Şura, meclis, kurul, danışma kurulu, istişare etmek ve meşverette bulunmak manalarına gelir.
Şura, Kur'an-ı Kerim'de hicretten önce Mekke'de nazil olan sureyi ismi ile isimlendirmiş, bu surenin 38. Ayeti kerimesi ile" Ve Rablerinin dâvetine icabet edenlere ve namaz kılanlara ve işlerini, aralarında danışarak yapanlara ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını ayırıp yoksulları doyuranlara, hayra harcayanlara" diyerek, Müminlere işlerinde istişare etmeleri emredilmiştir.
İslam'daki fikir hürriyetinin teoriden pratiğe aksetmesini sağlayan asıl unsur mahiyetinde hayati bir müessese şûra'dır.
Şura, Kur'an-ı Kerim'in nas ile hükme bağladığı bir konuda veya Peygamber Efendimizin (s.a.a.) sünnetinde netleşmiş bir konu üzerinde yapılamaz.
Şura, işlerin ehline sorularak, istişare edilerek danışılarak, ekonomik, içtimai, savunma ve maişet hayatındaki konularda yapılmasını emreder.
Uhud harbinde, Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ashabıyla istişare etmiş ve neticesinde, ashabın gençlerinin fikirlerini aşırı derecede savunmaları neticesinde, Arapların mübareze usulü çarpışma taktiklerini harp meydanında esas alınmıştır. Neticede Müslümanlar büyük kayıplar vermişlerdir.
Şura'nın en temel kaidesi, karşısındakilere kendi fikrini kabul ettirmek değil, çıkan fikirleri dinleyip en iyisinden istifade etme prensibidir.
Bundan sonradır ki, Efendimizin ashabı şurayı ve istişareyi anlamış, en güzel örneği hendek gazvesinde ortaya koymuşlardır. Hendek gazvesinde, Müslümanlar, Arapların bilmediği savunma savaşı taktiğini istişare neticesinde uygulamış, müşriklere karşı büyük hendekler açarak, parlak bir zafer kazanmışlardır.
Mescidi nebevinin nasıl aydınlatılması gerektiğini ashabı ile istişare eden Efendimiz (s.a.a) Şura neticesinde Mecusilerin tapındıkları kandilin, mescidi nebevinin aydınlatılmasında kullanılmasına karar vermiştir.
Şura, İslam ümmetine, göstermelik liderler ve halifeler tarafından, ayeti kerimlerde ve Peygamber Efendimiz (s.a.a.)hadisi şeriflerinde geçtiğinden farklı olarak gösterilmiştir.
İslam tarihinde Ümeyye oğulları başta olmak üzere Abbasiler, Memluklüler, Osmanlılar gibi imparatorluklar, sultanlıklar ve emirlikler hiçbir zaman şurayı çalıştırmamışlardır. Bunun yanında babadan oğula, veliaht tayin edilerek, devamı sağlanan birçok sultanlık, emirlik ve imparatorluk İslami ve Kur'an-i gösterilmeye çalışılmıştır.
Halifenin tayini Maide süresi 67. ayeti kerime ile nasb iledir.(El vahidi Ebu'l Hasan Ali B. Ahmed, Esbab-ı Nüzul, Kahire 2003 s. 104-105) Şura halifeyi tayin edemez.
Bunun haricinde babadan oğula veliaht tayin edilmesi yolu ile tayin edilen veya kuvvet üstünlüğü ile hükme el koyup, kendisini halife gören, hiçbir sultanlık, krallık, emirlik ve imparatorluk, İslami, Kur'ani ve Nebevi bir görüşe dahil olamaz.
Şura, Kur'an-ı Kerim'de hicretten önce Mekke'de nazil olan sureyi ismi ile isimlendirmiş, bu surenin 38. Ayeti kerimesi ile" Ve Rablerinin dâvetine icabet edenlere ve namaz kılanlara ve işlerini, aralarında danışarak yapanlara ve onları rızıklandırdığımız şeylerin bir kısmını ayırıp yoksulları doyuranlara, hayra harcayanlara" diyerek, Müminlere işlerinde istişare etmeleri emredilmiştir.
