Geçmiş yılların özlemi; bizi daha önce gezip gördüğümüz, mutlu günler geçirdiğimiz yerlere çeker… Ancak hiçbir şey eskisi gibi değildir. Yeni zamanlar başlamıştır ve bu yeni zamanlar eskide kalan anıların üzerine kurulamaz.
Çünkü zaman farklıdır ve hiçbir şey eskisi gibi değildir. Binalar değişmiş, gidiş yolları farklılaşmış, sokağa sızan yemek ve odun ateşi kokuları yoktur. Yol kenarlarından akan su kanalları kurumuş, köklü çınarlar, zeytin ağaçları kesilmiş, yerine koca koca binalar dikilmiş; apartmanların altlarında yeni yeni dükkânlar oluşmuştur.
Bunlar yeni zamanlardır ve eskiden belki birkaç buruşmuş el, çizgileri derinleşmiş yüzler ve beyazlamış saçları ile tanıdığımız insanlar kalmıştır…
Tıpkı oturduğumuz bir tahta sıranın üzerindeki çizgilerin zamanla derinleşmesi gibi anılar da derinleşmiş, eski zaman özlemleri hüzünlü bir duygusallığa bürünmüştür.
Bunlar önemli midir?
Herkes için değil elbette…
***
Gerçek olan şu dur ki, eğer hiç hareket etmeden sabah iş, akşam ev temposu içinde yaşıyorsanız, her şey yavanlaşmış, istek tembelliği başlamış, çevreye duyduğunuz sevgi yıpranmış, insanlara olan ilgimiz azalmıştır.
Zaman, zaman bunları özlemek için uzaklaşmak, elimizdeki değerleri fark etmek için oluşmuş olan bakar körlüğü yenmemiz gerekir. Bunun da tek çaresi özlediğimiz, özlem duyduğumuz, eskiden var olduğumuz yerlere gitmek, anıları yâd etmektir.
Sevgi denilen şey insanın önce zihninde canlanır, sonra duygularına yayılır, özlem olarak ortaya çıkar. Bazen bir çeşme, düştüğünüzde dizinizi çizdiğiniz yeri değişmemiş bir kaya, henüz kesilmemiş bir ağacın gölgesi unuttuğunuzu sandığınız eski zamanlardaki sevgileri canlandırır. Sonra akıp geçen zaman diliminde neleri unuttuğunuzu, yaşamadığınızı fark edersiniz…
***
Çocuklarımıza şimdiki zamanı yaşatırken, sizin yaşadığınız eski anıları hatırlayın. Onların oluşturacağı anıları sizinkinden çok farklı ve alışılmamış olacaktır. Size ne kadar yavan gelirse gelsin, deniz kenarında güneşin batışında onlar yorgun dalgalara doğru yüzerken, sizin kıyıda onları seyretmeniz bile belleklerindeki hatıra ormanında yerini alacaktır.
Yeni zamanların anıları farklı olacaktır. Belki bize bir anlam ifade etmeyebilir. Köyümüze geri dönmek, eski okulumuzun kapısını okşamak, sırasında oturmak, bahçesinde bir zamanlar küçük bir çalı olan ağacın gövdesine yaslanmak bizi tedavi edecektir.
Ancak zaman denilen ve hızla akıp geçen süreç hiçte sizin düşündüğünüz gibi kayıt yapmayacak, gün geldiğinde onların belleğinde mutlaka bir iz bırakacaktır.
Doğru ile yanlışın, haklı ile haksızın mücadelesinin sürdüğü, dünyanın hızla döndüğü ve mutlak sona doğru yoluna devam ettiği, bizim ise giderek yaşlandığımız bu süreçlerde sevgiden ödün vermemek, sevdiğimiz ve özlediğimiz yerleri görmek, sokaklarında gezmek, kıyılarında yürüyüşe çıkmak ruhumuzu tedavi edecektir.
Gelin kendinize zaman ayırın.
Gerekirse yeni zamanlardan fedakârlık yapın ve eski zamanlara yolculuk etmenin yollarını arayın.
Aklınızın hasret kapılarını açın. Anılarınızı canlandırın ve ruhunuzu doyurun.
Kısa bir süreliğine de olsa mutlu olun…
- İlahi adalet… / 04.04.2025
- Sahne… / 02.04.2025
- Sessizlik… / 01.04.2025
- Bayramlık… / 28.03.2025
- Gelecek kaygısı… / 21.03.2025
- VEFA… / 19.03.2025
- Doğruları söylemek… / 14.10.2024
- Haydar Hoca'yı hatırlarken… / 06.08.2024
- Kıyılarda sorun büyük… / 05.08.2024