Toplum birçok insanın bir arada ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkiler içerisinde bulunmasını sağlar. Toplumu oluşturan bireyler, birbirinden farklı kültür, inanış, yetişme tarzı, ekonomik imkânlar, eğitim olanakları, karakteristik özelliklere, yaş ve cinsiyet farklılıklarına sahip olabilirler. Bu çok tabidir. Çünkü her insanın, psikolojik durumu, anlayışı ve algılaması birbirinden farklıdır. Toplum içerisinde var olan bireylerin, bu farklılıkların ortaya çıkaracağı uyumsuzluk ve çatışmalarla karşılaşmamak için, ahlak ve hukuk kurallarına uyması şarttır."Benim içimde varlık sürdüreceksen bana uymalısın" der toplum. Hatta buna zorunlusun bile diyebilir. Evet, bu bir zorunluluktur. Bu insan olmanın zorunluluğudur. Hepimiz var olan hukuk ve ahlak kurallarına uymak zorundayız.Hukuk kuralları, anayasamızca belirlenen kurallardır ve yaptırımları, mahkemelerin kararınca alınan cezalardır.Ahlak kuralları ise, toplumun inanış sosyal ve kültürel yapısı çizgisinde belirlenir. Yazılı bir kural ve kaidesi yoktur. Bu kurallar toplumsal normları oluşturur ve yaptırımı o toplumca kınanma ve ayıplanmadır.Aslında bu kurallar bir bütündür. Mesela, hırsız yapan bir kişinin hem hukuki cezaya saptırılması hem de ahlakı normlara aykırı olduğundan, kınanmaların yaşanması kaçınılmazdır.Toplumda ki, bireylerin birbirlerine saygı beslemesi, o toplumun refah ve huzur seviyesinin yükselmesinde en büyük etkendir.Saygı olgularda da var olmalıdır. Mesela, düşünceye ve sevgiye duyulan saygı gibi? Yani karşımızdaki insanlarla iletişim kurarken, o insanın düşüncesini eleştirirken, onu kırmamaya özen göstermek, onun düşüncelerine saygı duymakta, aslında var olan bir ahlak kuralıdır.Toplumda saygı, sadece kişilere değil, var olan her şeye gösterilmelidir. Doğaya çiçeğe, böceğe, tabiata kısacası, canlı-cansız her şeyde? Bu saygıdan elde edilecek en büyük kazancı, kişinin kendi şahsında yaşadığını görmekte ve bu misyonla kişinin, aslında topluma duyduğu saygıyı, kendine duyduğu saygıyla özleştirmekteyiz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Behiye İnekçioğlu / diğer yazıları
- Bir olma vakti / 17.01.2018
- Görmeyene göstermek / 03.10.2014
- Yaparak ve yaşayarak öğrenme süreci / 21.09.2014
- İçimizde kalsın! / 15.09.2014
- Bir parmağı eksik olanlar! / 08.09.2014
- Davaya ram olabilmek / 29.08.2014
- Bu inancın adı nedir? / 24.08.2014
- Haydi, kızlar okula! / 11.08.2014
- İhanet, esaret, asalet ve vicdan / 31.07.2014
- Hoş geldin ya şehr-i Ramazan! / 30.06.2014
- Görmeyene göstermek / 03.10.2014
- Yaparak ve yaşayarak öğrenme süreci / 21.09.2014
- İçimizde kalsın! / 15.09.2014
- Bir parmağı eksik olanlar! / 08.09.2014
- Davaya ram olabilmek / 29.08.2014
- Bu inancın adı nedir? / 24.08.2014
- Haydi, kızlar okula! / 11.08.2014
- İhanet, esaret, asalet ve vicdan / 31.07.2014
- Hoş geldin ya şehr-i Ramazan! / 30.06.2014