedefi olan Türkiye'yi hemen sahaya çekti. Özgür Suriye Ordusu adı altında Esad muhaliflerini bir araya topladı, Türkiye'ye eğittirip, donattırdı. Sahaya sürdü.
Kendisi ise (ABD) Kuzey Irak'tan peşmerge transferine başladı. Erdoğan ve AKP'nin izniyle 29 Ekim 2014 yani Cumhuriyetin ilan edildiği gün Irak'tan gelen permergeler, PKK ve Apo bayrakları ile askerimizin korumasında 6 ilimizden geçerek (gövde gösterisiyle) Suriye'ye yerleşti.
Bunların adına YPG, dediler, PYD, dediler, DSG, dediler. Ama gerçek olan ABD, Fırat'ın doğusuna bir Kürt devleti kuruyordu ve kurdu.
30-40 bin tır silah, 9 hava üssü, tank, top gibi küçük bir orduya lazım olacak bütün mühimmat verdi. 80 bin peşmergeyi'de eğitti.
AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümeti yavaş yavaş durumun farkına varmaya başladı!
ABD'ye, 'bu yaptığınız, müttefiklik ruhuna sığmaz. Bize vermediğiniz silahları terör örgütlerine veriyorsunuz' bile dediler.
AKP hükümetleri 11 yıl sonra Suriye'de tespit ve teşhis yapmaya başladı ama tedaviden ısrarla da kaçıyordu.
Ermenistan ile Yunan ve Rumlar ile her zeminde görüşenler, BAE, katil Selman ile yeniden el sıkışanlar, Putin- Zelenski arasında mekik dokuyanlar bir türlü Esad fobilerini yenemiyordu.
Bizim 11 yıldır sorduğumuz soruyu, milletimizde sormaya başladı: Esad, size ne yaptı? Esad ile neden görüşmüyorsunuz?
Artık AKP'nin verecek cevabı yoktu. Ve AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldığı Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısında (Beşar Esad için) 'Keşke Özbekistan'a gelseydi, görüşürdüm' dedi.
Şahsen 'dün şöyle, böyle demiştinizi' geçerek bu açıklamaya sevindim. Çünkü Trakya'dan, Ege'den, Kıbrıs'tan kuşatıldık.
Ama Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın bir kanalı çıktı, Esad ile görüşme başlığında lafı dolandırdı, dolandırdı ve 'şimdi, şu anda böyle bir siyasi zemin yok. Böyle bir arayışın içerisinde değiliz' dedi.
Halk arasında bir söz vardır: Ne arıyorsunuz?
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025