12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Fetullah Gülen dini bir örgütlenmenin lideri olarak arananlar listesindeydi. Ama aynen bugünkü Adil Öksüz, Zekeriya Öz, Ekrem Dumanlı ve daha birçok önemli isim gibi bir türlü bulunamıyordu.
Tam 6 yıl sonra 12 Ocak 1986'da, Burdur ve Isparta Polisi'nin çevirdiği üç otomobilde Fetullah Gülen ile birlikte 14 kişi gözaltına alındı. Emniyete götürüldü ve ertesi sabah aynen Adil Öksüz gibi serbest bırakıldı. Neden? Araya dönemin başbakanı Turgut Özal girmişti. Bir başbakan buna neden ihtiyaç duyar?
Ankara DGM, 19 Mart 1999 tarihinde Fetullah Gülen'e soruşturma açtı. İlginçtir, aynı gün Gülen, ABD'ye kaçtı.
2000 yılında yani Ecevit'in başbakan, Bahçeli ve Mesut Yılmaz'ın yardımcılıkları dönemde Gülen hakkındaki 'Türkiye Cumhuriyeti'ni devirmek amacıyla yasadışı terör örgütü kurmaktan' açılan dava askıya alındı.
Erdoğan'ın başbakan olduğu 2006'da ise Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılan değişiklikle dava yeniden görülüp beraatla sonuçlandı. "Dön bitsin bu hasret" çağrısı yapıldı.
28 Şubat'ı da sayarsak, dört darbe geçirmiş ama hiç dokunulmamış; İnönü, Ecevit, Özal, Demirel, Çiller, Erbakan, Mesut Yılmaz ve AKP iktidarları tarafından el üstünde tutulmuş bu şahsın ne gibi bir özelliği vardı?
Veya şöyle soralım, iktidara gelenler Fetullah Gülen'i mi el üstünde tutma, isteklerini yerine getirme gayretindeydiler yoksa Gülen'in asıl sahibini incitme korkusu mu yaşıyorlardı?
Evet, Fetullah Gülen'e itikadi bağlılığı olanların, onun kitaplarıyla, terbiyesiyle büyüdük diyenleri, onu rüyada görenleri, alnı secde görenden zarar gelmez diyenleri biliyoruz ama bir vaiz 50 yıl devletin en üst kademesinden böyle bir iltifat görmesi akla, mantığa aykırıdır!
Gülen şöyle yapılanmış, böyle soruları çalmış, orduya, yargıya, Diyanet'e, Emniyet'e, milli eğitime sızmış falan, filan…
Yok kardeşim yok. Sızma filan yok. Ortada bir CIA, Amerika, Vatikan gerçeği ve bu gerçeğe teslim olan etkili ve yetkililer vardır.
Said Nursi ile başlayan ve Gülen hareketiyle devam eden bu CIA yapılanmasına karşı siyasette olmasa da TSK'da, bürokraside, medyada, Emniyet'te karşı çıkanlar, önlem almak isteyenler olmuştu.
Ama neticede karar vericilerin bir imzasıyla hepsi ya görevden alınmış veya uzaklaştırılmış veya sürgünlere gönderilmişlerdi.
Uğur Mumcu'yu kim veya kimler katletti?
Aytunç Altındal'ın hangi çalışmaları göze battı ki, ansızın aramızdan 'kalp yetmezliği' denilerek ayrıldı.
Ya Muhsin Yazıcıoğlu! Gülen hareketinin gerçek yüzünü, arka plandaki oyun kurucuyu gördüğü ve onlardan ayrılma gayretine girdiği için malum kaza gerçekleşti.
Bir daha diyorum! Said Nursi ile başlayan ve Gülen ile devam eden hareket gizli filan değildi. Bizzat devleti yönetenler tarafından devlet imkânlarıyla toplumun içine salınmıştılar.
Bu zihniyet maneviyat alanında milletimizi bir kıvama getirme gayretindeyken asıl güç ise devlet içinde yuvalanmaya devam etmiş, her türlü oyun ve şantajla istediklerini elde eder hale gelmişler ve en son Türkiye'nin tamamını istemişlerdi.
Lafı uzatmaya gerek yok! Süleyman Soylu geçenlerde 15 Temmuz'un arkasında ABD var dedi ve bir daha laf etmedi. Neden?
Dünden bugüne Türk siyasetindeki her kesim; askeri de, polisi de, istihbaratı da bu ülkedeki darbelerin de, krizlerin de, mezhep çatışmalarının da, FETÖ gibi yapılanmaların da, terörün de arkasında ABD, CIA, MOSSAD vs. olduğunu çok iyi bilirler ama hiçbir şey yapmazlar. Neden diye sorarsanız, ya ortaktırlar ya da korkaktırlar…
Siyaset tarihine bakın! Prof. Dr. Haydar Baş'tan başka bu yapılara ve sahiplerine yani ABD, AB, NATO, Vatikan iş birliğine, dostluğuna, ortaklığına "hayır" diyen tek lider var mı? Yok.
O zaman şikâyet etmeye de kimsenin hakkı yok!
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025