Türkiye AB'ye kurban mı edilecek?
Türkiye'miz son yıllardaki politikasıyla AB'ye, tüm gücüyle girmek istemektedir. Özellikle AKP siyaset adamları bu durumu ön planda tutarak neredeyse tüm icraatlarını AB'ye doğru ayar etmek durumundadırlar. Medyamızda da bazı yazarlarımız bu durumdaki siyasi akımları var güçleriyle desteklemeye çalışmaktadırlar. Öte taraftan, AB'ye uyum için, AB tarafından Türkiye'ye oldukça değişik zor şartlar ve engeller ortaya konmaktadır. Onun için, önce AB'yi ve daha sonra da bize ileri sürdüğü şartları iyicene tanımamız gerekir. Bu durumu salim kafalarla iyi düşündükten sonra, bizi AB tarafından sürülen hangi tehlikeli sonuçların beklediğini öğrendikten sonra, bu durumu değerlendirmeye gitmemiz mümkün olabilir.
AB'nin kuruluş tarihleri
Avrupa Kıtası uzun zaman dünyanın beyni olarak kabul edilmiş bulunmaktaydı. Avrupa ülkeleri bu gelişmiş durumlarını daima kendi menfaatlerine dönük kullanmışlar ve dünyayı tümüyle kolonizasyon politikalarıyla sömürmeye kalkışmışlardır. Bununla beraber müstemlekecilik politikasında Avrupa devletleri arasında en başarılı olanlar, orta başarılı olanlar ve pek başarılı olamayanlar Avrupa'da sıklıkla birbirileri ile savaşlara tutuşmuşlardır. Müstemlekecilikte en başarılı olan devlet İngiltere olmuştur. Onun yanında İspanyollar ve Portekizler de bu başarılardan kendi paylarını almışlardır.
Dünyada kolonizasyon
politikaları
Mesela İngiltere dünyadaki birçok ülkeye kendi lisanlarını ve kültürlerini kabul ettirmişlerdir. Hali hazırda ABD, Avustralya, Kanada, Uzakdoğu'nun birçok adaları, Hindistan'da ve Pakistan'da (bir çok eyaletlerinde), İngilizce resmi lisan olarak kullanılmaktadır. Üstelik 2. Dünya savaşından sonra İngilizce - (Amerikanca) ABD'nin sayesinde "uluslararası lisan özelliğini de kazanmıştır. İspanyollar da bu kültür ve lisan politikasında, özellikle Orta ve Güney Amerika'da oldukça başarılı olmuşlardır. Günümüzde Güney Amerika'nın ve Orta Amerika'nın büyük kısmı İspanyolca lisanı geçerlidir!
Fransızların bu yöndeki başarıları ise 2. Dünya savaşına kadar oldukça iyi bir dönem geçirmiş olmalarındandır. Ama şu anda Fransızca, hemen hemen sadece Fransa'da ve ona bağlı olan bir iki devlete sınırlı duruma gelmiş bulunmaktadır.
Küçücük Portekiz ise büyük Brezilya'ya kendi lisanlarını kabul ettirerek büyük başarı sağlamış bulunmaktadır.
İtalyanlar bu hususta şanssız kalmışlardır. Tarihin derinliklerindeki, koskoca Roma İmparatorluğu'ndan şu andaki İtalya sınırları içine sığınan sadece bir devlet özü kalmış bulunmaktadır.
Diğer bazı ülkelerde bilinen İtalyanca da gittikçe formundan düşmektedir.
Hollanda ve Belçika Uzakdoğu'da hala bazı müstemlekelerde kültür ve lisan hakimiyetlerini sürdürmektedirler.
Ruslar'ın bu yöndeki şansları sadece Avrupa'da bazı Slav ülkelerine etkili olabilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda ise kolonizasyon fikri hiç yoktu. Ona rağmen belirli bölgelerde şu anda Türk ve İslam kültürü ve lisanı halen mevcuttur. Halen Balkanlarda, Ortadoğu'nun bazı kesimlerinde, Orta Asya ve Kafkaslar'da Türkçe geçerli lisan sayılmaktadır. Hatta son elli yılda Avrupa'ya çalışmak için giden ve oralarda kalan bir çok Türk vatandaşımıza da rastlamak mümkün olmaktadır. Onun yanında Kıbrıs'ta da birkaç yüz bin Türk kardeşimiz mevcuttur.
