İnsanların en zaruri ihtiyacı beslenmedir. Bu ihtiyaç tarımsal üretimden sağladığı için, tarım sektörü, her devirde ekonominin bel kemiği olmuştur. Bundan dolayı dünyada bütün ülkeler, tarım üretimini teşfik etmiş ve tarım üreticilerini korumuştur. Bunu yapmayan ülkeler ise açlığın, yoksulluğun pençesinde inim inim inlemişlerdir.
Türkiye, tarım üretimi bakımından da eşi ve benzeri olmayan bir ülkedir. Yıllarca "dünyada beslenme ihtiyacının tamamen kendi üretiminden sağlayan 7 ülkeden biriyiz" diyerek övündük. "Avrupa'nın meyve bahçesiyiz, dünyanın tahıl ambarıyız" sözlerini dilimizden düşürmetik. Ama tarım için yapılması gerekenleri her geçen gün ihmal ettik. IMF'nin tavsiyelerine uyarak tarım üreticilerin çileleriyle başbaşa bıraktık.
Dünyanın tek süper gücü kabul edilen ABD, acaba bizim gibi mi yapıyor? Hayır, tam tersine ABD'de üretilen tarım ürünlerinin tümü devlet koruması altındadır. ABD, öyle yaptığı içindir ki, bugün dünyada tahıl ticaretinin yüzde 80'ini elinde tutuyor. Başka bir deyimle, dünya nüfusunun çoğunun ekmeğini ABD sağlıyor. Bu sebepten olacak ki, ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kisinger şöyle demiştir. "ABD'nin yiyecek silahı, petrol silahı ile boy ölçüşecek durumdadır". Demek ki ABD, tarım ürünlerini, petrol gibi stratejik ürünler arasında değerlendirmektedir. Stratejik ürünlerin ulusal güvenlikle ilgisini zikretmeye bilmem gerek var mı? Askerinin yiyeceğini kendi öz kaynaklarından karşılayamayan bir ülke, düşmana yenilmeden önce, açlığa yenilmez mi?
Bazı iktisatçılar, sadece savaş için değil, muhtemel bir kıtlık tehlikesi için de, tahıllardan oluşan ihtiyat stokları oluşturmanın şart olduğunu söylerler. Üretim ne kadar çok olursa olsun her zaman ihtiyat stoklarına ihtiyaç vardır. Yarının ne olacağını kimse bilemez.
Kıtlık dönemleri için tahıl stok etmek Hz. Yusuf (as)'ın yaptığı örnek bir uygulamadır ve bu uygulama, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Şehirlerimize dışarıdan bir kaç gün yiyecek gelmediği zaman, şehirlerimiz ne hale düşer? Bu durumu bütün ülkeye için düşününce, tarım ürünlerinin ve ihtiyat stoklarının önemi kendiğinden ortaya çıkar. Esasen ihtiyat stokları oluşturmak yalnız yiyecekle de sınırlı değildir. Örneğin ABD, Kore Savaşı'nı takip eden yıllarda boksit, kaucuk, ferro manganez... gibi stratejik maddeleri ihtiyat için stokladı.
Bugün Türkiye'yi idare edenler, stratejik ürün kavramını düşünecek durumda değildirler. onlara göre paran varsa, herşey var. Ama gerçekler hiçte öyle değil. Paramız olduğu halde, istediğimizi alamadığımız günlerin üzerinden çok zaman geçmedi. O günleri unutmadık. Ya bir de paranız yoksa.. İşte o zaman hapı yutarsınız. Türkiye, tarım sektörünü felce uğratarak bu hapı yutmak üzeredir.
Hangi akıl şöyle bir çelişkiyi, daha doğrusu tersliği kabul eder. Bir tarafta ekilir, biçilir, mümbit araziler bomboş dursun, diğer tarafta taşı sıksa suyunu çıkaracak genç insanlar işsiz dolaşsın. İşte Türkiye böyle bir ülkedir. Bu ters gidişe dur diyemezsek tarım üretimini yeniden ayağa kaldıramaçsak, ulusal güvenliğimiz de büyük oranda tehlikeye girecektir.
"Ulusal güvenliği tartışalım" diyenler, önce tarımı felç ederek geleceğimizi ve ulusal güvenliğimizi neden tehlikeye attıklarının hesabını versinler. Bu kişilere herhalde bu hesap sorulmadığı içindir ki, bir adım daha ileri atmaya yelteniyorlar. Unutmayalım, sorulacak hesap varsa, eninde sonunda o hesabı soracak kişiler meydana çıkar.
