Bugünlerde, Yunanistan’a borçlarından dolayı AB tarafından “mali komiser” atanması gündeme geldi. AKP hükümeti yetkilileri ve yandaşları, “Bak bizim durumumuz çok iyi, dünyada yükselen değer Türkiye ekonomisi” diye övünüyorlar…
Öyle değil… Yunanistan’a bugün teklif edilen komiser, üçlü koalisyonda (DSP+MHP+ANAP) ABD tarafından Türkiye’ye gönderildi. Sadece mali komiser olarak değil, Ecevit’in de üstünde siyasi komiser olarak da… Hatırlayın Kemal Derviş’i ve yetkilerini ve popülaritesini… Hükümetin üstünde bir irade idi… İstediği zaman ülkeyi seçime götürdü. Serbest piyasa ekonomisine ve sürdürebilir borçlanmaya Türkiye’yi bağladı. AKP’yi getiren süreci başlattı ve ABD’ye çekip gitti. AKP onun bıraktığı noktadan “Derviş’in (ABD’nini) ekonomik programını harfiyyen, RTE’nin ifadesiyle “kamçısız bir şekilde” o gün bugündür uyguluyor…
Kısaca bizim komiserimiz çoktan geldi ve uygulamalarını dörtdörtlük yaptı. Hatta Yunanistan’a ordu ile ilgili teklif edilen şeyler de, Türkiye’de devreye sokuldu: TSK’nın itibarsızlaştırılması, komutanların tutuklanması ve eski Genelkurmay Başkanının terör örgütü başlığı ile suçlanması, asker sayısının azaltılması, TSK’nın etkisizleştirilmesi, Habur açılımı, Uludere katliamı vs…
• Derviş programını dörtdörtlük uygulayan AKP hükümeti, tam gaz özelleştirme programlarını sürdürdü ve bütün devlet-millet kazanımları yabancı sermayeye peşkeş çekildi.
• Maden arama ruhsatları 4 yabancı şirkete verilerek yer altı zenginliklerimiz elimizden çıktı.
• Sürdürülebilir borçlanma kavramı, sadece hükümetin ekonomik rotası değil, geniş halk kitlelerin de yaşam tarzı haline geldi. Devlet ve millet, borç sarmalına girdi.
• Sayıları onlarcayı bulan “üst kurullar” oluşturuldu. Merkez Bankası özerk hale getirildi. RTÜK, Enerji Piyasası Üst Kurulu, BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu), SPK (Sermaye Piyasası Kurulu), Telekominikasyon Üst Kurulu, Rekabet Kurulu, YÖK, Şeker Piyasası Üst Kurulu vb. kurullar, yürütmeden bağımsız ve onun üstünde icraat yapar hale geldiler.
• Kemal Dervişle başlayıp AKP ile kemaline eren Dûyun-u Umumiyemiz hayırlı (!) olsun… Biz Yunanistan’dan iyimiyiz Allah aşkına…
Tuz, tütün, vergi, gümrük girdilerine el atmadılar demeyin… Finansal hareketler ve kaynaklar, enerji girdileri, yer altı kaynakları, özelleştirilen milli kıymetler, basın-medya sektörü, sermaye piyasası yabancıların müdahalesi ve kontrol alanında değil mi?
“Niye böyle diyorsunuz?” diye seslenenleri duyuyoruz. “Türkiye büyüyor (herkes küçülürken yoksa şişiyor mu?), ihracat artıyor (ithalat zikredilmeden), itibarımız artıyor (Haçlılarla beraber), IMF’ye borcumuz azalıyor(devlet ve millet borcu artarken), Davos’ta bizden himmet istiyorlar (cari açık 78 milyar dolara ulaşmışken)…
Yalana teslim oldunuz. Yalan bir dünya kurdunuz. Ecnebileri zengin ediyorsunuz. Mirasyedi gibi her şeyi haraç-mezat satıyorsunuz. Yabancılara mülk edinme-arazi alma hakkını da verdiniz. Milleti de yalanınıza alet ettiniz, yalanınıza teslim ettiniz.
