Akademik çalışmalarını dünyadaki yoksulluk üzerine yapan ve bundan dolayı da "ekonomi biliminin vicdanı" ünvanını alan Prof. Dr. Amastya Sen diyor ki: "Şimdiye dek zengin ülkeler, yoksul ülkelerin halini bilmezden gelerek yaşayabilirlerdi. Bundan böyle bu mümkün değil. Çünkü yoksul ülkelerin ticaret, iletişim, güvenlik ve sağlık... gibi bir sürü alandaki çıkarları, zenginleri de ilgilendiriyor". Bu sebepten zenginler, ara sıra yoksullara yardımı, borçlarının azaltılmasını ve hatta bir kısmının silinmesini gündeme getiriyorlar. Özellikle Dünya Bankası, bu işlerde öncülük ediyor.İyi, güzel de, burada amaç ne? Yoksulluğu kökünden kazımak mı? Yoksulları, yoksul bırakanlardan, böyle bir hayır beklemek safdillik olmaz mı? Öyleyse, bu işin arka plânını irdelemek gerekir. Aklı başında olan herkes, şu gerçeği görür ve anlar: Dünya Bankası'nın gayreti kapitalist sistemin tıkanmaması içindir. Cammack'ın deyimiyle, "Yoksulluktan arınmış bir dünya hayalini kuruyoruz sloganı ile yola koyulan Dünya Bankası, yoksulluğun önlenmesini değil, yönetilmesini üstlenmiştir". Gerçekten, Dünya Bankası'nın yaptığı budur. "Yoksulluktan arınmış bir dünya hayalini kuruyoruz" sözü, kuyruklu bir yalandır. Çünkü, böyle bir dünya, Batılılar için yok oluş demektir. Batılılar, zenginlik yolunun başkalarını yoksullaştırmaktan geçtiğine inandıkları için, yoksulluğun yaşamasını ve devamını isterler. Kafa yordukları, üzerinde çalıştıkları tek şey, yoksulları da tüketici yapmak, ellerinde avuçlarında ne varsa hepsini almaktır. Hintli öğretim üyesi J.K. Prahalad'ın anlattığına göre, Batılı büyük bir firma, Hintlilerin şampuan kullanmayı arzu ettikleri halde, pahalı olduğu için bu ürünü tüketemediklerini tespit etti. Bunun üzerine tek kullanımlık düşük maliyetli şampuanlar üretti. Bu şampuanlar kapış kapıp satıldı. J.K. Prahalad, bu örnekten hareket ederek, "Piramidin En Altındaki Servet" adlı bir kitap kaleme aldı. Prahalad, bu kitapta, dünya nüfusunu gelir gruplarına ayırıyor ve en alt grupta yer alan nüfusun, yani yoksulların 4 milyar kişi olduğunu ve burada büyük bir servetin yattığını söylüyor. Böyle bir servet, tabii olarak çokuluslu şirketlerin iştihasını kapartıyor ve onları yoksullara yönelik ürün arayışına sevk ediyor.Pazarlama uzmanı Philip Kotler diyor ki: "Biz uzun yıllardır pazarlama konusunda sadece orta ve üst sınıflara yönelik pazarlama stratejileri üzerinde durduk. Pazarlama bilimi alt gelir grupları için pek fazla bir şey söylemedi. İşte ben, bu eksikliği görüp, bu gelir grupları için yeni pazarlama stratejileri üzerinde çalışıyorum" (Bkz. Prof. Dr. Arman Kırım, Alt Pazar İnnovasyonu, s. 15). Ekonomi politikalarının amacı, yalnızca üretmek ve pazarlamak mı? Halbuki asıl amaç, üretilenleri tüketebilecek bir toplum oluşturmaktır. Bu da, yoksulların gelir seviyesini ve alım gücünü yükseltmekle olur. Bir kere daha vurgulayalım, Batılıların amacı, hiçbir zaman yoksullara hizmet olmamıştır, olmaz da. "Yoksullar için yapıyoruz" dedikleri her işin özünde, mutlaka bir çıkar, mutlaka bir soygun vardır. Yaptıkları işin hepsi, yoksulları daha çok soyup soğana çevirmeye yöneliktir. Bu, gayri insani bir davranış değil mi? Halbuki insani olan, yoksulluğu ortadan kaldırmak, en azından asgari düzeye indirmektir. Bu da ancak, tüketim yanlısı bir modelle olur. Tüketim yanlısı model, toplumu oluşturan bireylerin tamamını belli bir gelir düzeyine çıkartmayı amaç edinir. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın, ortaya koyduğu "Milli Ekonomi Modeli", işte böyle bir modeldir. Prof. Dr. Haydar Baş, bu modelin nihai hedefini "yoksulluğa elveda" sloganıyla özetlemektedir. Aradaki farka dikkat ediniz: Batılılar, yoksulları yoksul tutarak yönetmeye, daha doğrusu, ezmeye, sömürmeye çalışıyor, Prof. Dr. Haydar Baş da, Türk milletinin kültür ve medeniyetinin eseri olan "Milli Ekonomi Modeli" ile yoksulluğu yok etmenin yolunu ve yöntemini ortaya koyuyor. Türk milletine yakışan, bu modeli hayata geçirmek ve tekrar dünyaya örnek olmaktır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018