AB'nin Türkiye'den yeni istekleri
AB Türkiye'nin ya sabrını tüketecek ya da kendisinin tam istediği gibi ülkemizi amorf kıvamına getirecek. Amorf diyorum. Şekilsiz-belirsiz ne olduğu bilinmeyen -her kalıba uyan- dıştan istendiğini her zaman yerine getiren bir unsur olacak demektir. Bu durumu da nereden çıkarıyorsunuz demeyin: Gidişat o gidişat. Yakında hiçbir direncimizin kalmayacağı nerdeyse belli olmaktadır. Şimdiden bile artık; direnmemiz ileri derecede azalmış gibi görülmektedir.
AB'nin Türkiye'den yeni istekleri arasında şunlar bulunmaktadır:
1 - Kadın Erkek Eşitliği - Sanki Türkiye'de yokmuş. Daha Atatürk zamanında bu haklar verildi.
O zamanları Avrupa'nın bir çok yerinde kadınlarla oy hakkı bile verilmiyordu. Şimdi kalkmışlar kadın haklarını bize lanse etmeye çalışıyorlar. Onlara tavsiyem: Önce Türkiye'yi biraz tanısınlar, Türkiye'nin yakın tarihine bir baksınlar!
2 - Dini Azınlıklara Yeni Haklar: Gayri Müslimlerin eğitim sorunlarını giderin, dini vecibelerini yerine getirmelerinde engelleri kaldırın, mülk sorunlarını çözün.
Not: Demek istiyorlar ki misyonerlere engel olmayın-onlara yardım edin-Müslümanlara engel koyun ama Hıristiyanlara tüm kapıları ardına kadar açın,
3 - Yargı Konusunda: Yargıtay öncesi isnaf mahkemeleri kurun, ceza yasasını yenileyin.
Not: Zaten ceza yasası yenilendi- kontrol ederler kendilerine uygun olmayan madde varsa onu düzeltirler. Bunun yanında onlar bizim mahkemelerin kararlarını zaten AİHM'leri ile istedikleri zaman değiştiriyorlar. Hatta bize de ceza yağdırıyorlar.
4 - Köye Dönüşe Yardımcı Olun: Terör nedeniyle boşaltılan köylerin köylülerine yardım edin, köylerine dönmeleri için zararlarını tazmin edin.
Not: Sakın ola ki herhangi bir köylümüzün geri dönüşü için yardımcı olun demek istemiyorlar. Onlar daha fazla terör çeteleri ile isimleri karışmış ve boşaltılmış bazı PKK yuvalarıyla ünlü köylerden bahsetmektedirler. Yani AB'nin kışkırttığı köylere dönüş istiyorlar! Demek ki kısacası eski, PKK yuvalarının geri getirilmesini arzuluyorlar!
5 - Toplu gösterilerde polislerin şiddet kullanmasını önleyin.
Not: Terörün karıştığı gösterilere müdahale etmeyin demektir. Onlar saldıracak, dükkanların camlarını, çerçevelerini alaşağı edecek, arabaları devirecek, polisler ya seyredecek veya sadece "Yapmayın Evlatlar" diyecek! Kendi ülkelerindeki polislerin veya ABD'deki polislerin yaptıklarına galiba hiç bakmıyorlar. Bu insan bunları bize söylemekte biraz utanır yahu.
Graham E. Fuller ve Türkiye siyaseti
Graham Fuller'in mesleği bilindiği kadarıyla bir nevi istihbaratçı - kısacası genel adıyla "casusluk". Çünkü casusluğun kibarca deyimi istihbaratçıdır!
Uluslararası çok büyük tecrübesi ve bilgisi var. Ayrıca bakış açısı da oldukça orijinal kaynakların değerlendirmesine bağlı.
ABD, CIA kaynaklarına bağlı olarak Türkiye'yi uzun zaman gözetlemiş ve son beyanatıyla kısa bir değerlendirme yapmıştır. Bu değerlendirme tabii ki ABD'nin ve dış güçlerin bakış açılarıyla örtüşmektedir. Ona rağmen bu bakış açılarına bir kuş bakışı atsak faydalı olur!
Türkiye'de uzun zamandan beri demokrasi oyunları oynanmaktadır. Son seçimlerde halk kendi oylarıyla koalisyonlara son verdi ve AKP'yi- İslam referanslı bir partiyi iktidara getirdi. Böylece birçok ülkede büyük sorun olan siyasi İslam sorununu kısmen demokratik çözüme bağlamış oldu. Ayrıca demokratik açıdan da daha olgun bir devreye girdi denebilir!