Türkiye büyüyormuş… Tıpkı gözleri, yüzü, bacakları, kolları şişen ve kilo aldığını zanneden hastanın, doktora müracaatında “Evet çok kilo aldınız ama, bu yaygın ödem… Sebebi ise kalp yetmezliği veya böbrek yetmezliği veya ciddi protein eksikliğidir” teşhisi konulması gibi…
Yani ciddi hayati tehlike var demektir. Ölüme yaklaştınız, demektir.
Bir de savunma mekanizmalarınız kalmadıysa vay halinize…
• Ordunuz milli reflekslerini kaybediyorsa
• Millet ve devletin sahibi yoksa, millet ve devlet iradesi teslim alınmışsa
• Çözüm projeniz, ekonomik modeliniz, birlik planınız yoksa…
Yunanistan’da mali komiser atanması ve ordunun küçültülmesi teklifine, “bağımsızlığımızı ortadan kaldırıyor diye” tepki geldi kamuoyundan…
Ama ne yazık ki, Kemal Derviş solcu, millyetçi ve sağcı bir koalisyonda atandı, dindar-muhafazakâr AKP ile millete yutturuldu. Kimse “bağımsızlığımız” elden gidiyor demedi, tepki vermedi.
Sadece Bağımsız Türkiye Partisi lideri ve kadroları 2001’de siyasi harekete bu zeminde başladı. “Bağımsız Türkiye”yi hangi proje ve programlarla yaşatacaklarını anlattılar.
Millet Amerikan dervişine ve eşbaşkanına uydu, Ahmet Yesevi’nin dervişlerine sırtını döndü.
Yine de Ahmet Yesevi’nin, Mevlâna’nın dergâhı umutsuzluk dergâhı değil… Zararın neresinden dönülürse kârdır. MEM hazır, Sosyal Devlet projeleri hazır.
Öyle değil… Yunanistan’a bugün teklif edilen komiser, üçlü koalisyonda (DSP+MHP+ANAP) ABD tarafından Türkiye’ye gönderildi. Sadece mali komiser olarak değil, Ecevit’in de üstünde siyasi komiser olarak da… Hatırlayın Kemal Derviş’i ve yetkilerini ve popülaritesini… Hükümetin üstünde bir irade idi… İstediği zaman ülkeyi seçime götürdü. Serbest piyasa ekonomisine ve sürdürebilir borçlanmaya Türkiye’yi bağladı. AKP’yi getiren süreci başlattı ve ABD’ye çekip gitti. AKP onun bıraktığı noktadan “Derviş’in (ABD’nini) ekonomik programını harfiyyen, RTE’nin ifadesiyle “kamçısız bir şekilde” o gün bugündür uyguluyor…
Kısaca bizim komiserimiz çoktan geldi ve uygulamalarını dörtdörtlük yaptı. Hatta Yunanistan’a ordu ile ilgili teklif edilen şeyler de, Türkiye’de devreye sokuldu: TSK’nın itibarsızlaştırılması, komutanların tutuklanması ve eski Genelkurmay Başkanının terör örgütü başlığı ile suçlanması, asker sayısının azaltılması, TSK’nın etkisizleştirilmesi, Habur açılımı, Uludere katliamı vs…
• Derviş programını dörtdörtlük uygulayan AKP hükümeti, tam gaz özelleştirme programlarını sürdürdü ve bütün devlet-millet kazanımları yabancı sermayeye peşkeş çekildi.
• Maden arama ruhsatları 4 yabancı şirkete verilerek yer altı zenginliklerimiz elimizden çıktı.
• Sürdürülebilir borçlanma kavramı, sadece hükümetin ekonomik rotası değil, geniş halk kitlelerin de yaşam tarzı haline geldi. Devlet ve millet, borç sarmalına girdi.
• Sayıları onlarcayı bulan “üst kurullar” oluşturuldu. Merkez Bankası özerk hale getirildi. RTÜK, Enerji Piyasası Üst Kurulu, BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu), SPK (Sermaye Piyasası Kurulu), Telekominikasyon Üst Kurulu, Rekabet Kurulu, YÖK, Şeker Piyasası Üst Kurulu vb. kurullar, yürütmeden bağımsız ve onun üstünde icraat yapar hale geldiler.