Türkiye, tarım üretimi bakımından da eşi ve benzeri olmayan bir ülkedir. Yıllarca "dünyada beslenme ihtiyacının tamamen kendi üretiminden sağlayan 7 ülkeden biriyiz" diyerek övündük. "Avrupa'nın meyve bahçesiyiz, dünyanın tahıl ambarıyız" sözlerini dilimizden düşürmetik. Ama tarım için yapılması gerekenleri her geçen gün ihmal ettik. IMF'nin tavsiyelerine uyarak tarım üreticilerin çileleriyle başbaşa bıraktık.
Dünyanın tek süper gücü kabul edilen ABD, acaba bizim gibi mi yapıyor? Hayır, tam tersine ABD'de üretilen tarım ürünlerinin tümü devlet koruması altındadır. ABD, öyle yaptığı içindir ki, bugün dünyada tahıl ticaretinin yüzde 80'ini elinde tutuyor. Başka bir deyimle, dünya nüfusunun çoğunun ekmeğini ABD sağlıyor. Bu sebepten olacak ki, ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kisinger şöyle demiştir. "ABD'nin yiyecek silahı, petrol silahı ile boy ölçüşecek durumdadır". Demek ki ABD, tarım ürünlerini, petrol gibi stratejik ürünler arasında değerlendirmektedir. Stratejik ürünlerin ulusal güvenlikle ilgisini zikretmeye bilmem gerek var mı? Askerinin yiyeceğini kendi öz kaynaklarından karşılayamayan bir ülke, düşmana yenilmeden önce, açlığa yenilmez mi?
Bazı iktisatçılar, sadece savaş için değil, muhtemel bir kıtlık tehlikesi için de, tahıllardan oluşan ihtiyat stokları oluşturmanın şart olduğunu söylerler. Üretim ne kadar çok olursa olsun her zaman ihtiyat stoklarına ihtiyaç vardır. Yarının ne olacağını kimse bilemez.
Kıtlık dönemleri için tahıl stok etmek Hz. Yusuf (as)'ın yaptığı örnek bir uygulamadır ve bu uygulama, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Şehirlerimize dışarıdan bir kaç gün yiyecek gelmediği zaman, şehirlerimiz ne hale düşer? Bu durumu bütün ülkeye için düşününce, tarım ürünlerinin ve ihtiyat stoklarının önemi kendiğinden ortaya çıkar. Esasen ihtiyat stokları oluşturmak yalnız yiyecekle de sınırlı değildir. Örneğin ABD, Kore Savaşı'nı takip eden yıllarda boksit, kaucuk, ferro manganez... gibi stratejik maddeleri ihtiyat için stokladı.
Bugün Türkiye'yi idare edenler, stratejik ürün kavramını düşünecek durumda değildirler. onlara göre paran varsa, herşey var. Ama gerçekler hiçte öyle değil. Paramız olduğu halde, istediğimizi alamadığımız günlerin üzerinden çok zaman geçmedi. O günleri unutmadık. Ya bir de paranız yoksa.. İşte o zaman hapı yutarsınız. Türkiye, tarım sektörünü felce uğratarak bu hapı yutmak üzeredir.
Hangi akıl şöyle bir çelişkiyi, daha doğrusu tersliği kabul eder. Bir tarafta ekilir, biçilir, mümbit araziler bomboş dursun, diğer tarafta taşı sıksa suyunu çıkaracak genç insanlar işsiz dolaşsın. İşte Türkiye böyle bir ülkedir. Bu ters gidişe dur diyemezsek tarım üretimini yeniden ayağa kaldıramaçsak, ulusal güvenliğimiz de büyük oranda tehlikeye girecektir.
"Ulusal güvenliği tartışalım" diyenler, önce tarımı felç ederek geleceğimizi ve ulusal güvenliğimizi neden tehlikeye attıklarının hesabını versinler. Bu kişilere herhalde bu hesap sorulmadığı içindir ki, bir adım daha ileri atmaya yelteniyorlar. Unutmayalım, sorulacak hesap varsa, eninde sonunda o hesabı soracak kişiler meydana çıkar.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları
- İnsan hakları ve ihlâlleri / 01.02.2019
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018
- Sömürü ve şahsiyetli insan / 21.01.2019
- Ekonomik kararlar ve insan davranışları / 09.01.2019
- Medeniyetlerin etkileşimi / 20.12.2018
- Ekonomide bitmeyen tartışma / 12.12.2018
- İletişim çağında iletişimsizlik / 22.11.2018
- Öngörülerdeki isabetsizlikler / 09.11.2018
- Küresel ekonomi ve ülke ekonomileri / 22.10.2018
- Adaletsiz ekonomi / 11.10.2018
- Ekonomide milli strateji / 18.09.2018