Bugün milliyetsiz İslamcılar ve hem milliyetsiz hem dinsiz liberaller eliyle Türkiye, çok değişik politik oyunlarla Türksüzleştiriliyor. Türkiye, hem Türk olmayanlar tarafından hızla işgal ve istila altına alınıyor, hem de Türkler, her anlamda tasfiye ediliyor. Bu işin nasıl olduğunu anlamak için gözü olan etrafına bakar, kulağı olan radyo, televizyon haberlerini iyi dinler, aklı olan, yapılan icraatları ve şeytani politikaları iyi yorumlar ve anlar. Şu anda uygulanmakta olan bütün politikalar, bir tek amaca dönüktür: Türkiye'yi Türksüzleştirmek. Bu politika yeni değildir. Tanzimat'tan sonraki süreçte uygulandı ama başbuğ Atatürk, bu süreci tersine çevirdi ve Türkiye'nin bir Türk vatanı olduğunu, bağımsız, millî bir Türk Devleti kurarak gösterdi. Ömer Seyfettin, 1918 yılında "Ashab-ı Kehf'imiz" adlı bir uzun hikâye kitabı yazdı. Bu eser bir hikâye ama hayalî değil gerçek olay ve olgular üzerine kurgulanan bir hikâye. Bu eserinde 1912 yılında Türkiye'nin nasıl Türksüzleştirilmeye çalışıldığını açıkça anlatıyor. Bu kitapta anlatılanlar ile bugün olanlar, hemen hemen aynı. Ömer Seyfettin'e kulak verelim:"Dün, Ermeni arkadaşlarımdan biri Fransızca Mercure de France dergisinin 16 Ağustos 1912 tarihli nüshasını verdi:- Mutlaka oku... dedi. Kurşun kalemle işaret ettiği şey gayet uzun, Risal imzalı bir makaleydi. Makalenin başlığı: 'Türkler Millî Bir Ruh Aramakta...' Şimdi bitirdim. İşte şimdi acı bir hoşnutsuzluk hissediyorum. Eğer bu Mösyö Risal'in haber verdiği şeyler doğru ise, berbat... Türkler de bir millet oluyor demek... Ötede beride birtakım adamlar varmış, bir Türk ruhu ararlar, Osmanlıca adı altında devam eden Arapça, Acemce, iskolastik, karışık dili bırakmaya, konuşulan, tabii halk diliyle edebiyat yapmaya çalışırlarmış.Evet, Türkler de kımıldanıyorlar.Bir İngiliz, bana demişti ki: 'Türkiye'de on dört milyondan ziyade Türkçe konuşur, tamamıyla Türkleşmiş bir halk var... Hâlbuki ne kadar Ermeni, ne kadar Rum var? Zannetmem ki bu unsurlar üç milyondan fazla olsun...'Rumların fikri, İstanbul'u, İzmir'i falan zaptedip bu on dört milyonu 'Kızılırmak'ın sağ tarafına atmak; Ermenilerin fikri, Büyük Ermenistan'ı teşkil edip, ne kadar Türk varsa hepsini 'Kızılırmak'ın sol tarafına atmak... Eğer bu iki millet aynı zamanda muvaffak olursa, Anadolu'da bir tane Türk kalmayacak, hepsi Kızılırmak'a dökülerek denize akacaklar.Lakin! Türkler de; Rumlar, Ermeniler, hatta Araplar, Arnavutlar gibi milliyetlerine sarılırsa! On dört on beş milyonluk toplu bir kuvvetin karşısında biz ne olacağız? Pek dağınık, pek az olan biz Ermeniler, bunu düşünmeli, 'Osmanlılık' kurumunu kuvvetlendirmeliyiz. Asla üç, dört milyon on beş milyona üstün gelemez.Gayet güçlü Avrupalı bir yazar diyor ki:- Türkler çok âlicenaptır. Kendi milliyetlerini, tarihlerini, geleneklerini asla hatırlamazlar. Onlar şimdi yalnız, rahatça yaşamak istiyorlar. Eğer Türkiye'deki Hristiyanlar fazla mutaassıp milliyetçilik göstermeyip onları uyandırmasalar, Meşrutiyet sayesinde yarım asır içinde bir Türk kalmayacak. Servet, ticaret, arazi, hatta hükümet Hristiyanların eline geçecek, Türkler yine çadırlarına girerek yaylalarına çekilecekler, namazlarını daha rahat kılmak için geldikleri tenha, saf, asude Türkistan'a dönecekler... Hâlbuki Hıristiyanlar, milliyetçilikte taassup gösterdikçe Türklere de bu hâl aksediyor. Birtakımları, "Ben Türk'üm, Türklükle gururlanırım" diye ortaya atılıyor. Konuşulan tabii Türkçe ile şiirler, kitaplar yazıyor, konferanslar veriyorlar. Hatta yavaş yavaş 'Türkçülük' diye bir ülkü bile canlandırıyorlar.Düşünüyorum, biz Ermeniler, Rumlar, hatta Araplar, Arnavutlar milliyetimizde taassup göstermesek, Türkler 'Osmanlılık' adını verdikleri kozmopolitlikten ayrılmayacaklar, bütün varlıklarını unutacaklar."Yukarıda anlatılanlar, 1908 sonrası İkinci Meşrutiyet dönemine ait. Bu cümlelerde anlatılanlarla bugün olanlar arasında birebir benzerlik var. Yani tarih tekerrür ediyor. Bu alıntıdan, bugün Türklerin milliyet şuurunun, Türklük sembol, değer ve kurumlarının neden yok edilmek istendiği ve kozmopolit yeni Osmanlıcılık fikrini kimin ne için canlandırmak istediği açıkça anlaşılıyor. Bugün Türkiye'de Türklüğü yok etmeye dönük politikaların amacı, Ömer Seyfettin'in bu eserinde saklı. Türkler aklını başına almalı ve millî kimliklerine sahip çıkmalıdır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Prof. Dr. Nurullah Çetin / diğer yazıları
- Dayatılan kapitalist stil / 26.12.2015
- "Karıştır barıştır"a karşı "birleştir savuştur" / 30.11.2015
- Öğretmenler Günü'nü kutlamak / 26.11.2015
- İşin sırrı dengede / 20.11.2015
- IŞİD terörist peki Fransa nedir? / 18.11.2015
- Anaları ağlamasın diye Fransa'ya çözüm süreci desteği / 17.11.2015
- Bir 10 Kasım yazısı / 12.11.2015
- Ölmek ve köle olmak dışında üçüncü bir seçenek / 11.11.2015
- Türk sosyalistlerini marabalıktan kurtulmaya davet / 09.11.2015
- Yandakların istilası / 05.11.2015
- "Karıştır barıştır"a karşı "birleştir savuştur" / 30.11.2015
- Öğretmenler Günü'nü kutlamak / 26.11.2015
- İşin sırrı dengede / 20.11.2015
- IŞİD terörist peki Fransa nedir? / 18.11.2015
- Anaları ağlamasın diye Fransa'ya çözüm süreci desteği / 17.11.2015
- Bir 10 Kasım yazısı / 12.11.2015
- Ölmek ve köle olmak dışında üçüncü bir seçenek / 11.11.2015
- Türk sosyalistlerini marabalıktan kurtulmaya davet / 09.11.2015
- Yandakların istilası / 05.11.2015