Suriye'de kimyasal silah kullanımı sonrasında 1300'den fazla sivil hayatını kaybetti.Türk hükümeti Esad'ı suçlasa da, bugüne kadar Suriye liderinin izlediği meşru savaş siyaseti onun bu insanlık suçunu işlemeyeceğini gösteriyor.Katliamın ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Aleksander Lukaşeviç, Şam yakınlarında kimyasal silah kullanıldığı yönündeki haber kampanyasının, akıllara 2. Cenevre Konferansı'nı baltalama fikirlerini getirdiğini belirtti.Malum, Rusya Suriye'nin hâmisi konumunda iki yıldır Suriye'nin arkasında ve işgalini önleyen en önemli ülke. Öyle ki, ABD'nin Suriye konusunda şimdilik geri adım atmasını da, 2. Cenevre Konferansı'na katılımını da o sağladı.Bu sebeple, Suriye'deki kimyasal silah kullanımı ile alakalı onun tespitleri önemli.2. Cenevre Konferansı Esad ile muhalifleri bir araya getirerek, masa başında barışçıl bir çözüm planlamakta.Barışa köstek olmak isteyenlerin, BM yetkililerinin ülkede bulunduğu bir sırada böyle bir planı hayata geçirmesi elbette ki büyük bir olasılık.Bu olasılık, bir anda askeri bir müdahaleye de meşruluk kazandırabilir. Ancak bu müdahaleyi kim gerçekleştirecek?Fransız gazetesi le Figaro, Amerikalıların Ürdün'de gerilla eğitimi verdiği Suriyeli muhalif askerlerin Ağustos ayı ortalarında Suriye'ye giriş yaptığını kaydetti. Gazete, İsrail, Ürdün ve CIA ajanlarının komutanlık ettiği 300 kişilik ilk gurubun 17 Ağustos'ta ikinci gurubun ise 19 Ağustos'ta Suriye'ye giriş yaptığını aktardı.Le Figaro gazetesi, ABD'nin direkt asker göndererek askeri müdahaleye yanaşmamasına rağmen, Suriye-Ürdün sınırında kurulan kamplarda Özgür Suriye Ordusu içerisinden seçilmiş askerleri aylardır çok gizli olarak eğittiğini iddia etti.Fransa, kimyasal silah kullanımının ardından asker göndermeyi düşünmediklerini yinelemişti.Görünen o ki, ABD, İsrail ve topyekûn Batı, arka plandan destekledikleri muhalif güçler ile Suriye'nin işini bitirmeyi hesaplıyorlar.Ancak Rusya'nın tavrı buna engel olmakta.Bu noktada Erdoğan'ın son günlerde sergilediği tavrı da değerlendirmek gerekir.Erdoğan Mısır'daki gelişmelerle ilgili, "İsrail'in işi" yorumunu yaptıktan sonra, gerek ABD'den gerek İsrail'den beklenmedik tepkiler aldı.Hatta Arap Birliği bile, bu çıkışlarının karşısında yer aldı.Erdoğan'ın Batı ile ilişkileri çok enteresan? "One minute" şovunda gördüğümüz gibi, İsrail'e sert konuşan, Batı'ya resti çeken Erdoğan nedense yine de bir numara. İslam dünyasına karşı yapılacak icraatlarda hep başrolde.BOP ve Arap Baharı'ndaki söylemleri buna örnek?Herhalde Batı, Müslüman dünyada beraber hareket edilecek, Erdoğan'ın üstüne bir lider tanımıyor?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Sinem Baş / diğer yazıları
- Geçmiş olsun Sayın Baş / 23.03.2020
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018
- Gün BTP iktidarına çalışma günüdür / 19.11.2019
- Tebrikler Türk milleti! / 02.04.2019
- Ne mutlu ‘BTP’liyim’ diyebilene / 06.03.2019
- 2. buluşma iktidarın ayak sesleri / 26.02.2019
- Artık ‘Bağımsız Türkiye Partisi’ demeliyiz / 05.02.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a çirkin saldırı / 11.01.2019
- Cumhuriyet ve iftiralar / 29.10.2018
- 10. Milli Ekonomi Modeli Kongresi / 29.05.2018
- Yarın 23 Nisan / 22.04.2018