ABD'de bu durumdan galiba memnun oldu. Demokratik süreçle bu tür seçimlerle iktidarın değişmesi ABD'nin de işine yaradı. Demek ki Türkiye'de demokratik yolla da siyasi iktidara İslam referanslı bir parti seçilebilirmiş! Bu durum diğer İslam ülkelerindeki İslam ağırlıklı partilere de bir nevi örnek sayılabilir.
Öte yandan tarihiyle birlikte Türkiye'de bir onursal gurur mevcuttur. Bu durum özellikle batı emperyalizmine karşı görülmektedir. O bakımdan batıyla birlikte gelişmeye ve kalkınma ile modernleşmeye evet, ama batının dayatmasına ve onun tarafından manipüle edilmesine hayır demektedir.
Bu duyarlılık ABD'ye karşı daha da büyük olmaktadır. Ama son zamanlarda AB de baskı uygulamalarına girmektedir. Bunun da bir sınıra dayanması söz konusu olabilir.
Türkiye de, şu anda İslam referanslı bir parti iktidarda bulunmaktadır. AB'ye girişe de bu parti çok ısrar etmektedir. AB'ye adeta aşık gibi görünmektedir. Bu tavırda belki de İslami siyasetin daha iyi temsil edilmesi ve ordu engelinin ancak AB üyeliğiyle aşılabileceği zihniyeti rol oynamaktadır. Askerin siyasette ağırlığının azaltılmasını isteyen başka kesimler de var. Ama en kârlı çıkacak olanlar İslamcılardır!
Not: İnançlı kesim hiçbir zaman orduya karşı değildir. Ve şikayet de etmez. İnançlı insanlar için ordu adeta kutsaldır. Peygamber ocağı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle bu iddialar hiç uyumlu değildir! Ancak yolsuzluklara bulaşmayan, saygınlığını sürdüren asker ve sivil siyasetteki değişime paralel olarak kendini yenileyenlerin bu hususta şansları mevcuttur. Bunlar böylece demokrasi ufuklarını genişleteceklerdir.
AB Türkiye'nin ya sabrını tüketecek ya da kendisinin tam istediği gibi ülkemizi amorf kıvamına getirecek. Amorf diyorum. Şekilsiz-belirsiz ne olduğu bilinmeyen -her kalıba uyan- dıştan istendiğini her zaman yerine getiren bir unsur olacak demektir. Bu durumu da nereden çıkarıyorsunuz demeyin: Gidişat o gidişat. Yakında hiçbir direncimizin kalmayacağı nerdeyse belli olmaktadır. Şimdiden bile artık; direnmemiz ileri derecede azalmış gibi görülmektedir.
AB'nin Türkiye'den yeni istekleri arasında şunlar bulunmaktadır:
1 - Kadın Erkek Eşitliği - Sanki Türkiye'de yokmuş. Daha Atatürk zamanında bu haklar verildi.
O zamanları Avrupa'nın bir çok yerinde kadınlarla oy hakkı bile verilmiyordu. Şimdi kalkmışlar kadın haklarını bize lanse etmeye çalışıyorlar. Onlara tavsiyem: Önce Türkiye'yi biraz tanısınlar, Türkiye'nin yakın tarihine bir baksınlar!
2 - Dini Azınlıklara Yeni Haklar: Gayri Müslimlerin eğitim sorunlarını giderin, dini vecibelerini yerine getirmelerinde engelleri kaldırın, mülk sorunlarını çözün.
Not: Demek istiyorlar ki misyonerlere engel olmayın-onlara yardım edin-Müslümanlara engel koyun ama Hıristiyanlara tüm kapıları ardına kadar açın,
3 - Yargı Konusunda: Yargıtay öncesi isnaf mahkemeleri kurun, ceza yasasını yenileyin.
Not: Zaten ceza yasası yenilendi- kontrol ederler kendilerine uygun olmayan madde varsa onu düzeltirler. Bunun yanında onlar bizim mahkemelerin kararlarını zaten AİHM'leri ile istedikleri zaman değiştiriyorlar. Hatta bize de ceza yağdırıyorlar.
4 - Köye Dönüşe Yardımcı Olun: Terör nedeniyle boşaltılan köylerin köylülerine yardım edin, köylerine dönmeleri için zararlarını tazmin edin.
