Konuşulanlar 'hayır' üzerine olsa sorun yok. Ama tüm konuşulanlar hep şer üzerine, suç üzerine, rant üzerine, yolsuzluk üzerine hatta şantaj ve cinayetler üzerine.
Kimler konuşuyor?
İktidarından muhalefete hepsi konuşuyor.
Sedat Peker konuşuyor. Alaattin Çakıcı konuşuyor. SADAT konuşuyor.
Bilal Erdoğan konuşuyor. TÜGVA konuşuyor.
Belediye başkanları ve yetkilileri konuşuyor.
Erdoğan Bayraktar konuşuyor. AKP'nin eski genel başkanları, bakanları konuşuyor.
Mehmet Ağar ve oğlu, Binali Yıldırım ve oğlu, Süleyman Soylu ve akrabaları konuşuyor.
Sezgin Baran Korkmaz, gazeteciler, kumarhaneciler konuşuyor. Faili meçhullerin zanlıları konuşuyor.
Yargı konusunda konuşanlar sadece yurt içinde değil artık yurt dışından da konuşuyorlar. Trump konuşuyor, Merkel konuşuyor, ABD'si, AB'si konuşuyor. En son ülkemizdeki elçileri de konuştu.
Ama bu konuşanları susturacak, karanlık bulutları dağıtacak, fitne ve fesada, haksızlığa ve iftiralara son verecek adaletin temsilcileri (yargı mensupları) bir türlü konuşmuyor. Konuşmak mı istemiyorlar yoksa konuşturulmuyorlar mı?
Gerçek şu ki yargı sustuğu, susturulduğu için herkes konuşuyor. Olan devlete ve millete oluyor.
Geçtiğimiz Ağustos ayında Yargıtay Başkanı Mehmet Akarcalı, 'Yargıya güven sanıldığı gibi az değil, gerçekten de yargıya güven her gün daha da artmaktadır' demişti.
ORC Araştırma şirketinin Ekim ayı anketine göre Türkiye'de yargıya güvendiğini söyleyenlerin oranı yüzde 21.3 olurken güvenmeyenlerin oranı yüzde 78.7 olarak açıklandı.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, yargıya güvenin azalmasıyla ilgili, "Benim en büyük endeksim kalbimdir" demişti.
22 Ekim tarihinde İHA'ya düşen haber şöyle; "Apartman dairesinin kapısının önünden gece vakti eski bir çift ayakkabı çalan hırsız yıllarca süren davada son noktayı koyan Yargıtay, bir çift eski ayakkabı çalmanın cezasının alt sınırının 7.5 sene olduğuna hükmetti."
Eski bakan Erdoğan Bayraktar, '8 yıldır boğazımda bir düğüm var. Ne içersem içeyim, bunu yutamıyorum, sindiremiyorum içime… Dosyamda ne varsa; tapeler, teknik takip, telefon konuşmalarım A'dan Z'ye kadar doğrudur' diyor. Ama yargıda 'tık' yok.
Bu nasıl bir vicdan endeksi?
Nahl suresi 90 ayet: 'Allah adaleti emreder'.
Hz. Muhammed (s.a.a.v); 'Adalet, mülkün temelidir'.
İmam Ali (a.s): 'Devletin dini adalettir', diyor.
Akın Aydın: 'Nerede bu adalet?
Hani TRT'de yayınlanan 'Uyanış Büyük Selçuklu' dizisinin senaryosunda değil ama gerçeğinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu Veziri Nizamülmülk diyor ki: "Mülk ve hükümdarlık küfür (dinsizlik) üzere devam edebilir ama hiçbir zaman zulüm üzere devam etmez, bir zaman gelir yıkılır."
128 milyar dolar nerede?
Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) şöyle anlatıyor: "Bir bedevî Rasûlullah'a (s.a.a.v) gelerek, Efendimizden alacağını istedi ve bunu yaparken sert davrandı. Hatta: 'Borcunu ödeyinceye kadar Sen'i rahatsız etmeye devam edeceğim' dedi.
Ashab-ı Kirâm, bedeviyi azarlayıp: 'Yazıklar olsun sana! Sen, kiminle konuştuğunu bilmiyorsun galiba' dediler. Adam: 'Ben hakkımı talep ediyorum' dedi.
Resul-i Ekrem (s.a.a.v) ashabına: 'Sizler niçin hak sahibinden yana değilsiniz' diye buyurdu.
Ve Havle bint-i Kays'a (r.a) adam göndererek: 'Yanında kuru hurma varsa benim borcumu ödeyiver. Hurmamız gelince borcumuzu sana öderiz' dedi.
Havle (r.a), 'Hay hay! Babam, Sana kurban olsun ey Allah'ın Resulü' dedi.
Rasulullah (s.a.a.v) bedevîye olan borcunu ödedi ve ayrıca ona yemek ikram etti.
Bedevî: 'Borcunu güzelce ödedin. Allah da, Sana mükâfatını tam versin' diye memnuniyetini ifade etti.
Bunun üzerine Efendimiz: 'İşte bunlar (borcunu hakkıyla ödeyenler) insanların hayırlılarıdır. İçindeki zayıfların, incitilmeden haklarını alamadıkları bir cemiyet iflâh olmaz' buyurdular." (İbn-i Mâce, Sadakât, 17)
Şimdi biz, 128 milyar dolar nerede, şehitler için toplanan paralar nerede diye soruyoruz. Hedef oluyoruz.
Milletin malını neden sattınız? Milletin vergilerinden gelen paraları neden özel vakıflara aktardınız, bu lüksün, bu ihtişamın suyu nereden geliyor, diye soruyoruz (!) bize teşekkür etmek yerine parmak sallıyorlar.
Adaletin bu mu dünya!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Papazı nasıl aldık hatırlıyor musun? / 09.04.2025
- Siyasette üçüncü yol şart mı? / 08.04.2025
- Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümünden önce / 07.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Siyasette üçüncü yol şart mı? / 08.04.2025
- Alparslan Türkeş’in vefat yıl dönümünden önce / 07.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025