Yazıya "İnsan ve Ülke mi yoksa Ülke ve İnsan mı" başlığını atayım mı diye gerçekten çok düşündüm. "Öyle ya, insan olmadan ülke olur mu veya insan olsa bile yurdu yoksa onun değeri ne olur?" diye gittim geldim. Sonunda bir ulusun ulus olabilmesinin koşulu yerleştiği ve egemenliğini sağladığı bir toprak parçasının olması koşulunu düşündüm.İnsan her oluşumun hedefidir. Yönetenlerin amacı ise insanlara daha rahat bir yaşam tarzı sunmaktır. Ama bunda başarının sırrı amaçladığı insanı doğru tanımaktan geçer. İnsana, insanlığa yanlış bakıp da yaşam biçiminde doğruyu bulmak mümkün değildir.Ülkelerin yönetim tarzı, insana verilen değerle özleşir. Kapitalist ekonomik modelde "insanın değeri nedir?" sorusunun yanıtı karmaşıktır ama olumlu değildir. İnsanın doğasından kaynaklanan ve gerçek özelliklerinden yola çıktığımızda kapitalist oluşum insanlığa ters düşen bir yapılanmadır. Milli Ekonomi Modeli'ni incelediğimizde ise insan onurunu yücelttiğini görmek mümkündür.Kapitalizm insanın gereksinimlerinin sınırsız olduğunu kabul eder ve telkini de bu alandadır. Gerçek bunun tam tersi görülüyor. "Milli Ekonomi Modeli" farklı değerlendiriyor insanın gereksinimlerini. Ona göre sınırsız olan insanın ihtiyaçları değil, ihtiraslarıdır. Hani deriz ya , "İnsanın gözünü toprak doyurur" diye. Demek ki insanın karnı değil gözü doymuyor.Diyorum ya Prof. Haydar Baş ezberimizi bozdu diye. Bize telkin edilen insan doyumsuzdur ancak doğadaki kaynaklar sınırlıdır. Öyle ise herkesin ekonomik koşulları eşit olması düşünülemez. Yani birileri hanlar hamamlar gemiler, gemicikler alacak başkaları çöp sepetlerindeki artıklarla karnını doyuracak ve bu da insanlık olacak? Buna kargalar bile güler. Çünkü bu yutturmacadır. Hâlbuki insanların yemek, içmek, giyinmek, barınmak, ısınmak gezmek gibi karmaşık olmayan sınırlı ihtiyaçları vardır. Ama dünyamızda bu ihtiyaçları karşılayacak düzeyde binlerce kaynak vardır. Yeter ki bu kaynaklar hakça kullanılsın.Bir akşam televizyonlardan övünerek verilen bir haber vardı. Ulusal gelirimiz on bin dolar oldu diye. Yani bir gecede yüzde yüz arttı. Sevindim, mutlu oldum. Sabahleyin cüzdanıma baktım paramda artış yoktu. Bir ay, bir yıl on yıl hep baktım ama benim gelirim onların dediği gibi artmadı. Doğrudur belki ulusal gelir artmıştır. Ama pastadan pay alanlar eşitlenmemiştir. Ulusal gelirin yüzde sekseni nüfusun yüzde onunun elinde olursa orada sosyal devletten söz edemezsiniz. Kısaca varlık içinde yokluk yaşatan sistem ve ona hizmet eden insanlar ellerini şakaklarına koyup düşünmelidirler. Çünkü bunun hesabı sorulacak bir dünya da vardır. İşin kötüsü orada hâkimleri, savcıları, polisleri korkutarak sürerek aklanmak da yoktur. Unutmayalım ki, dinimize göre yüce Allah, "Benim karşıma kul hakkı ile gelme" buyurmuşlardır. Bu dünyada kazanılanlar burada kalıyor. Biliyorsunuz kefenin cebi yoktur.Liberal ekonomide insan ile eşya birlikte değerlendirilmiştir. Dengeler öyle kurulacağı sanılmıştır. Ancak insan yaradılışı gereği kendi dünyasında devamlı savaşım ve değişim içindedir. İnsanı denetim altına almadığınız zaman o insan kendi çıkarından başka bir düşüncesi olmayacaktır. Bu insanlar, ülkemizin milli kaynaklarını soyabilir bankaları hortumlayabilir ve bundan da rahatsız olmayabilirler. Bunun adına da serbest ekonomi adı verilir, denetimsiz kazanç sağlar ki buna hortumlama denir.Liberal ekonomi ile yönetilen ülkelerde insanlar; aç, çıplak kalsalar bile Ülke gelirini hortumlayan ve o ekonomi modelle beslenenlerde acıma duygusunun yerini daha çok kazanma hırsı alır ki orada zenginler daha çok zengin; fakirler ise daha fakir olur.Güzel de insanlık için devlet nerelerde Allah aşkına?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ekrem Yazar / diğer yazıları
- Atatürk Gençlik ve Spor Bayramı / 20.05.2023
- Ulusal günümüz ve çocuklarımız / 24.04.2023
- Neden köy enstitüleri? / 19.04.2023
- Lider olmak kolay mı? / 06.04.2023
- Doğru paylaşmak / 27.03.2023
- Bir ulusun direnişi (18 Mart) / 20.03.2023
- Okullarımız / 13.03.2023
- Önemli olan sistemdir / 01.03.2023
- İnsan olmak / 20.02.2023
- Dağ başını duman aldı / 12.02.2023
- Ulusal günümüz ve çocuklarımız / 24.04.2023
- Neden köy enstitüleri? / 19.04.2023
- Lider olmak kolay mı? / 06.04.2023
- Doğru paylaşmak / 27.03.2023
- Bir ulusun direnişi (18 Mart) / 20.03.2023
- Okullarımız / 13.03.2023
- Önemli olan sistemdir / 01.03.2023
- İnsan olmak / 20.02.2023
- Dağ başını duman aldı / 12.02.2023