• Kemal Dervişle başlayıp AKP ile kemaline eren Dûyun-u Umumiyemiz hayırlı (!) olsun… Biz Yunanistan’dan iyimiyiz Allah aşkına…
Tuz, tütün, vergi, gümrük girdilerine el atmadılar demeyin… Finansal hareketler ve kaynaklar, enerji girdileri, yer altı kaynakları, özelleştirilen milli kıymetler, basın-medya sektörü, sermaye piyasası yabancıların müdahalesi ve kontrol alanında değil mi?
“Niye böyle diyorsunuz?” diye seslenenleri duyuyoruz. “Türkiye büyüyor (herkes küçülürken yoksa şişiyor mu?), ihracat artıyor (ithalat zikredilmeden), itibarımız artıyor (Haçlılarla beraber), IMF’ye borcumuz azalıyor(devlet ve millet borcu artarken), Davos’ta bizden himmet istiyorlar (cari açık 78 milyar dolara ulaşmışken)…
Yalana teslim oldunuz. Yalan bir dünya kurdunuz. Ecnebileri zengin ediyorsunuz. Mirasyedi gibi her şeyi haraç-mezat satıyorsunuz. Yabancılara mülk edinme-arazi alma hakkını da verdiniz. Milleti de yalanınıza alet ettiniz, yalanınıza teslim ettiniz.
Türkiye büyüyormuş… Tıpkı gözleri, yüzü, bacakları, kolları şişen ve kilo aldığını zanneden hastanın, doktora müracaatında “Evet çok kilo aldınız ama, bu yaygın ödem… Sebebi ise kalp yetmezliği veya böbrek yetmezliği veya ciddi protein eksikliğidir” teşhisi konulması gibi…
Yani ciddi hayati tehlike var demektir. Ölüme yaklaştınız, demektir.
Bir de savunma mekanizmalarınız kalmadıysa vay halinize…
• Ordunuz milli reflekslerini kaybediyorsa
• Millet ve devletin sahibi yoksa, millet ve devlet iradesi teslim alınmışsa
• Çözüm projeniz, ekonomik modeliniz, birlik planınız yoksa…
Yunanistan’da mali komiser atanması ve ordunun küçültülmesi teklifine, “bağımsızlığımızı ortadan kaldırıyor diye” tepki geldi kamuoyundan…
Ama ne yazık ki, Kemal Derviş solcu, millyetçi ve sağcı bir koalisyonda atandı, dindar-muhafazakâr AKP ile millete yutturuldu. Kimse “bağımsızlığımız” elden gidiyor demedi, tepki vermedi.
Sadece Bağımsız Türkiye Partisi lideri ve kadroları 2001’de siyasi harekete bu zeminde başladı. “Bağımsız Türkiye”yi hangi proje ve programlarla yaşatacaklarını anlattılar.
Millet Amerikan dervişine ve eşbaşkanına uydu, Ahmet Yesevi’nin dervişlerine sırtını döndü.
Yine de Ahmet Yesevi’nin, Mevlâna’nın dergâhı umutsuzluk dergâhı değil… Zararın neresinden dönülürse kârdır. MEM hazır, Sosyal Devlet projeleri hazır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Dr. Abdullah Terzi / diğer yazıları
- “Tüketim en büyük kaynaktır” / 11.12.2019
- Mesaj TV’ye kavuştuk / 06.12.2019
- NATO neye yarar ki? / 04.12.2019
- Haydar Baş Çin’de değil, Türkiye’de / 28.11.2019
- Erdoğan–Trump görüşmesi ve Sayın Baş / 16.11.2019
- ‘ABD bitmiştir’ / 01.11.2019
- Bu Meclis off! / 28.10.2019
- ‘Bağımsızlık güneşi doğuyor’ / 25.10.2019
- Kolay değil 18 yıl geçti… / 26.09.2019
- ‘Materyalizm ne saçma şey!’ / 19.08.2019
- Mesaj TV’ye kavuştuk / 06.12.2019
- NATO neye yarar ki? / 04.12.2019
- Haydar Baş Çin’de değil, Türkiye’de / 28.11.2019
- Erdoğan–Trump görüşmesi ve Sayın Baş / 16.11.2019
- ‘ABD bitmiştir’ / 01.11.2019
- Bu Meclis off! / 28.10.2019
- ‘Bağımsızlık güneşi doğuyor’ / 25.10.2019
- Kolay değil 18 yıl geçti… / 26.09.2019
- ‘Materyalizm ne saçma şey!’ / 19.08.2019