İslam'daki fikir hürriyetinin teoriden pratiğe aksetmesini sağlayan asıl unsur mahiyetinde hayati bir müessese şûra'dır.
Şura, Kur'an-ı Kerim'in nas ile hükme bağladığı bir konuda veya Peygamber Efendimizin (s.a.a.) sünnetinde netleşmiş bir konu üzerinde yapılamaz.
Şura, işlerin ehline sorularak, istişare edilerek danışılarak, ekonomik, içtimai, savunma ve maişet hayatındaki konularda yapılmasını emreder.
Uhud harbinde, Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ashabıyla istişare etmiş ve neticesinde, ashabın gençlerinin fikirlerini aşırı derecede savunmaları neticesinde, Arapların mübareze usulü çarpışma taktiklerini harp meydanında esas alınmıştır. Neticede Müslümanlar büyük kayıplar vermişlerdir.
Şura'nın en temel kaidesi, karşısındakilere kendi fikrini kabul ettirmek değil, çıkan fikirleri dinleyip en iyisinden istifade etme prensibidir.
Bundan sonradır ki, Efendimizin ashabı şurayı ve istişareyi anlamış, en güzel örneği hendek gazvesinde ortaya koymuşlardır. Hendek gazvesinde, Müslümanlar, Arapların bilmediği savunma savaşı taktiğini istişare neticesinde uygulamış, müşriklere karşı büyük hendekler açarak, parlak bir zafer kazanmışlardır.
Mescidi nebevinin nasıl aydınlatılması gerektiğini ashabı ile istişare eden Efendimiz (s.a.a) Şura neticesinde Mecusilerin tapındıkları kandilin, mescidi nebevinin aydınlatılmasında kullanılmasına karar vermiştir.
Şura, İslam ümmetine, göstermelik liderler ve halifeler tarafından, ayeti kerimlerde ve Peygamber Efendimiz (s.a.a.)hadisi şeriflerinde geçtiğinden farklı olarak gösterilmiştir.
İslam tarihinde Ümeyye oğulları başta olmak üzere Abbasiler, Memluklüler, Osmanlılar gibi imparatorluklar, sultanlıklar ve emirlikler hiçbir zaman şurayı çalıştırmamışlardır. Bunun yanında babadan oğula, veliaht tayin edilerek, devamı sağlanan birçok sultanlık, emirlik ve imparatorluk İslami ve Kur'an-i gösterilmeye çalışılmıştır.
Halifenin tayini Maide süresi 67. ayeti kerime ile nasb iledir.(El vahidi Ebu'l Hasan Ali B. Ahmed, Esbab-ı Nüzul, Kahire 2003 s. 104-105) Şura halifeyi tayin edemez.
Bunun haricinde babadan oğula veliaht tayin edilmesi yolu ile tayin edilen veya kuvvet üstünlüğü ile hükme el koyup, kendisini halife gören, hiçbir sultanlık, krallık, emirlik ve imparatorluk, İslami, Kur'ani ve Nebevi bir görüşe dahil olamaz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Ali Nezir / diğer yazıları
- Maarif yüzyılı! / 13.01.2025
- Denizcilik İşletmeleri / 27.12.2024
- Savaşların kazananları! / 06.12.2024
- Ortadoğu’da gözü olanlar! / 25.10.2024
- Şam’ın ve Halep’in limanı Beyrut’tur! / 18.10.2024
- Kahire’deki Türk şehitliği! / 20.09.2024
- Kavimler göçü veya sığınmacılar! / 17.08.2024
- Avrupalıların keşif dediği ‘sömürü’! / 09.08.2024
- Top oynayan çocuklara atılan füze / 30.07.2024
- Kerbela! / 16.07.2024
- Denizcilik İşletmeleri / 27.12.2024
- Savaşların kazananları! / 06.12.2024
- Ortadoğu’da gözü olanlar! / 25.10.2024
- Şam’ın ve Halep’in limanı Beyrut’tur! / 18.10.2024
- Kahire’deki Türk şehitliği! / 20.09.2024
- Kavimler göçü veya sığınmacılar! / 17.08.2024
- Avrupalıların keşif dediği ‘sömürü’! / 09.08.2024
- Top oynayan çocuklara atılan füze / 30.07.2024
- Kerbela! / 16.07.2024