Erdoğan ve Gülen kardeştirler. Yolları aynı, hedefleri birdir. Biri ABD'yi "kadim dost" ilan etmiş, diğeri mekân tutmuştur. Bu ortak menfaat, ortak hedef ve hizmet kardeşliğini bizzat Zaman Gazetesi genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı köşesinden, bir anısını anlatarak ortaya koydu? "AK Parti-cemaat kavgası, adına ne hatırlıyorsunuz? Durumun net anlaşılabilmesi için kısa bir not: Fethullah Gülen Hocaefendi aniden rahatsızlanmış, ambulansla hastaneye kaldırılmıştı. Tam o gün Hocaefendi'yi ziyaret ettiğim için aynen şöyle yazmışım; İlk arayanlardan biri Başbakan Tayyip Erdoğan'dı. Zarif bir ses tonuyla 'geçmiş olsun' dileklerinde bulundu. Hocaefendi de aynı zarafetle Sayın Başbakan'ın hatırını sordu, zahmet buyurdunuz...' dedi. Söz sırası dualaşmaya gelmişti. İkisi de hem dua istedi birbirinden, hem dua ettiler birbirlerine. Görülmeye, duyulmaya, düşünmeye değer bir tabloydu. Uzaktan bu manzarayı izleyebilseydiniz, eminim, 'Yahu işgüzarlar! Artık aradan çekilin ki fitne ateşi sönsün!' diyecektiniz. Öyle samimi, öyle halisane bir iletişim vardı ortada..."Sayın Dumanlı'ya göre bu çatışma aradaki işgüzarlar yüzünden patlak vermişti. O halde bu işgüzarları isim isim açıklayın da millette rahatlasın, kalemlerinizde? * * *UNUTMAYIN Hükümet, bavulcuya ve gazetesine ateş püskürüyor, hainlikle itham, yargıyla tehdit ediyor. Neden? O belgeleri nasıl açıklar ve yayınlarsınız, diye. Tam bu sırada saman alevi bir gibi bir haber geldi ve geçti. Barunsu, gazetesinde yayınladığı belgeleri, 2010 yılında Erdoğan'ın fedailiğini yapan "Y. Akit" (o zamanki adıyla Vakit) gazetesi daha detaylı bir şekilde yayınlamış.Bu haberi ise 08-12-2013 tarihinde "küskün yandaş" olan Milli Gazeteden öğreniyoruz. 29 Nisan 2010 tarihli Vakit 'in 1. sayfasından "MİT'ten Şaşırtan Rapor" ? Vakit, MİT'in hedefindeki Yıkıcı Dinî Örgütler listesine ulaştı, başlıklarıyla, ne o gün ve ne de bugün, Arınç'tan, hükümet sözcüsünden, başbakan Erdoğan'dan tepki almayan bir haber yayınlanıyor. Haliyle hükümetin tepki göstermediği habere, bilgi ve belgelere yandaş medyanın tepkisi de beklenemezdi!!!Vakit, MİT belgelerini yayınlıyor; "MİT'in, 2010 yılı takip tablosunda 1. Derece Örgütler listesinde; Süleymancılar, Nakşibendîler, İHH ve Nurcu Gruplar, Fethullah Gülen Cemaati?Tablonun 2. ve 3. Derece örgütler bölümünde ise Milli Görüş, ASDER, AKDER, ve Mazlum-Der gibi sivil toplum kuruluşları bulunuyor?? 2009 yılında takip edilecek örgütler listesinde yer almayan Fethullah Gülen Grubu, "1. Dereceden Takip Edilecek Örgütler" listesine konurken, El Kaide, takip edilecek örgütler listesinden çıkarılmış.Yine 2009 yılında, ikinci dereceden takip edilecekler listesinde yer alan Nakşibendîler ve Süleymancılar gibi dinî grupların, terör örgüleriyle birlikte takip edilen 1. dereceden öncelikli takip edilecekler, listesine sokulması dikkat çekiyor?" (Milli Gazete)Yani Vakit'in haber yaptığı MİT belgelerine göre Gülen gurubu, El-Kaide'den daha tehlikeli. Aradan üç yıl geçmiş. Hükümet aynı. Başbakanı, sözcüsü, gözcüsü vs. hep aynı... Gülen orada, el-Kaide Suriye sınırında? Yani değişen bir şey yok. Ne oldu ki, şimdi bir birinize düştünüz. Yoksa bu işte ortak dostlarınız olan Yahudi ve Hıristiyanların parmağı mı var? * * *Dakika 90+?Hakan Şükür istifa ediyor (ettiriliyor). İstifa gerekçesini, yazılı uzunca bir metinle anlatıyor. Meclis kürsüsüne hiç çıkmamış, sorulan soruları, büyüklerim bilir, diye cevaplayan Hakan Şükür'ün, bu kadar uzun ve birbirini tamamlayan cümleleri tek başına kurabilmesi bana inandırıcı gelmedi.Yine Hakan Şükür'ün, dershaneler üzerinden bir haksızlık iddiasında bulunup, hadisi şerifi kendisine dayanak yaparak, bu haksızlığı yapanları şeytan, kendisini ise şeytandan beri ilan edebilecek cesarette olduğunu da sanmıyorum?Hemen ertesinde bir gözaltı harekâtı başlatıldı. Bakan çocukları, iktidar belediye başkanı ve iktidara yakın birçok iş adamı gözaltına alıntı. Vatandaş Akın'a göre; ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Bacının üstü senelerce tıkandığı için bu duman artık içeriyi iyice kapladı ve zehirlenmeler başladı. Vatandaş Akın'ın endişesi ise birileri içeriye sun-i solunum cihazlarıyla girip, bacayı açıp tekrar ortalığı güllük göstermesidir. Aklıyla düşünen Akın; suçsuzluğu ispat edilinceye kadar herkes masumdur! Gönül boyutundaki Akın; Özellikle toplumun önünde olan insanların, haklarındaki suç iddiaları, masum olsalar bile sadece yargıyla aklanamaz. Bu insanlar, haklılıklarını kimlikleriyle, kişilikleriyle, belgiyle, belgeyle, hizmetle vs. tüm millete ispat etmek durumundadırlar. Aksi halde vicdanlarda her daim mahkûmdurlar. Hele dokunulmazlık zırhı altında yargıda benim, savcıda benim, hâkimde benim anlayışını seslendirenler vicdanlarda çoktan müebbet yemiştiler zaten?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -2- / 06.04.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Sayın Erdoğan’ın nefretten doğan AB aşkı -1- / 05.04.2025
- Boykotun babasını yaptılar, yapıyorlar / 04.04.2025
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025