Türkiye'miz son yıllardaki politikasıyla AB'ye, tüm gücüyle girmek istemektedir. Özellikle AKP siyaset adamları bu durumu ön planda tutarak neredeyse tüm icraatlarını AB'ye doğru ayar etmek durumundadırlar. Medyamızda da bazı yazarlarımız bu durumdaki siyasi akımları var güçleriyle desteklemeye çalışmaktadırlar. Öte taraftan, AB'ye uyum için, AB tarafından Türkiye'ye oldukça değişik zor şartlar ve engeller ortaya konmaktadır. Onun için, önce AB'yi ve daha sonra da bize ileri sürdüğü şartları iyicene tanımamız gerekir. Bu durumu salim kafalarla iyi düşündükten sonra, bizi AB tarafından sürülen hangi tehlikeli sonuçların beklediğini öğrendikten sonra, bu durumu değerlendirmeye gitmemiz mümkün olabilir.
AB'nin kuruluş tarihleri
Avrupa Kıtası uzun zaman dünyanın beyni olarak kabul edilmiş bulunmaktaydı. Avrupa ülkeleri bu gelişmiş durumlarını daima kendi menfaatlerine dönük kullanmışlar ve dünyayı tümüyle kolonizasyon politikalarıyla sömürmeye kalkışmışlardır. Bununla beraber müstemlekecilik politikasında Avrupa devletleri arasında en başarılı olanlar, orta başarılı olanlar ve pek başarılı olamayanlar Avrupa'da sıklıkla birbirileri ile savaşlara tutuşmuşlardır. Müstemlekecilikte en başarılı olan devlet İngiltere olmuştur. Onun yanında İspanyollar ve Portekizler de bu başarılardan kendi paylarını almışlardır.
Dünyada kolonizasyon
politikaları
Mesela İngiltere dünyadaki birçok ülkeye kendi lisanlarını ve kültürlerini kabul ettirmişlerdir. Hali hazırda ABD, Avustralya, Kanada, Uzakdoğu'nun birçok adaları, Hindistan'da ve Pakistan'da (bir çok eyaletlerinde), İngilizce resmi lisan olarak kullanılmaktadır. Üstelik 2. Dünya savaşından sonra İngilizce - (Amerikanca) ABD'nin sayesinde "uluslararası lisan özelliğini de kazanmıştır. İspanyollar da bu kültür ve lisan politikasında, özellikle Orta ve Güney Amerika'da oldukça başarılı olmuşlardır. Günümüzde Güney Amerika'nın ve Orta Amerika'nın büyük kısmı İspanyolca lisanı geçerlidir!
Fransızların bu yöndeki başarıları ise 2. Dünya savaşına kadar oldukça iyi bir dönem geçirmiş olmalarındandır. Ama şu anda Fransızca, hemen hemen sadece Fransa'da ve ona bağlı olan bir iki devlete sınırlı duruma gelmiş bulunmaktadır.
Küçücük Portekiz ise büyük Brezilya'ya kendi lisanlarını kabul ettirerek büyük başarı sağlamış bulunmaktadır.
İtalyanlar bu hususta şanssız kalmışlardır. Tarihin derinliklerindeki, koskoca Roma İmparatorluğu'ndan şu andaki İtalya sınırları içine sığınan sadece bir devlet özü kalmış bulunmaktadır.
Diğer bazı ülkelerde bilinen İtalyanca da gittikçe formundan düşmektedir.
Hollanda ve Belçika Uzakdoğu'da hala bazı müstemlekelerde kültür ve lisan hakimiyetlerini sürdürmektedirler.
Ruslar'ın bu yöndeki şansları sadece Avrupa'da bazı Slav ülkelerine etkili olabilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nda ise kolonizasyon fikri hiç yoktu. Ona rağmen belirli bölgelerde şu anda Türk ve İslam kültürü ve lisanı halen mevcuttur. Halen Balkanlarda, Ortadoğu'nun bazı kesimlerinde, Orta Asya ve Kafkaslar'da Türkçe geçerli lisan sayılmaktadır. Hatta son elli yılda Avrupa'ya çalışmak için giden ve oralarda kalan bir çok Türk vatandaşımıza da rastlamak mümkün olmaktadır. Onun yanında Kıbrıs'ta da birkaç yüz bin Türk kardeşimiz mevcuttur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Cahit Babuna / diğer yazıları
- Batı kültüründe toplumsal çöküş -2- / 22.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006
- Batı kültüründe toplumsal çöküş / 21.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 20.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler -2- / 19.10.2006
- Ramazan'da kazanılan değerler / 18.10.2006
- Oruç tutmak, aç kalmak değildir / 15.10.2006
- Ramazan-ı Şerif temizlenme ayı / 14.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 09.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -4- / 08.10.2006
- İbadetin insan sağlığına faydaları -3- / 07.10.2006