Günleri, haftaları, ayları, hatta yılları uykusuz geçen kitlelerin dert ve ıstırapları, onları tek gece dahi uykusuz bırakmaya yetmedi.
Her seçim arifesinde bin bir türlü dil dökerek vekâletini aldıkları milletin dertleri ile hiç bir zaman dertlenmediler, milletle beraber gülmediler, milletle beraber üzülmediler.
Yetimin-yoksulun, emeklinin-emekçinin, dul ve engellilerin bir yıl boyunca aldıklarını bir ayda aldıkları halde, geçinememekten şikâyet edenler, söz konusu yoksul kesimi hiç olmazsa bir miktar rahatlatacak düzenleme yapalım teklifine 'hayır' oyu verirken, ne Allah'tan korktular ne de kullardan utandılar.
Aslında ve kesinlikle, kendilerinin beceriksizliği ve tedbirsizliği ve dahi savurganlıkları sebebi ile dayanılmaz yoksulluklara duçar olan yoksul halkın, ayağındaki delik ayakkabı, ağzındaki çürük dişler ve mahalle pazarına akşam karanlıkta gidişler, onların hiç bir zaman umurlarında olmadı.
Okula gönderdiği çocuğunun beslenme çantasına bir tek yumurta koyamayan, üç-beş zeytin koyamayan, bir parça peynir koyamayan annelerin gözyaşlarından hicap duymayı dahi unuttular ne yazık ki.
Kendilerinin lüks hayatları devam etsin diye, konforları bozulmasın diye, yoksul halkın sırtına ağır vergiler yüklemekten asla sakınmadı, çekinmediler.
Her defasında, icra makamındakiler, bildiklerini okumaya devam ettiler, ötekiler de daima sükûtu tercih ettiler.
Her iki taraf da, halkın vekili olduklarını unutarak halkın feryadına kulaklarını tıkadılar.
Toplumun büyük çoğunluğunu derinden etkileyen, rahatsız eden ve halkın huzurunu kaçıran sosyal dertler, sosyal yaralar zerre kadar onların keyiflerini kaçırmadı.
Karar alıcılar, karar vericiler ve kanun koyucular onlar olduğu halde, onları etkileyecek, sarsacak yakınlıkta oldukları halde, yetime-yoksula, fakire-fukaraya bir tebessümü dahi daima çok gördüler.
Hayatın çekilmez, dayanılmaz bir hale gelmiş, yönetici taifesi tarafından getirilmiş olmasından ötürü üzgünüz, üzgünsünüz ama, millete varlık içinde yokluk yaşatanlar üzgün değiller.
Üzgünüz, üzgünsünüz ama üzgün değiller.
- Reçeteyi cebinde taşıyarak şifa bekleyen bir kitle / 25.03.2025
- Ahlakî ilkeler manzumesi bir sure… / 16.03.2025
- O gün gelmeden evvel… / 13.03.2025
- Doğum yıl dönümünde Kur’an ile dirilmek… / 12.03.2025
- Oruca tutunabilseydik… / 11.03.2025
- Oruç tutsaydı bizi… / 10.03.2025
- Çocukluğumuzun ramazanları / 07.03.2025
- Tuttuğumuz oruç bizi tutamıyorsa… / 06.03.2025
- Merhaba ey Hak’tan ferman merhaba! / 04.03.2025