Not: Sakın ola ki herhangi bir köylümüzün geri dönüşü için yardımcı olun demek istemiyorlar. Onlar daha fazla terör çeteleri ile isimleri karışmış ve boşaltılmış bazı PKK yuvalarıyla ünlü köylerden bahsetmektedirler. Yani AB'nin kışkırttığı köylere dönüş istiyorlar! Demek ki kısacası eski, PKK yuvalarının geri getirilmesini arzuluyorlar!
5 - Toplu gösterilerde polislerin şiddet kullanmasını önleyin.
Not: Terörün karıştığı gösterilere müdahale etmeyin demektir. Onlar saldıracak, dükkanların camlarını, çerçevelerini alaşağı edecek, arabaları devirecek, polisler ya seyredecek veya sadece "Yapmayın Evlatlar" diyecek! Kendi ülkelerindeki polislerin veya ABD'deki polislerin yaptıklarına galiba hiç bakmıyorlar. Bu insan bunları bize söylemekte biraz utanır yahu.
Graham E. Fuller ve Türkiye siyaseti
Graham Fuller'in mesleği bilindiği kadarıyla bir nevi istihbaratçı - kısacası genel adıyla "casusluk". Çünkü casusluğun kibarca deyimi istihbaratçıdır!
Uluslararası çok büyük tecrübesi ve bilgisi var. Ayrıca bakış açısı da oldukça orijinal kaynakların değerlendirmesine bağlı.
ABD, CIA kaynaklarına bağlı olarak Türkiye'yi uzun zaman gözetlemiş ve son beyanatıyla kısa bir değerlendirme yapmıştır. Bu değerlendirme tabii ki ABD'nin ve dış güçlerin bakış açılarıyla örtüşmektedir. Ona rağmen bu bakış açılarına bir kuş bakışı atsak faydalı olur!
Türkiye'de uzun zamandan beri demokrasi oyunları oynanmaktadır. Son seçimlerde halk kendi oylarıyla koalisyonlara son verdi ve AKP'yi- İslam referanslı bir partiyi iktidara getirdi. Böylece birçok ülkede büyük sorun olan siyasi İslam sorununu kısmen demokratik çözüme bağlamış oldu. Ayrıca demokratik açıdan da daha olgun bir devreye girdi denebilir!
ABD'de bu durumdan galiba memnun oldu. Demokratik süreçle bu tür seçimlerle iktidarın değişmesi ABD'nin de işine yaradı. Demek ki Türkiye'de demokratik yolla da siyasi iktidara İslam referanslı bir parti seçilebilirmiş! Bu durum diğer İslam ülkelerindeki İslam ağırlıklı partilere de bir nevi örnek sayılabilir.
Öte yandan tarihiyle birlikte Türkiye'de bir onursal gurur mevcuttur. Bu durum özellikle batı emperyalizmine karşı görülmektedir. O bakımdan batıyla birlikte gelişmeye ve kalkınma ile modernleşmeye evet, ama batının dayatmasına ve onun tarafından manipüle edilmesine hayır demektedir.
Bu duyarlılık ABD'ye karşı daha da büyük olmaktadır. Ama son zamanlarda AB de baskı uygulamalarına girmektedir. Bunun da bir sınıra dayanması söz konusu olabilir.
Türkiye de, şu anda İslam referanslı bir parti iktidarda bulunmaktadır. AB'ye girişe de bu parti çok ısrar etmektedir. AB'ye adeta aşık gibi görünmektedir. Bu tavırda belki de İslami siyasetin daha iyi temsil edilmesi ve ordu engelinin ancak AB üyeliğiyle aşılabileceği zihniyeti rol oynamaktadır. Askerin siyasette ağırlığının azaltılmasını isteyen başka kesimler de var. Ama en kârlı çıkacak olanlar İslamcılardır!
Not: İnançlı kesim hiçbir zaman orduya karşı değildir. Ve şikayet de etmez. İnançlı insanlar için ordu adeta kutsaldır. Peygamber ocağı olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle bu iddialar hiç uyumlu değildir! Ancak yolsuzluklara bulaşmayan, saygınlığını sürdüren asker ve sivil siyasetteki değişime paralel olarak kendini yenileyenlerin bu hususta şansları mevcuttur. Bunlar böylece demokrasi ufuklarını genişleteceklerdir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Cahit Babuna / diğer yazıları
- Batı kültüründe toplumsal çöküş -2- / 22.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006