Fransa'da ırkçı parti Le Pen'in yükselişi iki turlu seçim tartışmalarını başlattı. Fransa'nın bu tip marjinal partileri iki turlu seçim sistemi sayesinde etkisizleştirdiği düşünülüyor.
Avrupa'da Le Pen'in yükselişi tartışılırken Türkiye'de de Tayyip Erdoğan'ın ordu ve Anayasal düzen hakkındaki sivri çıkışlarının yer aldığı kasetin etrafında kopan fırtına seçim sistemi tartışmasını alevlendirdi.
İlk çıkış Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu'ndan geldi. Kıvrıkoğlu, "Demokrasi içerisinde gerekli önlemlerin alınması gerekir iki turlu seçimle bu işin önlenmesi mümkündür" dedi. Siyasetçilerden ilk destek Çiller'den geldi. Çiller, "marjinal akımların panzehiri olarak iki turlu seçim"i gösterdi.
Meclis Başkanı Ömer İzgi ise teklife karşı çıktı. İzgi'nin ne dediği niçin karşı çıktığı ise pek net anlaşılamıyor. İzgi, "Her zaman Fransa'daki Le Pen durumu ortaya çıkmaz, başka sakıncalar da ortaya çıkabilir. Ülke yararına olacak partilerin gelmesini önleyici kümeleşmelere yol açabilir" diyor.
Bu karışık cümlelerden anlayabildiğimiz kadarı ile İzgi, MHP'ye karşı diğer partilerin ittifak etmesinden korkuyor.
Hükümet ortakları ise, her zaman ki oportünist yaklaşımla avantajlı olduğunu düşündüğü yerel seçimlerin iki turlu olmasını istiyor. Genel seçimlerde ise, değil iki turlu seçim istemek ilk fırsatta barajı aşağı çekmeye çalışıyor.
Görüldüğü gibi siyasiler, millet menfaatine olacak ilkeli, tutarlı, demokratik bir seçim sistemi istemek yerine rakiplerinin elini kolunu bağlayacak sistem arayışında.
Oysa Türkiye'nin seçim sistemini, uzun vadeli siyasi istikrarın ve verimliliğin sağlanması için soğukkanlılıkla düşünmesi gerekiyor.
Marjinal partilerin iktidara gelmesi kadar, çapraz koalisyonlarla, iktidar pazarlıkları ile siyasetin çürümesi ve tıkanmasının önüne geçecek bir sistem arayışında olması lazım.
Fransa'daki şekliyle iki turlu seçim, küçük partilerin pazarlık yoluyla iktidara ortak olmalarının önüne geçmiyor. Bilakis teşvik ediyor. Çünkü ikinci turda en çok oy alan iki parti değil yüzde 12.5'ten fazla oy alan partilerin yarışması kirli pazarlıklara kapı aralıyor.
Türkiye ya dar bölgeli iki turlu seçim sistemini bir bütünlük içinde kabul etmeli ya da bu günkü sistemi revize etmeli.
Bu revize, barajı indirmek değil, bilakis % 15'e çıkarmak olmalıdır. Barajı düşürerek temsilde adalet bahanesi ile siyaseti bölük pörçük etmenin anlamı yoktur. Çünkü bugün bir çok partinin olması farklı fikir ve temsilden değil, tam aksine siyasi partilerin tabandan koparak dar bir alana hapsolmasından kaynaklanıyor.
Yönetebilir bir iktidar, denetleyebilir bir meclis için barajın yükseltilmesi şarttır.
Avrupa'da Le Pen'in yükselişi tartışılırken Türkiye'de de Tayyip Erdoğan'ın ordu ve Anayasal düzen hakkındaki sivri çıkışlarının yer aldığı kasetin etrafında kopan fırtına seçim sistemi tartışmasını alevlendirdi.
İlk çıkış Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu'ndan geldi. Kıvrıkoğlu, "Demokrasi içerisinde gerekli önlemlerin alınması gerekir iki turlu seçimle bu işin önlenmesi mümkündür" dedi. Siyasetçilerden ilk destek Çiller'den geldi. Çiller, "marjinal akımların panzehiri olarak iki turlu seçim"i gösterdi.
Meclis Başkanı Ömer İzgi ise teklife karşı çıktı. İzgi'nin ne dediği niçin karşı çıktığı ise pek net anlaşılamıyor. İzgi, "Her zaman Fransa'daki Le Pen durumu ortaya çıkmaz, başka sakıncalar da ortaya çıkabilir. Ülke yararına olacak partilerin gelmesini önleyici kümeleşmelere yol açabilir" diyor.
Bu karışık cümlelerden anlayabildiğimiz kadarı ile İzgi, MHP'ye karşı diğer partilerin ittifak etmesinden korkuyor.
Hükümet ortakları ise, her zaman ki oportünist yaklaşımla avantajlı olduğunu düşündüğü yerel seçimlerin iki turlu olmasını istiyor. Genel seçimlerde ise, değil iki turlu seçim istemek ilk fırsatta barajı aşağı çekmeye çalışıyor.
Görüldüğü gibi siyasiler, millet menfaatine olacak ilkeli, tutarlı, demokratik bir seçim sistemi istemek yerine rakiplerinin elini kolunu bağlayacak sistem arayışında.
Oysa Türkiye'nin seçim sistemini, uzun vadeli siyasi istikrarın ve verimliliğin sağlanması için soğukkanlılıkla düşünmesi gerekiyor.
Marjinal partilerin iktidara gelmesi kadar, çapraz koalisyonlarla, iktidar pazarlıkları ile siyasetin çürümesi ve tıkanmasının önüne geçecek bir sistem arayışında olması lazım.
Fransa'daki şekliyle iki turlu seçim, küçük partilerin pazarlık yoluyla iktidara ortak olmalarının önüne geçmiyor. Bilakis teşvik ediyor. Çünkü ikinci turda en çok oy alan iki parti değil yüzde 12.5'ten fazla oy alan partilerin yarışması kirli pazarlıklara kapı aralıyor.
Türkiye ya dar bölgeli iki turlu seçim sistemini bir bütünlük içinde kabul etmeli ya da bu günkü sistemi revize etmeli.
Bu revize, barajı indirmek değil, bilakis % 15'e çıkarmak olmalıdır. Barajı düşürerek temsilde adalet bahanesi ile siyaseti bölük pörçük etmenin anlamı yoktur. Çünkü bugün bir çok partinin olması farklı fikir ve temsilden değil, tam aksine siyasi partilerin tabandan koparak dar bir alana hapsolmasından kaynaklanıyor.
Yönetebilir bir iktidar, denetleyebilir bir meclis için barajın yükseltilmesi şarttır.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014