'Getirin sandığı, erken seçim yok, seçimler zamanında yapılacak, ben adaylığımı açıkladım, hadi sizde açıklasanıza' gibi söylemlere baktığımızda 'geliyor gelmekte olan' diyorsunuzdur.
İktidar partisi ve muhalefet tamamen seçime odaklanmış vaziyette. Öyle ki yaşadığımız sosyal ve ekonomik sorunlar, dış politika, mülteciler hatta terörle mücadele ve orman yangınları bile siyaset malzemesi yapılıp vatandaşın algısı kontrol edilmeye çalışılıyor.
Partilerin ortak hedef kitlesi ise gençler
Sayın Erdoğan, 'Biz, gençlere salt seçmen olarak bakmıyoruz' diyor 'gençlerinde umudu biziz' diye ekleme yapıyor.
Sayın Kılıçdaroğlu, 'Biz artık eski CHP değiliz. Bize gelin' diyor.
Meral Ablamız, gurup toplantılarında kürsüden gençleri konuşturuyor.
Temel Amcamız video çekimlerinde bayağı bir mesafe almış vaziyette.
Neden? Çünkü önümüzdeki seçimlerin sonucunu gençler belirleyecek. 7 buçuk milyona yakın genç ilk kez oy kullanacak.
Diğer ifade ile AKP'nin iktidara geldiği yıllarda dünyaya gelenler şimdi AKP'nin geleceğini belirleyecek.
Çağ değişti, algılar değişti, araçlar değişti, davranışlar değişti. Ama hala 70, 80, 90'ların mantığıyla siyaset yapan liderler hiç değişmedi.
Bu siyasetçiler, gençlerden ne kadar haberdar? Gençliği tanıyorlar mı? İsteklerinden, kaygılarından haberdarlar mı?
Gençliği, kendi kafalarında çizdikleri profile göre mi dizayn etmek istiyorlar yoksa kendi yararına, devlet ve millet yararına kazanılmış insanlar hedefindeler mi?
Bütün bu soruların cevabı maalesef olumsuzdur. Dünden bugüne ülkemiz siyaseti gençleri hep araç olarak kullanmış, kendilerine kalkan yapmış hatta tehdit olarak bile görmüştür hala öyle olduğunu, 'eğitim oranı artıkça oy oranımız azalıyor' mantığıyla görüyoruz.
Yeni nesil her şeyi sorguluyor
Artık gençlerimiz bir ideolojinin saplantılı taraftarı olmak yerine ortak paydalar arayan ve partileri, ideolojileri, sosyal yapıyı, kişiler üzerinden inancı kısaç her şeyi sorgulayabilen bir noktaya gelmiştir.
Son yıllarda özellikle 'Y' ve 'Z' kuşağı başlıklarında, kapsamlı anket çalışmaları yapılmaya başlanmıştır. Genç neslin, siyaset, ekonomi, milli ve manevi değerler gibi bütün başlıklarda hayata, bugüne, yarına bakışı analiz ediliyor, tartışılıyor, yorumlanıyor.
Bu anketlerin muhatabı olan gençler kabaca AKP'nin iktidara geldiği yıl dünyaya gelen insanlar. İlginçtir (!) bu anketlerde 20 yıllık tek parti iktidarında gençlerin ortak paydası nedir, sorusunun cevabı olarak 'gelecek kaygısı ve insancıl bir toplum özlemi' veriliyor.
Sadece bu iki başlık bile 20 yıllık bir iktidarın nasıl bir yönetim sergilediğinin ve de muhalefetin gençlere umut olamadığının itirafıdır.
Bir insan neyin eksikliğini çeker? Sahip olmadığı şeyin. Doğru mu? Doğru. Bu mantık ile anketlerden çıkan sonuçlara göre gençlerimiz neyin eksikliğini çekiyor bir bakalım:
Gençler, 'insancıl bir toplum' diyor. 'İstikrarlı bir ekonomi' diyor. 'Güçlü devlet' diyor.
Başka?
Gençler, mesleklerine uygun işler bulamamaktan, is¸ bulsalar dahi düşük maaşlarla çalışmak zorunda kalmaktan şikâyetçi.
Her 2 gençten 1'i siyasilerin kendilerini anlamadığını ve sorunlarına çözüm getirmek için yeterince çaba göstermediğini düşünüyor.
Her 10 gençten 6'sı kadın cinayetleri konusunda endişeli.
Üniversite mezunu gençlerin geleceğe kaygı dereceleri 10 üzerinden 7,7.
18-24 yaş İlk-orta lise gençlerin ortalama gelecek kaygı düzeyi 10 üzerinden 6,7.
Yurt dışında çalışmak isteyen üniversite mezunu gençler % 84,6
İşsizliğin ortak paydası siyaset mekanizması. Evet, gençlerimizin yüzde 87,3'ü işsizlik nedenlerini önemli yerlerde tanıdıklarının olmamasına bağlıyor.
Torpil olmadan iş bulamayacağına inananların oranı ise % 83.
Gençler, dinlenmek, ciddiye alınmak ve söz sahibi olmak istiyor.
Ama muhatap bulamıyor!
Gençlerimize diyorum ki, madem muhatap bulamıyorsunuz o halde sizde, sizinle muhatap olan bir lider arayışına girin.
Karşınıza, 'yoksulluğu devreden çıkarın Türkiye'den 1000 tane Einstein çıkar. Bu ülkenin böyle bir hazinesi var' diyen BTP Lideri Hüseyin Baş çıkar.
BTP lideri Hüseyin Baş: "Bağımsız Türkiye Partisi olarak, dijital bir Türkiye hayali ile teknolojik bir ülke hayali ile yurtdışına beyin göçü veren, silikon vadilerinde çalışmak için Türkiye'yi terk eden gençler değil!
Silikon Vadilerini, Türkiye'ye getirme hayali ile çalışan, Türkiye'de dünyanın en büyük sosyal platformlarını oluşturabilecek kabiliyeti barındıran gençlerin istihdam edildiği, özel ve devlet ortaklı şirketlerin varlığı olan bir Türkiye hayali ile siyasetimizi yapıyoruz…
Elimizde çok çok güçlü bir argüman var, Milli Ekonomi Modeli var. Haydar Baş'ın hayatını adadığı, ekonominin çıkar yoludur diye ortaya koyduğu, gün itibariyle kanun olmuş bir model var elimizde. Bunu kullanalım, Türkiye'yi ayağa kaldıralım' çağrısını yapıyor.
Bu çağrıya kendin için koş Türkiye…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Bu ülkede zor olan Türk olmakmış! / 23.03.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025
- Bu ülkede zor olan Türk olmakmış! / 23.03.2025