Çok ilginç günler yaşıyoruz. Öyle ki, artık yandaş kalemşorlar bile 'bu kadar olmaz' diyor ama hükümet hiç tınlamıyor. Hiç oralı olmuyor.
Yerel seçimlerin üzerinden 10 ay geçti. Ortaya çıkan israfı, belediyelerin halka değil de nasıl özele hizmet ettiğini, bankamatik çalışanları, trilyonlarca borcu, belediye bütçelerinden aldıkları para ile eğitim, staj, doktora yapan siyasetçileri, vakıflara aktarılan trilyonları, ihalelerde yapılan paslaşmaları vs. herkes gördü, açıkladı, belgeledi.
Ama iktidar hiç oralı bile olmadı.
İşte Kızılay dosyası. Kızılay'a şartlı para veren kurumun başı konuşuyor, Kızılay'a son dört yılda verilen paralar ve akıbetleri konuşuluyor. Ortada vahim iddialar var.
Ama iktidar tınmıyor. Neden acaba?
Türkiye beşik gibi sallanıyor. Hâlâ evler yıkılıyor, okullar mühürleniyor. İnsanlar, 'benim de evim yıkılır mı' endişesi içinde sokaklarda. Halk korkuyor. Halk psikolojik sorunlar yaşıyor.
Ama hükümet, deprem vergilerinden, bilindiği halde 20 yıldır yıkılıp, yenileri yapılmayan milyonlarca konutu neden yapmadınız, sorularından rahatsız oluyor, tehdit vari cevaplar veriyor.
Ya zamlar! Doğalgaz ve elektriğe % 60 zam geldi. Gıda fiyatları % 35'ten fazla zamlandı. Ama hükümet bu rakamları hiç diline almadığı gibi yorum da yapmıyor.
İşte asrın projelerinden, her mikrofon gördüklerinde övündükleri Avrasya tüneli. Tünel geçişlerine % 56 zam yapıldı. Kim yaptı? İşletmeci firma. Peki, bu tüneli, 'biz yaptık' diye övünen kim? AKP.
Bu nasıl tezat, bu nasıl bir çelişki! Ya YHT! % 300 zam olur mu? Oldu.
Peki, enflasyonu tek haneli gösteren hükümet ve merkez bankasından ses var mı? Yok. Herkesin konuştuğu bu zamları neden hükümet hiç ağzına almıyor? Nerede halkın hükümeti?
Ya vergiler! Eskilerini hazmetme gayretindeyken dijital hizmet vergisi, değerli konut vergisi, konaklama vergisi ve şimdi de yol ve trafik katkı payı adı altında yeni vergiler koydular önümüze. Hazmedebilecek miyiz?
Soralım; Hükümet neden hem vergileri arttırıyor ve neden yeni vergiler koyuyor? Neden?
Cevap belli. Gelir, gideri karşılayamadığı için yeni gelir kapıları arıyorlar. Daha doğrusu vatandaşı gelir kapısı olarak görüyorlar.
Evet, para yok, para yetmiyor. Hatta tank-palet fabrikasını ekonominin yükünü hafifletmek için devrettik, demişlerdi.
Vatandaş soruyor; 50 milyon dolar tank-palet fabrikası, Cumhurbaşkanlığına son alınan uçak 500 milyon dolar.
Bu nasıl bir hafiflik?
Haberlerde okuyorum; Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak için 200 milyon lira yardımda bulunacakmışız.
Kelin ilacı varsa vatandaşın başına neden sürmüyor?
Ölümde bile adalet yok
2020 yılı itibariyle cenaze ödeneklerine zam gelmiş.
Geçen yıl ölen bir vekilin yakınlarına ödenecek rakam 14 bin 888 lirayken bu yıl rakam 16 bin 650 liraya çıkarıldı.
Emekli vekiller için bu rakam 7 bin 444 liradan 8 bin 325 liraya çıktı.
Devlet memuru için cenaze ödeneği geçen yıl 2 bin 481 lira iken, bu yıl 2 bin 775 liraya çıktı.
SGK ve Bağ-Kur'lular için bu ödenek 716 liradan 800 liraya çıktı.
Yani ölümde bile adalet yok. Bir başka gerçek ise iktidarın omurgasını, SGK ve Bağ-Kur'luların yani cenaze ödeneği en düşük olanların oluşturduğu gerçeğidir.
- Erdoğan’ın ‘Filistin’ nöbeti / 03.04.2025
- İktidar sanki hiç sandık gelmeyecekmiş gibi hareket ediyor / 01.04.2025
- İslam dünyasında bayram! / 31.03.2025
- ‘Cebrail dua etti, bende amin dedim’ / 30.03.2025
- Boykot, tehdit ve umut / 29.03.2025
- Atatürk’ün annesi gibi Erdoğan’ın annesi de annemizdir / 28.03.2025
- 3 Mayıs Türkçülük 4 Mayıs PKK ile kucaklaşma günü! / 27.03.2025
- Kadir gecesi için hazırladım / 26.03.2025
- Biz ne yaşıyoruz böyle? / 24.03.2025