Yahudilerin, Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıları her geçen gün artıyor. İsrail güçlerinin koruması altında, Mescid-i Aksa'ya sistematik bir şekilde baskınlar düzenleyen Yahudi yerleşimciler, aşırı sağcı radikal bir grup olarak tanıtılıyor. Böylece bir taraftan Müslümanların tepkilerinin azaltılmasına, öte yandan da eylemlerin rutinleştirilmesine çalışılıyor.
Yahudilerin, Mescid-i Aksa'ya yönelik dini ve tarihi amaçları cümlenin malumudur. Onların ve Evanjelik Hıristiyanların inancına göre, Mesih'in yeniden yeryüzüne gelmesi için Mescid-i Aksa'nın yıkılması ve yerine Süleyman Tapınağı'nın yapılması gerekmektedir.
Yahudiler, 1967 yılından beri Mescid-i Aksa'ya karşı saldırılarda bulunuyorlar. Bu saldırıları organize eden hahamlardır. Hahamların desteği ve teşviki ile Mescid-i Aksa'yı yıkmak için irili-ufaklı birçok gruplar kurulmuştur. Bunların en bilinen ve etkin olanları Tapınak Dağı ve Sadık İsrail Hareketi adlı gruplardır.
Yahudilerin, Mescid-i Aksa için taşıdıkları niyeti ne bilmeyen, ne de gizleyen var. ABD'li emekli Binbaşı Owen, bu konuyla ilgili şunları söylüyor: "Yahudiler, iki İslâm mabedini havaya uçuracaklar. İslâm dünyasının çileden çıkmasına sebep olacaklar. Bu durum İsrail'e karşı dünyayı yok edecek nitelikte bir ilâhi savaşa dönüşecektir." Owen'in sözünü ettiği iki İslâm mabedi, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra camileridir.
ABD'li arkeolog Gordon Franz da, Kudüs'teki inceleme ve araştırmalarına dayanarak şöyle diyor: "Emin olduğum bir şey varsa, Süleyman Tapınağı'nı yeniden inşa etmeyi hedefleyen Yahudilerin, o iki camiyi mutlaka yıkmak istemeleridir. Bu yıkımın nasıl olacağı konusunda kesin bir fikrim yok, ama olacaktır. Yıkacaklar ve burada yerine Süleyman Tapınağı'nı inşa edecekler. Ne zaman, nasıl yapılacak bilmiyorum, ama yapılacak."
Yahudilerin, bu hedeflerinin hem dini ve hem de tarihi bir temeli bulunduğunu, Evanjelist yazar Hal Lindsey şu sözlerle ifade ediyor: "İsrail'in Tanrı'nın tarihi tasarısındaki en son ve en önemli rolünü oynaması için bir tek şeye ihtiyaç var. O da, iki İslâm mabedinin yıkılarak Süleyman Tapınağı'nın yıkılan yere yeniden inşa edilmesidir."
Yahudilerin, bir diğer dini ve tarihi hedefi de Arz-ı Mev'ud'a sahip olup, 'Büyük İsrail'i kurmaktır. Öyle ki, Yahudiler, tarihin hiçbir döneminde, bugünkü kadar hedeflerine yaklaşmamışlardır. Baksanıza İsrail Adalet Bakanı Bayan Ayelet Şaked, küstahça beyanlarda bulunuyor. Bakan Şaked, kurulacak Kürt devletinin koordinatlarını veriyor ve kendince İslâm coğrafyasında haritalar çiziyor.
İlginç olan şu ki, Kürt devleti için çizdiği sınırlar, tam da Arz-ı Mev'ud'u kapsamaktadır. O zaman Yahudi bakana şu soruları sormamız gerekiyor: Arz-ı Mev'ud üzerinde Kürt devletinin kurulmasını istediğinize göre, dini ve tarihi ideallerinizi terk mi ettiniz? Bu ideali terk etmek, Yahudilikten çıkma anlamı taşımıyor mu? Böyle bir şey söz konusu olmadığına göre, gerçek amacınız nedir? Gerçek amaç, Kürt devleti vaadiyle, Kürt kardeşlerimizi Filistinlilerin durumuna düşürmektir.
