Ali Rıza Bey ile yeni tanıştık. BTP Erzurum İl Başkanı olduğumu duyar duymaz kırk yıllık dost sıcaklığı ve samimiyeti ile sarılırken; "sen bizim aile büyüğümüz, can hocamız Haydar Baş'ın temsilcisi ve elçisi olarak baş-göz üstüne gelmişsin, geldiğin yollara kurban" demeyi de ihmal etmiyordu.Meğerse Genel Başkanımızın yer aldığı bütün programları, mitingleri hiç kaçırmadan ailece izleyip kendi aralarında değerlendirme yapıyormuşlar, önümüzdeki seçimlerde hep beraber oy vermeyi kararlaştırmışlar ama daha neler yapabiliriz diye de sürekli konuşuyormuşlar. "Seni Allah gönderdi başkanım, şimdi sen emret biz çalışalım,ailece sayın hocamızın emrindeyiz".Mitinglerde atılan sloganlardan, taşınan dövizlerden hareketle yeni yeni sloganlar bulduğunu, onları defterinin arasında biriktirdiğini söylüyor ve ısrarımız üzerine birisini ödünç olarak veriyor; "Ya Haydar Baş ya da işimiz yaş"Bu cümleyi biraz açabilir miyiz deyince, eliyle yaptığı kahveyi yudumlarken hem de onu dinliyoruz:"Başkanım ben ilkokul mezunuyum ama hayat üniversitesini pekiyi derece ile bitirmişim. Haydar Hoca'nın her cümlesi tarih, her konuşması bir ömür yetecek kadar derslerle dolu. Dostu-düşmanı tanıyan bir adam, tehlikelere karşı milletimizi uyaran bir adam. Ben takip ediyorum; böyle konuşursak oy kaybederiz, şöyle konuşalım diye bir konu yok, dümdüz, dosdoğru konuşuyor. Her geçen gün biraz daha batağa gidiyoruz, kendi çapımda ticaretle uğraşıyorum, köyde ekip-biçiyorum, geçmiş yıllarla kıyaslıyorum, her gelen sene giden seneyi aratmış, hele son dört yıl, anamızdan emdiğimizi burnumuzdan getirdi. Haydar Hoca'nın ekonomi modeli tez zamanda ülkemizde uygulanmaya başlamazsa gerçekten işimiz yaş. Taşıma su ile dönen değirmen ancak bu kadar olur, taşıma su ile dönen değirmenin unundan ancak bu kadar ekmek olur. Koyma akıl akıl olmaz, ısmarlama akılla devlet yönetilmez, aklımız da, elimiz de, ayağımız da bize ait olması lazım, yani milli olması lazım. İğneden-ipliğe, sabundan-deterjana, sudan-elektriğe tükettiğimiz her kalemden vergi toplanıyor ve uluslararası tefecilere faiz ödüyoruz. Tefeciler o kadar aç gözlü ki, o kadar obur ki her şeyimizi versek "yeter doyduk" demeyecekler. Haydar Hocamızın dediği gibi kendi kaynaklarımızı kendimiz değerlendirip, kendimiz kullanmalıyız, böyle olursa kendi ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra ihtiyaç sahibi milletlere de yardım edebiliriz."Ali Rıza Bey, yani vatandaş böyle diyor ve dört gözle BTP iktidarını bekliyor; "ya Haydar Baş ya da işimiz yaş" diyor.Biz de sizlere duyuruyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yaratıcının kolu olan kullar… / 28.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025