Görüldüğü üzere, İslâm coğrafyasında oyunlar, devlet idarecilerinin değil, sıradan insanların bile, anlayacağı biçimde gayet açık oynanmaktadır. Bu kadar açık oyunları hâlâ anlamayanlar ve sezmeyenler kaldıysa, onlara yazıklar olsun!
Yahudilerin, Mescid-i Aksa'ya yönelik dini ve tarihi amaçları cümlenin malumudur. Onların ve Evanjelik Hıristiyanların inancına göre, Mesih'in yeniden yeryüzüne gelmesi için Mescid-i Aksa'nın yıkılması ve yerine Süleyman Tapınağı'nın yapılması gerekmektedir.
Yahudiler, 1967 yılından beri Mescid-i Aksa'ya karşı saldırılarda bulunuyorlar. Bu saldırıları organize eden hahamlardır. Hahamların desteği ve teşviki ile Mescid-i Aksa'yı yıkmak için irili-ufaklı birçok gruplar kurulmuştur. Bunların en bilinen ve etkin olanları Tapınak Dağı ve Sadık İsrail Hareketi adlı gruplardır.
Yahudilerin, Mescid-i Aksa için taşıdıkları niyeti ne bilmeyen, ne de gizleyen var. ABD'li emekli Binbaşı Owen, bu konuyla ilgili şunları söylüyor: "Yahudiler, iki İslâm mabedini havaya uçuracaklar. İslâm dünyasının çileden çıkmasına sebep olacaklar. Bu durum İsrail'e karşı dünyayı yok edecek nitelikte bir ilâhi savaşa dönüşecektir." Owen'in sözünü ettiği iki İslâm mabedi, Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra camileridir.
ABD'li arkeolog Gordon Franz da, Kudüs'teki inceleme ve araştırmalarına dayanarak şöyle diyor: "Emin olduğum bir şey varsa, Süleyman Tapınağı'nı yeniden inşa etmeyi hedefleyen Yahudilerin, o iki camiyi mutlaka yıkmak istemeleridir. Bu yıkımın nasıl olacağı konusunda kesin bir fikrim yok, ama olacaktır. Yıkacaklar ve burada yerine Süleyman Tapınağı'nı inşa edecekler. Ne zaman, nasıl yapılacak bilmiyorum, ama yapılacak."
Yahudilerin, bu hedeflerinin hem dini ve hem de tarihi bir temeli bulunduğunu, Evanjelist yazar Hal Lindsey şu sözlerle ifade ediyor: "İsrail'in Tanrı'nın tarihi tasarısındaki en son ve en önemli rolünü oynaması için bir tek şeye ihtiyaç var. O da, iki İslâm mabedinin yıkılarak Süleyman Tapınağı'nın yıkılan yere yeniden inşa edilmesidir."
Yahudilerin, bir diğer dini ve tarihi hedefi de Arz-ı Mev'ud'a sahip olup, 'Büyük İsrail'i kurmaktır. Öyle ki, Yahudiler, tarihin hiçbir döneminde, bugünkü kadar hedeflerine yaklaşmamışlardır. Baksanıza İsrail Adalet Bakanı Bayan Ayelet Şaked, küstahça beyanlarda bulunuyor. Bakan Şaked, kurulacak Kürt devletinin koordinatlarını veriyor ve kendince İslâm coğrafyasında haritalar çiziyor.
İlginç olan şu ki, Kürt devleti için çizdiği sınırlar, tam da Arz-ı Mev'ud'u kapsamaktadır. O zaman Yahudi bakana şu soruları sormamız gerekiyor: Arz-ı Mev'ud üzerinde Kürt devletinin kurulmasını istediğinize göre, dini ve tarihi ideallerinizi terk mi ettiniz? Bu ideali terk etmek, Yahudilikten çıkma anlamı taşımıyor mu? Böyle bir şey söz konusu olmadığına göre, gerçek amacınız nedir? Gerçek amaç, Kürt devleti vaadiyle, Kürt kardeşlerimizi Filistinlilerin durumuna düşürmektir.
Görüldüğü üzere, İslâm coğrafyasında oyunlar, devlet idarecilerinin değil, sıradan insanların bile, anlayacağı biçimde gayet açık oynanmaktadır. Bu kadar açık oyunları hâlâ anlamayanlar ve sezmeyenler kaldıysa, onlara yazıklar olsun!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018